Ali YILDIRIM

ERDAL EREN BU GECE İDAM EDİLECEK

Ali YILDIRIM
  12-12-2019 16:39:00

 

25 Eylül 1961 Şebinkarahisar - 13 Aralık 1980, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi


Erdal Eren Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesinde “bir eri öldürmek” suçundan yargılandı. Yargılama 1 ay 17 gün gibi kısa bir sürede tamamlandı.13 Aralık günü sabaha karşı idam edildi.


Ankara adı kara
Bu yara başka yara
On yedi yaşındaydı
Kıyılır mı Erdal’a
Günlerden 12 Aralık 1980 Cuma idi.


5 darbeci general kendilerine Milli Güvenlik Konseyi adı vererek darbe sonrası meclis ve senatonun tüm yetkilerini kullanmaya başlamışlardı. Ceza yasasına göre idam kararlarını TBMM’nin onaylaması gerekiyordu. Kenan Evren’in başkanlığındaki faşist generaller meclis gibi toplanıp Erdal’ın dosyasını görüşmeye başladılar. Saat 14.50 idi:
On dakka içinde görüşme bitmişti. Erdalı haksız hukuksuz bir yargılama ve düzmece kanıtlar ile idam sehpasına gönderme kararı almışlardı. 12 Aralık 1980 gün ve 2360 sayılı kanundu fermanlarının adı.
Görüşme biter bitmez idam fermanlarını Resmi Gazete’ye gönderdiler. Hemen o dakka bir mükerrer sayı hazırlandı. Erdal için devlet özel gazete çıkarıyordu. 17188 Sayılı Mükerrer Resmi gazete.

 

MAMAKTAN ANKARA KAPALIYA İDAMA


Mamak’ta saat 01.30’u gösteriyordu. Erdal’ı henüz yatmıştı ki hücresinin kapısı açıldı. Onu almaya gelmişti askerler. Hücre karanlıktı, dışarıdan aydınlatılıyordu. Hücre tek kişilikti. Ne gazete dergi okuyabiliyor, ne radyo dinleyebiliyordu. Fakat yine de bekliyordu o günü. Evet beklenen an gelmişti. Hemen toparladı kendini Erdal. Yazdığı mektubu gizledi pantolonunun içine.


Onu bir jandarma panzerine bindirdiler. Olağanüstü önlemler alınmıştı geçilen sokaklarda. Hiç konuşmadan dalgın dalgın çevresine bakıyordu. Cebinde 800 lira parası, kolunda bir saati ve gizlediği bir mektup vardı üzerinde.
Ankara Merkez Kapalı Cezaevi son duraktı. Gardiyanların durduğu odaya aldılar onu.

 

AVUKAT İSMAİL ÇAKMAK SON GECEYİ ANLATIYOR


Cezaevinin giriş kısmında, küçük meydanda darağacı kurulmuştu.


Müdürün odasına alındık. Kararı veren mahkemeden bir binbaşı da görevliydi orda.Ankara savcısı, infaz savcısı,cezaevi savcısı, bir general birkaç subay...


Az sonra Erdal’ı getirdiler.Elleri arkadan kelepçeliydi. Rahat görünüyordu. Ellerini çözdüler. Bize hoş geldiniz dedi. Bir sandelyeye oturttular.


Erdal’ı bizden önce Mamak Askeri Cezaevinden buraya getirmişlerdi. Gardiyanlar odasında bekletiyorlardı. Bizler gelince müdür odasına aldılar. Erdal “avukatlarımla özel görüşmek istiyorum” dedi, bizlerle karşılaşınca. İnfaz savcısı “olmaz” dedi, “ne konuşacaksanız burada konuşun”. “Son isteği!” dedim. Nihat, “ne sakıncası olabilir” dedi. İnfaz savcısı yine “hayır” dedi. Erdal şöyle bir baktı, arkasını döndü bir mektup çıkarttı pantolonundan. Bana uzattı, “bunu babama verin” dedi. İnfaz savcısı atılıp aldı mektubu, “biz veririz” dedi. Erdal “söz verin bana” dedi. “Söz” dedi savcı. Bir de ailesine mektup yazmak istediğini söyledi. Kalem kağıt uzatıldı. Bir sığara içebilir miyim dedi? Nihat çıkarıp bir sigara verdi. Son siğarasını içerken son mektubunu da yazmaya başladı. Erdal’ın bir sigara içimlik mektup yazışı savcıyı sabırsızlandırmıştı. “Fazla uzattın” dedi az sonra yaşama veda edecek olan Erdal’a. Mektup bitmişti, “hazırım” dedi.
Savcı Erdal’ın ellerinin kelepçelenmesini emretti. 


“Kelepçe takmayın, bana dokunmanızı istemiyorum” dedi Erdal. 


“Olmaz” dedi infaz savcısı. 


İmam gelmişti. “Halkımın dini inançlarına saygılıyım, ama sizi istemiyorum” dedi. 


Sıra doktordaydı. idama engel bir hastalığının bulunmadığı tesbit edildi. Çok düşünceliydiler! Sağlıklı asmak istiyorlardı onu! 


Üstüne beyaz idam gömleğini giydirdiler. İdamına ilişkin mahkeme kararının özetini okuyup beyaz gömleğin üstüne iliştirdiler. Sonra savcı “hadi Erdal” dedi. Omuzlarıyla sarıldı bana ve Nihat’a. “Hadi Allahaısmarladık” diyerek vedalaştı. Sanki birkaç saat sonra tekrar görüşecekmiş gibi görüştü bizimle. Sehpaya yürürken yüzünde hiçbir korku görmedim. Normal yürüyüşüyle gitti ipe. Dimdik ve diri adımlarla. Cellat ipi boynuna geçirdi. Geceye karşı gür sesiyle haykırdı “faşizme ölüm, halka hürriyet”! Sonra tekmeledi ayağının altındaki sandelyeyi. Kendini boşluğa bıraktı. O zaman kararı veren Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin görevlisi binbaşıya baktık. Yoktu. Nihat Toktay koşarak içeriye gitti. Adam içeride başını ellerinin arasına almış duruyordu. Nihat “gel seyret” diyerek alıp getirdi onu.


Oradakilerin tümü etkilenmişti. Erdal Eren’in idam sehpasına çıktığında saat 2.53’tü. Görevli doktor muayeneyi yapıp ölmüş olduğunu belirttiğinde ise saatler 3.10’u gösteriyordu.

 

SON MEKTUBU


Sevgili annem, Babam ve Kardeşlerim,


Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız da pek olmadı. Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayabilecek şekilde pek konuşmazdık.(Bu konuda sizlere karşı büyük ölçüde hatalı davrandım. Ancak bunu size saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı isterim.) Bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var. Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki, benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam halk ve devrime olan inancımdan ileri gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette ki, hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam ve cesaretle karşılamam gerekir.


Biliyorsunuz ki, bu ceza işlediğim iddia edilen bir suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engelleme hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizin de bildiğiniz gibi kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.


Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bu günlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka bir amacım yoktur.
Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.


Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir tarafa bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek ama yok olmayacaklar. Mücadeleye devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.


Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız beni o kadar mutlu edersiniz.

 

 

 

 
  Bu yazı 9286 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım