|
Öyle bir dosya ki, Erdoğan tabutuna çiviler çakıp gömmeye çalıştıkça mezardan çıkıp karşısına dikiliyor adeta...
17-25 Aralık yolsuzluk dosyasından söz ediyorum. "Asrın skandalı", Türkiye'de birkaç bakanın istifasıyla kapatılmıştı. O bakanlar sonradan güzel görevlere atandılar. Normal bir ülkede hükümeti topyekün Yüce Divan'a sürükleyecek dosyadan sadece o incelemeyi başlatan savcılar, operasyonu yapan polisler ve ayrıntıları yazan gazeteciler cezalandırıldı. Ama ne yapsalar bitmiyor işte; mızrak çuvala sığmıyor. Biliyorsunuz ABD'nin İran ambargosunu delmek için bakanlara rüşvet verip Halkbank'ı kullanan Sarraf, 2017 sonunda ABD'de itirafçı olup bütün pisliği ortaya dökmüştü.
Skandalın uluslararası boyut kazanıp kendisine doğru yürüdüğünü fark eden Erdoğan'ın ne yaptığını dün öğrendik.
ABD Başkanı Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton'ın yakında piyasaya çıkacak kitabına göre Erdoğan, 2018 Mayısında, yani Sarraf'ın sözünü ettiğim itiraflarından birkaç ay sonra Trump'ı aramış, "Halkbank'ın yaptırımları ihlal ettiğine inanmadığını açıklamasını" istemiş. Bolton, kitabında bu görüşmede Trump'ın Erdoğan'a "elinden geleni yapma" sözü verdiğini, ancak soruşturmayı Obama tarafından atanan savcıların yönettiğini, kendi atadığı savcılar göreve başlayınca sorunun çözüleceğini söylemiş.
Yani Erdoğan, Türkiye'de alışkanlık haline getirdiği "Savcıyı görevden al-dosyayı kapat" taktiğini, ABD'de Trump'a uygulatmaya çalışmış.
"Oysa" diyor Bolton, "savcılar, Trump'ın savcıları da olsalar aynı kararları alacak olan, kariyerli Adalet Bakanlığı mensuplarıydı."
Yargıya güveniyor olmak güzel şey... Keşke biz de yapabilsek...
O operasyonu yöneten savcıyla yaptığım röportaj yüzünden Erdoğan ve bakanları tarafından dava edilmiş bir gazeteci olarak, dosyanın uluslararası boyut kazanmasını, ABD seçimini etkileyecek noktaya gelmesini heyecanla izliyorum. Erdoğan'ın bu paniğinin ve Trump'ın ona verdiği desteğin nedeni de ortaya çıkar yakında...
|