|
"Abdullah Öcalan'ın Selahattin Demirtaş'ın mesajlarından rahatsız olduğunu" bizzat Erdoğan açıkladı. Buradan Saray'ın yine İmralı ile görüşmeler yaptığı anlaşıldı. Avrupa'da Kürt hareketinin önde gelen isimlerinden birine bu görüşmeleri sordum; yalanlamadı:
"AKP, köşeye sıkıştı. Her yolu dener. Ama Erdoğan'a bizden ekmek çıkmaz" dedi; Murat Karayılan'ın geçtiğimiz aylarda yaptığı bir açıklamayı hatırlattı. O açıklamada Karayılan da, "Devlet, Erdoğan'ın bilgisi dâhilinde, bazı dostlar vasıtasıyla bize haber gönderdi" demişti.
Seçim yaklaşırken Cumhur ve Millet ittifaklarının ortalama yüzde 40'ar oranla başabaş gelmesi üzerine, yaklaşık yüzde 12 oyu olan HDP, kilit aktör haline geldi. Gidişatı gören Saray rejiminin, Kürtlere yönelerek bir çare aradığı anlaşılıyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Diyarbakır gezisini de bu çerçevede yorumlamak mümkün. Peki, bu arayışlar Kürtler cephesinde nasıl karşılanıyor?
Almanya'daki Kürt çevreler, bu arayışları bir cümleyle cevaplıyor: "Biz, AKP'nin de CHP'nin de yedek lastiği olmayız."
Erdoğan'la herhangi bir anlaşma olmayacağı konusunda gayet net konuşuyorlar.
Kılıçdaroğlu'na gelince, üslup biraz daha yumuşuyor. CHP liderinin yaptığı "helalleşme" çıkışı, "çözüm parlamentoda" demeci, olumlu bulunuyor, ancak bunun hemen ardından, ittifakın sağcı ortaklarını ya da partinin tutucu kanadını memnun etmek için söyledikleriyle güveni zedelediğini düşünüyorlar.
Görüştüğüm sürgündeki bir yönetici aynen şöyle dedi:
"Kürt sorunu, Türkiye'nin birçok sorununun kökeninde yatan ateşten gömlektir. Giyeni yakabilir. Ama çözen, bu ülkenin ikinci kurucu lideri olur."
Hatip Dicle, geçen hafta sonu Berlin'de toplanan Demokrasi ve Özgürlük Konferansı'nda 1921 Anayasası'nın çözümün ortak paydası olabileceğini vurguladı. Hem hükümet, hem muhalefet cephesinde Kürt kartı devreye sokulurken, Türkiye hala çözüm için risk almaya hazır, cesur ve samimi bir siyasi tavır bekliyor.
|