İmralı Görüşmesi Sonrası Sancar’dan “Entegrasyon” Mesajı: “Birinci Aşama Bitmiştir”
Tarih: 16-02-2026 23:27:06 Güncelleme: 16-02-2026 23:34:06WELG | Ankara – DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Abdullah Öcalan ile İmralı’da yaptıkları görüşmenin ardından İlke TV’de sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Sancar, Öcalan’ın görüşmeyi “Bu toplantı entegrasyona giriş toplantısıdır” diyerek başlattığını aktarırken, “Birinci aşama bitmiştir” vurgusunun, sürecin artık “pozitif aşama” olarak tanımlanan yeni bir evreye geçtiğini gösterdiğini söyledi.
“Üç Saati Aşan Görüşme: 10 Maddelik Gündem”
Sancar, görüşmenin yaklaşık 3 saat sürdüğünü, yoğun bir içerikle ilerlediğini belirterek, Öcalan’ın genellikle önceden gündemi netleştirdiğini ve konuşulacak başlıkları çoğu zaman 10 madde halinde sıraladığını söyledi. Görüşmenin başlangıcında Öcalan’ın “demokratik entegrasyona giriş toplantısı” vurgusunu öne çıkardığını aktaran Sancar, konuşmanın çerçevesinin de bu doğrultuda şekillendiğini ifade etti.
“Birinci Aşama: Fesih ve Silah Bırakma Kararı”
Sancar’ın aktardığına göre Öcalan, sürecin geride kalan bölümünü değerlendirirken “birinci aşamanın” örgütsel varlığın ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararına ilişkin olduğunu belirtti. Bu aşamanın özünün PKK’nin kendisini feshetmesi ve silah bırakması olduğunu dile getiren Öcalan’ın, bunu “stratejik bir karar” olarak tanımladığı ve bu ifadeyi görüşmede de sıkça yinelediği aktarıldı.
“İkinci Aşama: Entegrasyon Boyutu ve Yol Haritası”
Sancar, Öcalan’ın “İkinci aşamaya geçtik” diyerek görüşmenin ana eksenini entegrasyon başlığına taşıdığını söyledi. Bu yeni aşamada nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair genel bir çerçeve çizildiğini belirten Sancar, “pozitif aşama” olarak tanımlanan bu dönemin “inşa” sürecine karşılık geldiğini kaydetti.
“Diyalog Tek Çıkış Yolu: Suriye Başlığı da Masadaydı”
Sancar, entegrasyon tartışmalarının Türkiye’de yürüyen sürecin temel gündemlerinden biri olduğunu, ancak Suriye’deki gelişmelerin de bu başlık altında ele alındığını ifade etti. Öcalan’ın daha önce Suriye için de “demokratik entegrasyon” çözümünü dile getirdiğini hatırlatan Sancar, iki ülke dinamikleri farklı olsa da süreçlerin karşılıklı etkileşim içinde olduğunu vurguladı. Sancar’a göre Öcalan, çatışmaların mutlaka durdurulması gerektiğini, sorunun müzakereyle çözülmesinin esas olduğunu ve aksi halde bölgenin “uçurumun kenarına” sürükleneceğini güçlü biçimde dile getirdi.
“Norm Dışı Güçler Sabote Edebilir” Uyarısı
Sancar, Öcalan’ın 2 Aralık tarihli görüşmede—Halep’e yönelik saldırıların henüz yaşanmadığı dönemde—silahlı çatışma ihtimalini düşük gördüğünü, ancak “norm dışı güçlerin” süreci sabote etmeye çalışabileceği uyarısında bulunduğunu aktardı. Bu güçlerin Suriye’de devreye girerek bölgesel ölçekte tahribat yaratabileceği ve nihai hedefin yürüyen çözüm süreçlerini sekteye uğratmak olabileceği değerlendirmesinin yapıldığını söyledi.
“Masaya Dönüşte Öcalan’ın Rolü”
Sancar, Suriye’de 10 Mart’ta varılan anlaşmanın müzakereler için temel bir çerçeve olarak ele alındığını ve bu görüşlerin devlet yetkilileriyle de paylaşıldığını belirtti. 6 Ocak sonrası ciddi bir kırılma endişesinin gündeme geldiğini, masaya dönüşte farklı aktörlerin rol oynadığını ifade eden Sancar, kamuoyunda uzun süre konuşulmayan ana aktörün Abdullah Öcalan olduğunu kaydetti. Öcalan’ın aktif girişimlerle “uçurumun kıyısından” müzakereye geri dönüşte önemli katkı sunduğunu dile getirdi.
“Entegrasyon: Sadece Bütünleşme Değil, Tanınma ve Haklar”
Sancar, entegrasyon kavramının basit bir bütünleşme anlamına indirgenemeyeceğini; varlığın, hakların ve statünün tanınmasını da içerdiğini vurguladı. Rojava’da Kürt halkının diğer topluluklarla birlikte yürüttüğü mücadelenin sonuçlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “özgür yurttaş” fikrinin demokratik cumhuriyet hedefinin temeli olarak konuşulduğunu aktardı.
“QSD’nin Temasları: Münih’te İlgi, Masaya Dönüşün İşareti”
Sancar, Suriye Demokratik Güçleri (QSD) temsilcilerinin Münih Güvenlik Konferansı kapsamında çeşitli temaslarda bulunduğunu ve “önemli ilgi gördüğünü” söyledi. Sancar’a göre bu tablo, Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin ve QSD’nin ortak bir aktör olarak yer almasının ilk göstergelerinden biri olarak yorumlanabilir; gelişmelerin yalnızca Rojava ve Kürtler için değil, Suriye’nin tamamı ve bölge açısından da kritik önemde olduğu vurgulandı.
“İmkânlar Sağlanmalı: İletişim ve Çalışma Koşulları”
Sancar, Öcalan’ın sürece katkı sunma iradesinin güçlü olduğunu, ancak bunun için “imkânların” da sağlanması gerektiğini aktardı. Öcalan’ın “Teorik ve pratik kabiliyetim var, ama bunu hayata geçirebileceğim koşullar gerekir; kendim için değil süreç için” dediğini söyleyen Sancar, sürecin ağırlığı karşısında yaşama ve iletişim koşullarının düzeltilmesinin kaçınılmaz bir başlık olarak ortaya çıktığını ifade etti.
“Komisyon Raporu: Perspektif Sunar, Program Değil”
Sancar, Meclis Komisyonu raporunun önemli olduğunu ancak raporun bir “program” değil “perspektif” ortaya koyacağını belirtti. İlk somut başlıklardan birinin, silah bırakanların ya da kendisini fesheden örgüt mensuplarının hukuksal statüsü olacağını ifade eden Sancar, bu başlığın cezaevindekilerden yurtdışındakilere, Mahmur’dakilere kadar geniş bir çevreyi kapsadığını ve çatışmalı sürecin yarattığı tahribatların giderilmesinin birlikte yaşamın temel ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Bazı pratik adımların yasal düzenleme olmadan idari kararlarla da atılabileceğini vurgulayan Sancar, toplumda güven artırıcı adım beklentisinin süreç başından beri güçlü olduğunu kaydetti.
“Bu Ay Bitmeden Raporun Çıkması Açık Görünüyor”
Sancar, sürece ilişkin spekülatif okumalar yerine Öcalan’ın “norm devlet–norm dışı güçler” ayrımı gibi temel kavramsal çerçevelere odaklandığını, bu nedenle “şu söylendi ama yapılmadı” türü değerlendirmelere girmediğini belirtti. Komisyon raporunun “bu ay bitmeden” çıkmasının artık açık göründüğünü söyleyen Sancar, raporda bazı düzenleme ve önerilere dair belirlemelerin yer almasının beklendiğini, ancak ayrıntıların komisyon iradesi ve son tur görüşmelerle netleşeceğini ifade etti.
“Öcalan: ‘Tarihi Kurtarmaktan Söz Ediyoruz; Bu Kürtsüz Olmaz’”
Sancar, görüşmede Öcalan’ın “demokratik cumhuriyetin inşası”nı entegrasyonun temel koşulu olarak gördüğünü; kısa vadeli dalgalanmalarla değil, önümüzdeki on yılları etkileyebilecek tarihsel bir süreçle karşı karşıya olunduğunu vurguladığını aktardı. Sancar’a göre Öcalan, hedefin “günü değil tarihi kurtarmak” olduğunu ifade ederken, bunun “Kürtsüz olmayacağını” kelime kelime bu şekilde dile getirdi.
@welgmedya.com




























