HALKÇI BİR CUMHRİYET İÇİN…
Ali YILDIRIMDevrimciler demokratlar cumhuriyete kayıtsız kalabilirler mi?
Zaten demokratik değil, eşit yurttaşlık hakkını da sağlayamadı, baştan beri tek millet tek din üstüne inşa edildi, böyle cumhuriyet olmaz olsun diyebilirler mi?
Yanıtımız hayırsa, 50 yıl öncesinde bugün dilimizden düşürmediğimiz devrimci önderlerin sahip çıkarak bir ileri aşamaya taşımak için demokratik devrim kavgası verdikleri cumhuriyeti küçümseme tavrını nasıl açıklayabiliriz.
Cumhuriyete kayıtsız kalma tavrı acaba biz devrimcilere ait, kendi kurtuluş mücadelemizin teori ve pratiğinden çıkarttığımız bir sonuç mudur, yoksa varolan insanlık düzeyinin gerisinde bir ortaçağ düzeni inşa etmek için faaliyet gösteren çevrelerin dünya görüşlerine utangaçça katılma hali midir?
Devrimci miras bize cumhuriyeti red ve inkar değil bir ileri aşamaya taşıma ödevi veriyordu.
Mücadele varolanı demokratik devrimle insanların insanca yaşayacağı, baskı ve sömürünün olmadığı, insanları kardeşçe ve mutluluk içinde oldukları bir dünya ile taçlandırılacaktı. Bazıları buna demokratik cumhuriyet diyor, biz buna devrimci cumhuriyet diyoruz.
Cumhuriyet esas olarak bir modernleşme projesi olarak ele alınabilir.
Burada esas unsur iktidarın kaynağının tanrısal değil insani olarak ortaya konulması, kulun anlayışının yerini yurttaşlık hukukunun almasıdır.
Kuşkusuz bu durum hiçbir şekilde uzlaşmaz sınıfsal çelişkileri olmayan “imtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitle” olarak yaşamaya başlanıldığı anlamına gelmez, gelemez.
Elbette cumhuriyeti bir sınıf iktidarı olarak doğmuştur. Cumhuriyet demek sınıfsal farklılıkların ve sömürünün alenileşmesi, anlaşılabilirliği ve giderilmesi için devrimci bir çözümü öngören insan ve örgütlülüğe imkan sağlanması demektir. Bu anlamıyla teokratik sistem karşısında mutlak bir ilerlemedir.
Peki, Koçgiri, Mübadele, Alevi dergahlarının kapatılması, Dersim…
Yurttaşlığın Türk ve Sünni’ye eşitlenmesi…
Vicdansız, hukuksuz, insanlık dışı pratikler…
Cumhuriyet bir devletin niteliği. Hem de sınıflı bir devletin. Her devlet kendi meşruluğunu ideolojik aygıtlarıyla sağlıyor. Resmi ideoloji denilen şey bunun için var. Türkiye Cumhuriyeti kendi varoluşu için bu vicdansız pratikleri zorunlu adlediyordu. Geliştirdiği resmi ideoloji tüm bunları zorunlu, gerekli ve faydalı olarak kitlelere sundu.
Resmi ideoloji dediğimiz şey bugünkü iktidar sahiplerince olduğu gibi devralınmış durumda. Kılına dokunulmadan sürdürülüyor.
Bu vicdansız pratiklerle hesaplaşmak, bunları ortadan kaldırmak ise halkçı devrimci cumhuriyetin işidir.
Bugün sisteme ekonomik ve siyasal olarak sahip olan çevreler resmi ideoloji bayrağını da olduğu gibi devraldı. Düzene dair eleştirdiğimiz ne varsa artık onun avukatlığını yapıyorlar.
Cumhuriyet düşmanlığı ise toplumu bir bütün olarak muhafazakarlaştırmak, kullaştırmak şeklinde tezahür ediyor. Resmi ideolojinin kaynaşmış kitle söylemi renk değiştirip cemaat, ümmet birliğine dönüşüyor. Sömürü düzeninin üstüne ilahi bir şal örtüyorlar. Bunu gerçekleştirmek için her türlü zorbalığa başvuruyorlar. Faşizan uygulamalar sıradanlaşıyor.
Tam da burada halkçı devrimci bir cumhuriyeti savunmak zorunlu olmuyor mu.
Kulluğu reddetmeden insan özgürleşebilir mi.
29 Ekim daha başlangıç …
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- ALEVİ YOLUNU KİMLER İNŞA ETTİ?
- ALEVİLİK "ETNİK BİR KİMLİK" MİDİR?...
- HZ.ALİ'NİN MUAVİYENİN SAFLARINDA KENDİSİNE KARŞI SAVAŞAN KARDEŞİ KİMDİ?
- EBU TALİB NEDEN MÜSLÜMAN OLMADI!...
- Hz.HAMZA, Hz.ALİ'NİN DEVELERİNİ NEDEN KESTİ?...
- Hasan ve Hüseyin Muaviye ile kavgasız geçinip gitmişlerdi...
- "Hak MUHAMMED Ali" demeye devam edecek misiniz?
- ALEVİLİK BİZE BİR "YAŞAM REÇETESİ" SUNAR (MI?")
- BİR CAN HEM ALEVİ, HEM DE ATEİST OLABİLİR Mİ..?
- BİR CAN,HEM ATEİST, HEM DE ALEVİ,OLABİLİR (Mİ?)
- ALEVİLİKTE İBADET YOKTUR MUHABBET VARDIR
- ALEVİLİĞİN TEMELLERİNİ KİM/KİMLER ATTI?













