Abbas Tan Yazdı: Aleviler Nereye Gidiyor?
Tarih: 05-02-2025 00:55:26 Güncelleme: 05-02-2025 01:07:26WELG | Birçok konuda olduğu gibi Alevilerin sorunları konuşulurken öncelikle "AĞACIN KURDU KENDİ İÇİNDE OLUR" sözü kullanılır.
İkincisi sistemin dayatması.
Üçüncüsü. Mahalle baskısı.
Daha uzayıp gider. Ne yazık ki kolay kolay dönüp kendine bakmaz.
Dedeleri, Pirleri/anaları, kurum yöneticilerini eleştirir.
Talipleri, üyeleri eleştirir.
Eleştirdiği ve suçladığı bütün bu bireyler ve kurumlar konusunda mutlaka haklılık payları vardır.
Bir de dönüp kendisine bakmadığını hesaba katmaz.
Türkiye’de bürokrasiyi, yasaları, uygulamalar ve ritüelleri de bilmez, yada bilmemezlikten gelir.
Dernek ve vakıfların hangi şartlarda nasıl hizmet verdiğine bakmazlar, bazen de bakarlar ama göremezler.
Ocakzadeler konusunda haklılık payına bakalım.
Ocakzadeler ve Hak aşıkları Binlerce yıl bu yolun kahrını çekmişler, il il, ilçe ilçe, köy köy, kapı kapı dolaşmışlar. Taliplerini İrşad etmeye çalışmışlar.
Talipler arasında rızalığı sağlamışlar.
Bildiklerinin bir çoğunu herkesle paylaşırken SIRRI SIR etmeyi de ihmal etmemişler.(Sırrı hakikati bu yolda olgunlaşmamış insanlara anlamamışlar).
Gün gelmiş talipler kendilerini eğitmeye başlamışlar.
Bilimi, teknolojiyi kullanmaya başlamışlar.
Pirler/analar yani Ocakzadeler sakladıkları Sırrı, bu hizmeti kendisinden sonra yürüteceklere aktarmayı unutmuşlar.
Anlattıklarından bir kısmını çocukları tam anlayamamış hatta yanlış anlamışlar.
İşte Aleviler bu tarihten sonra başkaları tarafından anlatılan, yazılan Aleviliği gerçekmiş gibi kabul etmişler ve sıkı sıkıya sarılmışlar.
Başkalarının anlattıklarının yada yazdıklarının bir çoğu Alevilikle ilgisi olmayan konular ve Aleviliği özünden uzaklaşmasına neden olan sebepler olduğunun farkında olunmamış.
Sıkıştıklarında duyduklarının dışında bir soru geldiğinde bilmediği konuyu bilmiyorum dememiş/diyememiş kendi mantığına göre cevap verince de kafalar karışmış.
Babalarının dedelerinin Talip, Rehber, Pir, Mürşid ilişkilerinden vazgeçip kurumlarda oturarak taliplerin gelmesini beklemişler ancak talibin artık talip değil üye olduğunu farketmemişler.
Bütün bu kadar eksikleri görmezden gelerek herşeyi bildiklerini sanarak ağzına aklına geleni aktarmaya başladılar.
Bu düşüncedeki ocakzadeler çoğalınca gerçekleri anlatan ocakzadeler gölgede kaldı.
Elbette verdiğimiz bu örnekler herkesi kapsamaz. Öyle olsaydı bu örnekleri vermek için dayanaktan yoksun olurduk.
Rehber (rayber), Pir, Mürşidlerin tamamına DEDE diye hitap edilmeye başlandı.
Dedeler Erkan yürütürken kadınları posttan uzak tutarken hizmetlerde ellerine süpürge, çerağ, lokma hizmeti konusunda ses çıkarmadılar.
Kimi dedeler Evladı Resulum derken bu seyitlik anadan geliyor demediler.
Bir çok dede, dedeliğe başlarken kimden eğitim (el) aldılar, ne ikrar verdiler ne yılda bir defa görgüden geçti.
Ben yaptım oldu mantığı ile hareket ederek yolu tıkadılar.
Ocakzade olmayan ve bu hizmeti çok iyi bilip uygulayacak canlara bu hizmeti yapamazlar diyerek tepki gösterdiler.
Kurumlar konusuna bakalım.
Binlerce yıl Talip, Rehber, Pir, Mürşid ilişkileri çerçevesinde örgütlenen Aleviler günümüzde neredeyse bu örgütlenme konusunu askıya almış durumdalar.
Hukuku, yasaları, uygulamaları yeterince bilmeyen Aleviler kentleşmeyle birlikte yeni bir örgütlenmeye gitmek zorunda kaldılar.
Aleviliğin inancı, kültürü, ekonomik veya sosyolojik boyutunu ele almadan (yasalardan kaynaklanan) Kültür Derneği veya Kültür Vakfı adı altında örgütlendiler.
Mevcut yasalardan yararlanarak, bazen sivil itaatsizlik uygulayarak küçümsenmeyecek yol katettiler.
Dernekler, Vakıflar Federasyonlar oluşturdular, güzel işler yaparken çok da yanlış yaptılar.
Siyasette söz sahibi olmaya başlayınca kişisel hırsla yanlışlar başladı.
Bunu çok iyi takip eden sistem boş durmadı.
Sistemin müdahalesi.
- SİSTEMİN MÜDAHALESİ
Otuz yıldır Sisteme karşı mücadele ediyoruz diye haykırdık.
Alevi kurum yöneticileri ve Ocak zadeler, Aşık’ı sadıklar, eksik yada yanlış yaptığı an sistem devreye girer.
Bir tarafa şirin gözükür, sizin yaptığınız doğrudur, böyle yapmaya devam edin, bize ne görev düşerse hazırız, her türlü desteğe hazırız, her zaman sizin yanınızdayız gibi laflar ederler.
Alevilerle ilgili kararlar alırken Alevilere danışmazlar ama Alevilerin bilgisi var derler. Gerçi kendilerine göre Alevileri vardır.
Bir yandan da farklı politikalar geliştirir.
Devletin imkanlarını seferber ederler.
İmam Hatip okullarını, İlahiyat fakültelerini devreye koyarak lisans, yüksek lisans, doktora tezi hazırlığı diyerek öğrencilerini Cemevlerine gönderirler.
Dedeleri ile, kurum yöneticileri ile röportajlar yaptırırlar.
Dede yada yönetici "ben ne imişim" diyerek başlar konuşmaya.
Karşısındakinin hoşuna gitsin diyerek bazen ipin ucunu iyice kaçırır.
Alevilikle ilgisi olmayan bir yığın laflar ederler. Kısa süre sonra Doktora tezleri üniversite raflarında yerini alır, sonra o tez kitap olarak gelip Cemevlerindeki kitaplıkta/kütüphanede yerini alır.
Sistem kurum yöneticilerine yönelir.
Başkansın, Milletvekilliği senin hakkın, bir diğerine Belediye Meclisi üyeliği senin hakkın.
Senden çok iyi İl Başkanı olur... neler, neler anlatılır.
Genel Merkez düzeyinde görev yapanlara başka bir ima ile yaklaşırlar ki bunu duyan büyük yöneticilerin kimileri kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sanarlar. İlk seçimde kesin milletvekili olarak görürler.
Onlar kendileri için çabalarken kurumların içi boşalmaya başlar.
Birçok kurum yöneticisi ve dedeler Alevi dilini kullanmasını dahi bilmeyince işler iyice karışır.
Yıllardır mücadele veren Aleviler sistemin açık/aralık kapısından içeri girerek dernekleşmeye başkadılar/başladık.
Niçin nasıl olduğunu bilmeden Kültür Derneği, Kültür Vakfı sahipleri olduk.
Hukukçular, siyasetçiler durun, yanlış yapıyorsunuz demediler ve Aleviler Türkiye'nin dört bir yanında örgütlenmeye başladılar.
Köylerde hazine arazilerine, köy meralarına, vakıfların arazilerine Cemevi yapmaya başlandı.
Büyükşehir yasası çıkınca bütün köy Cemevleri belediyelerin oldu.
Elektrik aboneliği Ticarethane olarak tescil edildi uzun zaman kimse fark etmedi.
İtiraz edince KONUT olarak abonelikler tescil edildi.
Yine itiraz edince Kamu yararı statüsü ile taçlandırıldı.
Cemevlerimiz İBADETHANEMİZDİR dedik ama Cemin ibadet olup olmadığını tartışmaya başladık.
Diyanetin kaldırılmasını talep ettik.
Sistem yeniden devreye girdi. Diyanete bağlanmak istemiyorsanız alın size Kültür Bakanlığı Cemevleri Başkanlığı dedi.
Önce kararname arkasından yasa.
Sistem oldukça rahat çalışıyor ve keklikler öte öte yola çıktılar.
Zaten Dernek ve Vakıflarımızın tamamının adında KÜLTÜR var.
Zorunlu din dersleri kaldırılsın diye yıllarca sokaklarda haykırdık.
Mahkeme kararı alan canlarımız oldu. Kimse mahkeme kararı var çocuğumu Din dersine göndermem demedi ve çocuğunun elinden tutup okula götürüp İslam’iyeti öğrenmesine önayak olduk.
İlahiyat mezunu hoca efendiler Alevilik ders müfredatı hazırlayıp Alevilik dersleri vermeye başladı.
Sistem o kadar güzel işliyor ki ne kendisini incitiyor nede Alevileri.
Kültür Bakanlığı yakında Cemevleri için kadro açacak.
Şimdiden birkaç Alevi akademisyenin (Prof.) kadroyu kabul ettikleri duyulmaya başlandı.
Sırada Hz. Dedeler var.
SİSTEM VARSA BİZ DE VARIZ diyenlere kim ne diyecek, diyebilecek.
Bu sisteme hangi Alevi ne diyecek?
Bir süre önce bazı Cemevi Başkanları, Dedeleri, Cemevi için İçişleri Bakanlığı Baş Danışmanından neler istemedi ki.
Tabak, çatal, kaşık, masa, sandalye, tv, dolap, halı, kilim, çatı akıyor ona da bakılsın. Buzdolabı eski, çamaşır makinesi yok, bir de Elektrikli süpürge olursa teşekkürler.....dediler.
Aleviler herşeyi söylediler ama bir konuda ses çıkarmadılar.
Alevilik kendi ellerimizle yok oluyor nasıl önlem alırız demediler.
Yıllarca bu kurumların başına oturup kalkmayanlara yeter artık kalk demediler.
Alevilik günün şartlarına göre güncellenmeli demediler.
Yolu, Erkanı, ikrarı, görgüyü, müsahiplik, Hızır, Kamil insan, Rıza Şehri, Doğa sevgisi nedir bilmeyenlere cem yürüttürdüler.
Varoluş ve Yaradılış arasındaki farkı bilmedikleri için Varlığın Birliği söyleminden kaçındılar. İslam’ın özüyüz sözü ile hem kendisini kandırdı, hem karşıdakini.
Hızır da, Gağand da, ikrar ve görgü cemlerinde Kerbela ağıtları ile gençleri uyutanlara cem yaptırdılar/yaptırdık.
Eğitime, Bilime önem vermeyen insanlara Cemevleri yönettirdik.
Sistem neyi emrettiyse öyle hareket ettik, etmeye devam diyoruz.
Aşk olsun bu yanlışlara dur diyeceklere.
Aşk olsun Alevi dilini kullananlara.
Aşk olsun bu yolda Alevice yürüyenlere.
- MAHALLE BASKISI
Alevilerin nereden geldiğine bakacak zaman kalmadı NEREYE GİTTİĞİNE BAKMAK GEREK.
Bir taraftan iç tartışmalar, diğer taraftan sistemin parçası olup Asimile ile yok olma,
Mahalle baskısı,
Ekonominin zorlukları.
Aleviler şehirlere geldikten sonra Ticarette, siyasette, bürokraside söz sahibi olmaya başlayınca işin şekli değişti ve Çorum, Tokat, Sivas, Maraş olayları yaşandı ve bu yüzden mahalle baskısı görmeye başladılar özellikle inançsal anlamda ciddi değişime uğradılar.
Köylerdeki Hakka uğurlama erkanlarını şehirlerde Cenaze namazına dönüştürdüler.
Cenazeleri Cami avlusundaki musalla taşına bırakıp ara sokaklara saklanmaya başladılar.
Cenaze namazı bitince koşa koşa gelip cenazeyi alıp gidiyorlardı.
Bunu gören Müslüman cemaat Alevi cenaze namazına durmadılar.
DİRİSİ GELMEYENİN ÖLÜSÜNÜN NE İŞİ VAR denildi.
Çok da haklıydılar.
Kuran okunarak cenazeleri Kaldırmalar devam edilirken Cemevleri açıldı, birçok Alevi cenazeleri camiye gitmedi ama bu defa da camideki ritüelcemevine taşındı.
Cemevlerinin çok büyük bir kısmında Hakka uğurlama erkanı yerine ALLAHU EKBER diyerek kuran ve tekbirler ile cenazeler kaldırılırken sonunda hoca efendi/Dede Fatiha dediğinde ellerini açıp dua eden Alevilerin birçoğu Fatihayı bilmediği halde göstermelik riyakarlık ettiler.
Son dönemlerde birçok Cemevinde Bağlama eşliğinde devriyelerle, gülbanglarla Erkan yürütülürken Pir veya ehil kişiye yaklaşıp "aramızda yabancılar var ona göre hareket et" diyenler hala var.
Erkan yürürken, rızalık alınırken kadınlar uzakta bekletiliyordu. Kadınlardan rızalık dahi alınmıyordu.
Bunlar yapılınca hala tepki gösterenler var.
Aramızda yabancılar var, kadının ne işi var burada diyenlerle, bağlama/saz getirdiniz bari davul zurna da getirin diyenler var.
Cenazeden sonra Cemlerde kurandan ayetler okunmaya başlandı.
Tabutun üzerine Arapça yazılı bezler örtülüyor, anlamını bilen yok.
Kadınlar cemevine girerken başlarını bağlamak için kapıda eşarp dağıtılmaya başlandı ve erkekler ayrı, kadınlar ayrı oturtuldu.
"CEMEVİNE GİRERKEN
ERKEK ER KİŞİLİĞİNİ,
KADIN DİŞİLİĞİNİ DIŞARIDA BIRAKIP
CAN OLARAK GİRER"
sözü unutuldu.
Ramazan da sahura kalkıyor gibi lambaları yakıp yatanlar var.
İşyerinde Alevi olduğunu saklayıp cuma günleri cuma namazına giden Aleviler/dedeler vardı.
Asıl Müslüman biziz,
İslamın özüyüz diyenler posta oturup kurandan bazı ayetleri okurken diğer taraftan bu Osman kuranıdır. Kuran değiştirildi diyen Alevilerden şu surenin şu ayeti değişti diyeni göremedik.
Cemevlerine astığımız Alevilikle ilgisi olmayan resimleri hala yerinden indiremiyoruz.
Okulda öğrencilere aileleri sıkı sıkıya tembihleyip Alevi olduğunu söylemesini yasaklayan aileler vardı.
ELİNE DİLİNE BELİNE
söylemi unutturuldu tam tersine birçok olumsuz işlerde Alevi çocukları kullanıldı.
Bu güne kadar oy vermedikleri partilere köyümüze hizmet gelsin, çocuğumuzu işe alsınlar diye oy vermeye başladılar.
ALEVİ kurumlarına üye olan çocuğu veya torunu devlet kademelerinde görev almak için sınava gireceği vakit üyelikten istifa ettikleri dikkat çekecek noktada babalar, dedeler var.
Son dönemlerde işsizlikten ve çocuklarının geleceği için çok karşı oldukları İngiltere, Kanada ve Amerika'ya gidebilmek için dünya paralar rüşvet vermektedirler.
Bütün bu sorunların sebebi sadece mahalle baskısı mı?
Elbette mahalle baskısı vardır ama:
Hiç mi biz Alevilerin suçu yok.
- NE YAPMALIYIZ
Yayımlanan üç bölümde Alevilerin yaşadıkları olumsuzlukları dillendirerek tespit yapmaya çalıştım.
Umarım bu tespitlerimle canları kırmamışımdır.
Şayet kırılmış, incinmiş canlar var ise onlardan rızalık isterim.
Bunca yaşanan olaylardan sonra ne yapmalıyız?
Öncelikle özümüzü dara çekmeliyiz.
Alevilik, Doğayı ve canlıları incitmeden onlarla birlikte yaşayarak Kamil insan olup Rıza Şehrinde yaşamaktır.
Bu düşünceyi içselleştirmeliyiz.
Kendimizi tanımalıyız.
Kimiz, ne yapıyoruz, ne yapmalıyız sorusunu kendimize sorup sonra da cevabını vermeliyiz.
Ezilenler, Asimile olmaya yüz tutmuşlar, Emekçiler ile siyasi gücümüzü birleştirmeliyiz.
Aleviliği öğrenmeliyiz.
ELİNE, DİLİNE, BELİNE, EŞİNE, İŞİNE, AŞINA SAHİP OLMAYI içselleştirmeliyiz.
Alevilik deyince neyi anlıyoruz.
Cem, dem,bağlama, nefes, semah , dar, didar, ikrar, görgü, müsahiplik, Hızır, ziyaret, lokma, rızalık, dört kapı, kırk makam, Kamil insan, Rıza şehri düşkünlük, müşküllük, Erkan... gibi Alevi değerleri bilinmeli.
Hangilerinin hangi gerekçeyle güncellenmesi gerekir.
Hizmet yürütenlerin ocakzadeler olması şart mı sorusuna net cevap vermeliyiz.
Hizmeti ehil insanlar, yani bilen insanlar yürütür, yürütmelidir.
Bu hizmetleri soydan gelenler değil yolu sürdürenler yürütmelidir diyebilmeliyiz.
Mutlaka her türlü ekranları kadın canlarda yürütebilmeli.
Kurumların işleyişini bilip yeniden yapılanmayı sağlamalıyız.
Üyelik, yöneticilik şartlarını güncellemeliyiz.
Köy ve yöre derneklerine sahip çıkarak birilerinin eline düşmesini engellemeliyiz.
İçişleri Bakanlığı çok şubeli dernek ve vakıfların genel merkezlerine gitmedi, Federasyonlara gitmediler ama köy ve yöre derneklerini tek tek ziyaret ettiler.
Bölgesel Federasyonları hayata geçirerek merkezi güçten kurtarmak gerekmektedir.
Otuz yıllık örgütlülük sürecinde hala üye sayımız nüfusa oranla yüzde on dahi olmadı, olamadı.
Alevi kurumları hala bağışlarla ayakta duruyorlar. Sabir gelir getirecak faaliyetlere başlamalılar.
1993 Madımak olayından hemen sonra üyelikler hız kazanmıştı ki bir süre sonra duraklama dönemi başladı, hala o durağanlık devam etmektedir.
Eskilerde
Talip-Rehberi-Pir-Mürşid ilişkileri var idi. (bazı yerlerde var ise de bitme noktasına geldi).
Bunun yerine yeni bir model geldi.
Talip = Üye,
Rehber = Dernek/Vakıf,
Pir. = Federasyon,
Mürşid. = Konfederasyon oldu.
Dedelerimiz talip ziyaretine gitmek değil Dernek ziyaretine gelmeye başladı.
Ocak dedesi değil, Cemevi dedesi oldu.
İnanç kurulları ile Ruhban sınıfı oluşturuldu.
Bu kurul yerine Eğitim Bilim kurulu, kreşler, oluşturulmalı. Kadın girişimcilere pozitif ayrımcılık yapılmalı, teşvik edilmeli.
Eğitime önem vermeliyiz.
Yol hizmeti verenlerin hurafelerle uğraşacağına bilime, mantığa uygun, güncel bilgiler ışığında hizmetleri yürütmeli.
Alevilikteki Rıza Şehri hedefine ulaşma mücadelesindeki Hakikatçı anlayış Alevilere çok iyi anlatılmalı.
Gençliğimiz her geçen gün eğitimden uzaklaşmaya başladı.
Bütün imkanlar zorlanarak öğrencilerin eğitimlerini tamamlamaları sağlanmalı.
Mutlaka gençlerin meslek edinmeleri teşvik edilmeli.
Gençlerimizin yanlıştan kurtulması için bir çok alanda eğitimler düzenlemeliyiz.
Alevilik inançmıdır, değilimdir?
Cemevleriibadethanemidir, nedir
sorusunun cevabı tartışılarak netleşmeli.
Alevilerin ve Aleviliğin devletle ilişkileri, Sosyal Hukuk devleti anlayışı içerisinde net bir şekilde ifade edilmeli.
Başta Aleviler olmak üzere ötekileştirilen, yok sayılan tüm kesimleri ilgilendiren yasalar konusunda net düşünce ortaya koyup olması gereken şekli gerek siyasi partiler gerekse kamuoyu nezdinde net ifade edilmeli.
Gerçekleri görüp o doğrultuda yaşama mücadelesi velmelidir ki.
GERÇEĞİN DEMİNE HÜÜ denebilsin.
AŞK İLE derken çekinerek sağa sola bakmasınlar.
Sabah karlılaştığına SELAMUN ALEYKİM
derken karşıdakinin ALÖYKİMSELAM demesi yerine.
GÜNÜNÜZ AYDINLIK OLSUN denmeli karşıdaki de
AYDINLIK YÜZLER (günler) GÖRESİNİZ diyebilmeli.
AŞK İLE diyen cana karşıdaki
AŞK OLSUN GÜL CEMALİNİZE, veya
AŞKIM GÜL CEMALE yada
AŞK İLE diyebilmeli.
İnsanların birbirlerini sevmeleri öğretimizin gereği anlatılmalı.
Bütün bunların hayata geçirilmesi için Yöneticilerin, hizmet ehli insanların çok iyi eğitilmesi gerekir.
Sürçü lisan ettiysem rızalığınızı isterim.
AŞK OLSUN DOĞAYA CANLILARA HİZMET EDENLER,
AŞK OLSUN DOĞRU YOLDA YÜRÜYENLERE,
AŞK OLSUN GÜL CEMALLERİNİZE.
AŞK İLE.




























