CHP Basın Özgürlüğü Raporu: 68 Gazeteci Hakim Karşısında, Sansür ve Baskı Tırmandı
Tarih: 05-12-2025 08:22:23WELG | Ankara – CHP’nin Kasım Ayı Basın Özgürlüğü Raporu, Türkiye’de gazetecilerin artan yargı baskısı, dijital sansür, ekonomik ve idari yaptırımlar altında çalıştığını ortaya koydu. Rapora göre sadece Kasım ayında en az 68 gazeteci haber ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle mahkemeye çıktı, ağır hapis cezalarına çarptırıldı. RTÜK ise televizyon kanallarına kestiği cezalarla medya üzerindeki çok yönlü kuşatmayı derinleştirdi.
Bir Ayda En Az 68 Gazeteci Hâkim Karşısında
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in açıkladığı Kasım Ayı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre, geçen ay boyunca en az 68 gazeteci, yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle savcılık ve mahkemeler önünde ifade vermek zorunda kaldı. Raporda, gazetecilerin yargı süreçlerinde ağır hapis cezalarına maruz kaldığı, soruşturmaların büyük bölümünün doğrudan mesleki faaliyetlerle bağlantılı olduğu vurgulandı.
Ağır Hapis Cezaları: Altaylı, Kabaş, Dirik, Karvar
Rapor, basın üzerinde yükselen ceza tehdidini somut örneklerle ortaya koydu. Tutukluluğunun 158’inci gününde hâkim karşısına çıkan gazeteci Fatih Altaylı, “Cumhurbaşkanına fiili saldırı” iddiasıyla 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Ekim 2022’de gözaltına alınan 7 gazeteci hakkında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezası, istinaf mahkemesi tarafından onandı. Raporda, bu kararların basın özgürlüğü açısından caydırıcı ve tehdit edici bir etki yarattığına dikkat çekildi.
Gazeteci Sedef Kabaş ve Hakan Dirik’e 10’ar ay, Rahime Karvar’a ise gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 1 yıl 13 ay hapis cezası verildi. Rapor, bu davaların ortak noktasının, gazetecilerin kamuyu ilgilendiren konularda eleştirel yayın yapmaları olduğunun altını çizdi.
Gazetecilere Şafak Baskınları ve Gözaltılar
Kasım ayı boyunca pek çok gazeteci, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamındaki yayın ve yorumları nedeniyle polis baskınlarıyla karşı karşıya kaldı.
Ruşen Çakır, Şaban Sevinç, Yavuz Oğhan, Soner Yalçın ve Batuhan Çolak gibi kamuoyunda tanınan isimler, İBB soruşturmasına ilişkin haber ve yorumları gerekçe gösterilerek evlerine yapılan şafak baskınlarıyla gözaltına alındı ve “mevcutlu” olarak ifadeye götürüldü. Raporda bu uygulamaların, gazeteciler üzerinde gözdağı etkisi yarattığı vurgulandı.
Soruşturmalar: Haber ve Eleştiriye Ceza Mekanizması
CHP raporu, tek tek isimlerle örneklediği soruşturmalar üzerinden, basın mensuplarına yönelik ceza mekanizmasının nasıl işlediğini de belgeliyor.
Rojda Altıntaş, yaptığı bir haber nedeniyle “haberleşmenin gizliliğini ihlal” şüphesiyle ifadeye çağrıldı.
BirGün editörü Kayhan Ayhan, İzmir’de duvarlara boykot çağrısı yazan gençlerin tutuklanmasını haberleştirdiği için emniyete ifade vermeye zorlandı.
Gazeteci İsmail Arı hakkında, RTÜK’ün şikâyeti üzerine dava açıldı.
BirGün yöneticileri Selçuk Özbek ve Gökay Başcan ile T24 Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Candan Yıldız, yayımlanan haberler nedeniyle soruşturma geçirdi ve savcılıkta ifade verdi.
Gazeteci Alican Uludağ, Şule Çet davası hükümlüsü Berk Akand’ın tahliyesini duyurduğu için “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla soruşturmaya uğradı.
JinNews Haber Müdürü Öznur Değer ve Yeni Yaşam gazetesi eski Yazı İşleri Müdürü Osman Akın hakkında da yeni davalar açıldı. Rapor, tüm bu dosyaların ortak paydasının “haber verme ve eleştiri hakkının kriminalize edilmesi” olduğuna dikkat çekti.
Dijital Sansür: İmamoğlu ve “İstanbul İddianamesi”ne Erişim Engeli
Raporun en çarpıcı bölümlerinden biri de dijital medyaya yönelik sansür uygulamalarına ayrıldı. Tutuklu bulunan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun kişisel X (Twitter) hesabına erişim engeli getirilmesinin ardından, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ne ait X hesabı da farklı kullanıcı adlarıyla yeniden açılmasına rağmen üç kez erişime kapatıldı.
“İstanbul İddianamesi” adlı internet sitesi ve aynı isimli X hesabı da sansürlendi. Raporda, bu uygulamaların kamuoyunun bilgi edinme hakkını doğrudan hedef aldığı belirtildi.
Haber Siteleri ve Sosyal Medyaya Engeller Zinciri
CHP raporunda, erişim engellerinin kapsamı da detaylandırıldı. Sansür uygulanan başlıklar arasında:
- Anadolu Ajansı’na liyakatsiz atamalar yapıldığına dair haberler,
- Gazeteci Alican Uludağ’ın Gebze’de metro inşaatı nedeniyle çöken binadaki ihmalleri vurgulayan paylaşımı,
- TÜGVA’ya ilişkin iddiaları gündeme getiren gazeteci Serdar Akinan’ın X hesabı ve YouTube kanalı yer aldı.
Rapora göre bu engellemeler, “eleştirel haberciliği ve kamu kurumlarını sorgulayan yayınları hedef alan sistematik bir dijital sansür dalgası” niteliği taşıyor.
Ekonomik Baskı: İşten Çıkarmalar ve Basımın Daralması
Basın üzerindeki baskının sadece adli ve idari değil, ekonomik boyutları da raporda geniş yer buldu. Medya sektöründeki daralmanın sürdüğüne dikkat çekilen raporda, Kasım ayında Sözcü TV’de 14 gazetecinin işine son verildiği belirtildi.
Hürriyet Gazetesi’nin Ankara’daki basım faaliyetlerini durdurması da, “merkezileşen ve tekelleşen medya yapısının bölgesel basını zayıflatan bir adımı” olarak kayda geçti. CHP, işten çıkarmalar ve basımın daralmasının hem yerel haberciliği hem de gazetecilerin güvenceli çalışma hakkını zedelediğini belirtti.
RTÜK Cezaları: Eleştirel Yayına Para Cezası
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) de Kasım ayında cezai yaptırımlarını sürdürdü. Rapora göre RTÜK, ay içinde beş yayın kuruluşuna idari para cezası ve program durdurma gibi yaptırımlar uyguladı.
Sözcü TV’de yayımlanan “Türkiye’nin Sözü” programında CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’ın iktidara yönelik eleştirileri, kanala verilen idari para cezasının gerekçesi olarak kayıtlara geçti. CHP’nin raporu, RTÜK’ün bu tür cezalarla iktidar eleştirisini sınırlayan, oto-sansürü tetikleyen bir baskı mekanizmasına dönüştüğünü vurguladı.
“Gazeteciler Yargı, Sansür ve Yoksullaşma Kıskacında”
CHP’nin Kasım Ayı Basın Özgürlüğü Raporu genel değerlendirme kısmında, gazetecilerin aynı anda üç ağır baskı hattı arasında sıkıştırıldığı ifade edildi:
- Yargı baskısı ve hapis tehdidi,
- Dijital sansür ve erişim engelleri,
- İşten atma, işsizlik ve ekonomik güvencesizlik.
Raporda, Türkiye’de basın özgürlüğünün, demokratik denge ve denetim mekanizmalarının temel ayağı olduğu hatırlatılarak, “Gazetecilerin susturulmasının, toplumun susturulması anlamına geldiği” uyarısında bulunuldu.
@welgmedya.com
































