Barış AYDIN

SAVAŞ BAHANE

Barış AYDIN
  04-10-2020 13:23:00

Padişah bir gün üç oğlunu sırayla yanına çağırır.

Büyük olanın eline sağlam iple sarılmış bir deste ok verir ve kırmasını ister. Uğraşır, didinir ama nafile... Oklar kırılmaz.

İkinci oğlunu çağırır, ondan da aynısını ister ama o da oku kıramaz. En son küçük kardeş gelir ve ona da aynısını söyler.

Küçük kardeş önce oklara sonra ağabeylerine bakar. Destenin içinden bir ok çıkartır kırar. Sonrada iki, üç derken bütün oklar kırılmıştır.

Padişah da:

‘’İşte oğullarım! Eğer sonra birlik ve beraberlik içinde olursanız, bütün dünya bir araya gelse sizi kimse yenemez. Ama aranıza fitne, kin, nefretlik düşmanlık girerse, bu dünyada iz bırakmadan yok olup gidersiniz.’’ der.

Ülkemiz de her geçen gün daha da boyutlanarak artan ekonomik ve siyasal krizin doğal bir sonucu olarak eskisi gibi yönetemez duruma gelen egemen sınıfların, “istikrarsızlığın istikrarı” olarak tanımlayabileceğimiz geçici istikrar arayışları onları kitleler üzerindeki egemenliklerini sürdürebilmelerinin kendileri açısından tek ve geçilmez yolu olan çok daha katmerli acımasız bir baskı ve teröre başvurmaya zorunlu kılmaktadır…

Ancak onların varlıkları koşulu olarak başvurmak zorunda oldukları bu uygulamaların muhatabı kitleler nezdinde bir karşı tepkiyi doğurması da kaçınılmazdır. İçerisinde bulunulan anın somut olarak kavranabilmesi, yani bugünün doğru bir tahlilinin yapılabilmesi, bizlere yarınki muhtemel gelişmelerin ipuçlarını da veriyor. Vermektedir. Ve bu ipuçlarından yola çıkarak, önümüzdeki sürecin kendiliğinden gelme kitle hareketlerindeki daha üst boyuttaki bir yükselişe tanıklık edeceği saptamasını yapmak hiçte abartılı bir tespit olmayacaktır. Bir başka deyişle, bugün, yarının çok daha üst boyuttaki kendiliğinden gelme kitle hareketlerine gebedir.

Ülkemizin içinde bulunduğu iç ve dış koşullar, önümüzdeki süreçte devrimci durumun yükseleceğinin ve buna bağlı olarak kendiliğinden kitle hareketlerinin daha da yoğunluk kazanacağının işaretlerini vermektedir.

Devlet Bahçelinin Türk Tabipler Birliği (TTB) kapatılmalı demesi, Tayyip Erdoğan’ın ekonomik krizin faturasını kitlelere çıkartmak için, Sunni gündemler yaratarak savaş çığırtkanlığı yapması da bir işe yaramayacak.

AKP iktidarı Irak ve Suriye de almış olduğu yenilginin faturasını, Başta Emekçiler ve yoksul köylü olmak üzere Türkiye devrimci hareketine ödetmek istiyor. Akdeniz de savaş çığırtkanlığının esas amacı da içte gelişecek Halk muhalefetini savaşı bahane ederek susturmak ve ömürlerini uzatmaktır.

Coronavirus (covıd-19) virüsün Türkiye, ekonomik krizin sonuçlarının emekçilere giderek çok daha ağır bir şekilde yansıdığı bir süreçten geçiyor. Halklarımız faşizmin boyunduruğu altında her gün inim inim inliyor. 15-16 Haziran ve Taksim Gezi de olduğu gibi her an her şey olabilir.

Türkiye devrimci hareketinin dağınıklığı ise Gezi de olduğu gibi kendiliğin de gelişe bilecek toplumsal bir direnişe önderlik edebilecek konumda değildir. Devrimci güçlerin bir çatı altında güçleri birleştirmemesi, zulüm uygulayıcılarının elini güçlendirmektedir.

Eğer ideolojimiz ve pratiğimiz bize bir takım şeyleri yapmamızı şart koşuyorsa bizim de bir an önce iradi müdahalelerimizi yapıp sürece uygun hareket etmemiz gerekiyor. Şurası da açıktır ki bu yeni ortaya çıkmış gibi görünen bir olay değil, süreklidir. Gelişebilecek bir halk hareketini doğru bir kanala aktarmak için Devrimci güçlerin birlikte hareket etmesi tarihi bir zorunluluktur

Faşizme karşı omuz omuza…

Barış Aydın

 

 

 

 

  Bu yazı 4974 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım