Ali YILDIRIM

ALEVİ BELLEĞİNİN VAROLUŞU

Ali YILDIRIM
  28-10-2020 11:08:00

Dergahları, tekkeler, zaviyeleri, türbeleri doğal kutsal mekanlardan farklı olarak insan eliyle yaratılmış kutsal bellek mekanlar olarak adlandırabiliriz.

Bu mekanlar Alevi yolunda kadim mirasın, ortak belleğin, bilginin, inanç esaslarının somutlandığı merkezler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Hayatın içinde ve hayatı insanca varetmek için biçimlenmiş bir yol olan Alevilikte nedensiz hiç ritüel ve maddi yapı sözkonusu olmamaktadır.

Akıldışı, gerçeklikten uzak, metafizik yaklaşımlar bu yolun genetiğine aykırıdır.

Fizikötesi çağrışımlar yapacağı düşünülen Alevi mitolojik anlatıları dahi derinlemesine analiz edildiğinde yolun kendi varlığını sürdürmesi ve temel amaçlarını gerçekleştirmesini sağlamaya yönelik olduğu ayan beyan görülebilecektir.

Alevi coğrafyasının her bir metrekaresinde ne kadar doğal kutsal mekan varsa bir o kadar da inşa edilmiş zengin kutsal mekanların varlığından sözedilebilir.

Yolun temel bellek mekanları olan dergahlar aynı zamanda bir irşat ve bilgi üretim yapılarıdır. Tüm bilgi ve bellek o dergahı uyandıran ve ona adını veren bir pirin şahsında somutluk ve hayat kazanır. Onun hakka yürümesiyle de bu görevi bizzat somut olarak mekanın kendisi alır.

Yolda dergah ışıktır, aydınlanma kaynağıdır. O nedenledir ki ocak gibi dergah da pir eliyle "uyandırılır", canlandırılır.

Bu bir kadim yolda yürüme pratiğidir.

Bilgiyi, sırrı yüzyıllarca kuşaktan kuşağa aktarma hizmeti ocakta yanmakta olan bir "köseği"nin bir başka coğrafyada toprağa dikilerek yeşertilmesiyle devam eder. Ateş yayılır ışık aydınlatır buluştuğu mekanı.

Alevi coğrafyasının ışık mekanları olan dergahlar birer inziva hücreleri değil kendi varoluşlarıyla hayatın içinde canlı üretim alanları olmuştur. Yani yalnızca ruhun beynin ihtiyacı olan bilgiyi üretmekle kalmamış yanı zamanda maddi hayatın ihtiyaç duyduğu ürünlerin de yetiştirildiği bütünsel bir yerleşke işlevi görmüşlerdir.

Dergahta yaşayan eğitim öğretim gören dervişler dilenerek, toplayarak değil kendi ihtiyaçlarını bizzat kendileri yetiştirerek, üreterek gidermişlerdir. Bu yüzdendir ki dergahlar kuruldukları bozkırı, kuş uçmaz kervan geçmez kurak fiziki olarak da birer vahaya dönüştürmüşlerdir. Dervişler dergahın tarlalarını ekip biçmişler, bağlarına bakmışlar, hayvanlarını yetiştirmişlerdir.

1925 yılında Hacı Bektaş Dergahına el konulduğunda dergahın malvarlığına dair verilen resmi bilgiler dergahın üretim içindeki yer ve kapasitesini göstermesi bakımından son derece ilgi çekicidir:

"Dergâha ait bağlarda (Dedebağı, Hanbağı) ve çiftliklerde tespit edilen hayvanlar 105 adet, Dergâhın çiftliklerinde (Kütükce Çiftliği, Kaya Çiftliği, Kızılöz Çiftliği, Ilıcak Çiftliği) ortakçılarla müşterek olan koyun vd. hayvanlar 527 adet, Dergâh çiftliklerinde tespit olunan arazi, (tarla, bağ, bahçe, kavaklık, çayır, ağaçlık, ve kıraç) 4487 dönüm, Dükkân 400’den fazla, Buharlı un değirmeni 1 adet, Su değirmeni 4 adet..."

Rakamlar dergahın ne kadar büyük çaplı bir üretim alanı olduğunu ortaya koymaktadır.

Kuşkusuz bu bağ, bahçe ve tarlalardan elde edilen ürünler dergahın ihtiyaçlarını karşılayacak, bunun yanısıra çevredeki ihtiyaç sahiplerin de gereksinimlerini gidermede kullanılacaktır. Ayıca dergah ziyaretçilerinin ve misafirlerinde karşılıksız olarak doyurulması bu ürünlerle sağlanacaktır.

Böyle olunca dergahların kapısı halka ve hakka açık olmuştur.

Hacı Bektaş Dergahının kapısı üzerinde yer alan:

"Burası gönüller kabesidir"

ibaresi son derece anlamlı ve yerli yerinde olup dergahın varlığının değerini çok veciz bir biçimde anlatmış olmaktadır.

Anadolu'nun en doğusunda yer alan Damal'dan Deliorman'daki Sarı Saltık Dergahına 3 bin km lik bir Alevi coğrafyası uzanmaktadır. Bu coğrafya içerisinde irili ufaklı binlerce Alevi inanç merkezi konumlanmıştır. Tarihsel süreçte iktidarlar tarafından varlıkları baskı, zulüm ve katliamlar sonucunda, asimilasyon politikaları ile ortadan kaldırılmaya çalışılmış olsa da kökleri Anadolu'nun kadim geçmişindedir ve izlerinin silinmesi, insanlık mirasının yok edilmesi mümkün değildir.

Işık merkezi ve aydınlanma kaynağı olan dergahlarımızın tamamına yakını maddi olarak kapatılmış olsa da tarihin ışığını söndürmek mümkün olmamış her bir alevi canın bulunduğu yerde yeni bir ışık merkezi uyanmıştır....

Bozatlı Hızır yardımcımız olsun

 

  Bu yazı 7178 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım