Hatimoğulları: “Umut Hakkı Raporda Olmalı; 30 Ocak Mutabakatıyla ‘Bahane’ Kalmıyor”
Tarih: 12-02-2026 23:15:30WELG | Ankara – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “umut hakkı”nın Meclis komisyonu raporunda mutlaka yer alması gerektiğini vurgulayarak, 30 Ocak mutabakatıyla Suriye’de yeni bir sürecin aktığını ve Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dair “sorun” söylemi üzerinden üreteceği gerekçelerin zayıfladığını söyledi. Hatimoğulları, “30 Ocak mutabakatıyla birlikte Suriye’de bir yol alınacak. Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye gibi bir ‘sorunu’ kalmadı. Türkiye’de bu süreci yürütenlerin ortaya koyacağı bir bahane, bir gerekçe kalmıyor” dedi.
“Rojava: Toprak Değil, Bir Öz Yönetim Deneyimi”
JIN TV’de Nezahat Doğan’ın sorularını yanıtlayan Hatimoğulları, Rojava’yı yalnızca coğrafi bir alan olarak değil; “kadın özgürlükçü, demokratik, ekolojik” bir paradigmayla kurulan ve halkların birlikte yönetebildiği bir öz yönetim deneyimi olarak tarif etti. Ortadoğu’da dinler, mezhepler ve halklar üzerinden kurgulanan çatışma siyasetinin karşısına, eşitlik ilkesine dayalı ortak yönetim modelinin çıktığını belirten Hatimoğulları, bu modelin en hayati boyutunun kadınların yönetimde aktif rol alması olduğunu söyledi.
“‘Kadın Deneyimi’ Bölgesel Bir Referansa Dönüştü”
Hatimoğulları, Rojava’daki kadın kazanımlarının yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadığını, uluslararası kadın ağları ve koalisyonlar açısından da somut bir örnek oluşturduğunu dile getirdi. Rojava’ya dönük saldırıların, yalnızca askeri hedeflere değil, doğrudan bu “kadın özgürlükçü” anlayışı ortadan kaldırmayı amaçladığını savunarak, kadınlara yönelik şiddet görüntülerinin saldırıların ideolojik karakterini ortaya koyduğunu ifade etti.
“‘İtibar Suikasti’ ve ‘Trol Ordusu’ İddiası”
Sürecin şeffaf yürümemesinin manipülasyonlara alan açtığını belirten Hatimoğulları, sosyal medyada “algı” üretildiğini ve bu alanda iktidara yakın hesapların etkin olduğunu öne sürdü. “Trol ordusu” tanımlamasıyla, barış ve demokratik çözüm tartışmalarının itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi; buna karşı toplumun sosyal medya operasyonlarına karşı uyanık olması gerektiğini vurguladı.
“Öcalan’ın Rolü ve ‘30 Ocak Mutabakatı’ Vurgusu”
Hatimoğulları, Suriye’deki gelişmelerin yoğunlaştığı dönemde Abdullah Öcalan’ın devreye girdiğini, devletle görüşmeler yaptığını ve 30 Ocak mutabakatının oluşmasında bu rolün belirleyici olduğunu söyledi. Bu mutabakatın hayata geçirilmesi için Türkiye’nin de katkı sunması gerektiğini belirten Hatimoğulları, Ankara’nın Şam yönetimiyle kurduğu ilişki nedeniyle sürecin ilerlemesinde etkili bir rol oynayabileceğini savundu.
“Komisyon Raporu: Sızdırma Tartışması ve ‘Hukuki Zemin’ Talebi”
Hatimoğulları, komisyon raporunun basına sızdırılmasını eleştirerek, sürecin artık “hukuki ve siyasi zemine” oturması gerektiğini söyledi. Kürt sorununun “terör” başlığına indirgenemeyeceğini, sosyolojik ve tarihsel bir mesele olduğunu vurguladı. Raporda, silah bırakma ve “eve dönüşler” için TCK, TMK ve infaz mevzuatında değişikliklere dair başlıkların basına yansıdığını; ancak “umut hakkı”na dair düzenlemenin yer almadığı iddialarının da gündeme geldiğini hatırlattı.
“‘Umut Hakkı’ Çağrısı: AİHM Kararı ve Cezaevleri Boyutu”
Hatimoğulları, “umut hakkı”nın yalnızca bir kişiyle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, cezaevlerinde geniş bir kesimi ilgilendiren bir düzenleme olarak ele alınmasını istedi. AİHM kararlarına rağmen bu alanda ilerleme sağlanmadığını söyleyen Hatimoğulları, rapor nihai hale gelmeden “umut hakkı”nın mutlaka metne eklenmesi gerektiğini ifade etti. Sürecin ilk aşamasında olunduğunu vurgulayan Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın “özgür çalışabilme ve iletişim kanallarının açılması” koşullarının, sürecin ilerlemesi açısından belirleyici olduğunu savundu.
“Hakan Fidan’ın ‘Irak’ Sözleri ve ‘Yeni Bahane’ Eleştirisi”
Hatimoğulları, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a atfedilen “Suriye’den sonra sıra Irak’a gelecek” minvalindeki açıklamalara da tepki göstererek, Şengal ve Mahmur gibi sivil yaşam alanlarının hedef gösterilmesini kabul edilemez bulduğunu söyledi. Bu tür söylemlerin barış sürecini olumsuz etkilediğini ve “bahane üretme” izlenimi yarattığını dile getirdi.
“Somut Adım Vurgusu: ‘İcraat Zamanı’”
Hatimoğulları, bir yılı aşkın süredir yürüyen görüşmelerin artık somut sonuçlara bağlanması gerektiğini belirterek, yalnızca temenni ve söylemlerle sürecin ilerletilemeyeceğini söyledi. Kayyım uygulamaları, gözaltı-tutuklamalar ve demokratik zemin eksikliği gibi başlıkların toplumda güven erozyonu yarattığını savunan Hatimoğulları, “demokrasi, hukuk ve özgürlükler” olmadan kalıcı barışın mümkün olmayacağını ifade etti.
“8 Mart ve Newroz: ‘Barışın Toplumsallaşması’ Hedefi”
Hatimoğulları, DEM Parti’nin önümüzdeki dönemde 8 Mart ve Newroz alanlarında barışın toplumsallaşması için sahada olacağını, kadınların hem yaşam hakkı hem de savaş karşıtlığı üzerinden güçlü bir barış hattı kuracağını söyledi. Barışın geniş toplumsal kesimlerin ortak meselesi olduğunu vurgulayarak, emekçiden gence, kadınlardan doğa ve insan hakları savunucularına kadar herkesin bu sürecin öznesi olması gerektiğini belirtti.
@welgmedya.com




























