|
Bir ucunu dikmeye çalışırken öbür ucundan sökülen bir kostüm gibi AKP... Her gün yeni bir ifşaatla yırtılıyor partinin arta kalan varlığı... Daha Erdoğan Bayraktar depremi dinmeden, bu sefer de Mübariz Mansimov volkanı patladı.
Azeri işadamı, ismail Saymaz'a verdiği demeçte, Mehmet Ağar'ın isteği üzerine Gülen'i ziyarete gittiklerini anlattı.
Takvime bakınca tablo daha iyi anlaşılıyor:
2013'ün Nisanında Ağar, Mansimov'un sağladığı olanaklarla krallar gibi ağırlandığı cezaevinden salıverilmiş. 40 gün sonra birlikte Pensilvanya yolunu tutmuşlar. Görüşüp hemen dönmüşler. Ertesi gün Erdoğan, Türkçe Olimpiyatları'nda Gülen'e "Bitsin bu hasret" mesajı göndermiş.
Bugün "terör örgütü lideri" dediği adama, eski içişleri Bakanı'nı hapisten çıkartıp muhtemelen barışma mesajı gönderiyor. Herhalde tutmayınca da büyük kavga başlıyor. O yılsonu, bakanların kirli sırları deşifre oluyor. Hırsız torbasına atılan bakan isyan ediyor. Görüşmede bulunan Azeri işadamı arabuluculuk çabasını ifşa ediyor. Erdoğan sıkıştıkça sıkışıyor.
Dikkat ederseniz son dönemki çatışmaların özünde hep Erdoğan'ın tercihleri yatıyor.
Gülen Cemaati'ni tasfiye edip diğer tarikatlarla işbirliğine girişti; Gülen, sırları deşifre etti.
Alaaddin Çakıcı'yı Sedat Peker'e tercih etti; Peker, konuşmaya başladı.
Mübariz Mansimov'un servetini diğer işadamlarına yedirdi; Mansimov sesini yükseltti.
En yakınındaki Bayraktar'ı sattı; Bayraktar isyan etti.
Bir dönemin işbirlikçilerinin ifşaat sezonu böyle başladı.
Belli ki arkası gelecek, kırılan kollar artık yen içinde kalmayacak; diğerleri de uğradıkları haksızlığı dile getirecek; itirafçı olup yarınki yargılamadan kurtulmayı deneyecek.
Mehmet Ağar, Gülen görüşmesini savunurken "gidişimden devletin haberi vardı" demişti. Devlet dediği Erdoğan'dı. Şimdi devletin Erdoğan'dan ibaret olmadığı çıkıyor ortaya... Tam da Ağar'ın duvar metaforundaki gibi; tuğlalar çekildikçe duvar gümbür gümbür yıkılıyor.
|