|
Erdoğan'ın uzun süredir ağzına almadığı "hukuk reformu" ve "demokrasi seferberliği" sözlerinin daha mürekkebi kurumamıştı...
-ki İçişleri Bakanlığı, Kanal İstanbul projesine karşı afiş astırdığı gerekçesiyle İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için soruşturma açtırdı.
Aynı gün, yine İçişleri Bakanlığı'nın "afet halinde belediye başkanları konuşmasın" diye valiliklere genelge yolladığı ortaya çıktı. Süleyman Soylu'nun İçişleri Bakanlığı, "demokrasi seferberliği"ne böyle katıldı:
"Devlet konuşur, millet susar."
Al sana hukuk reformu...
Abdülkadir Selvi'nin yazısından öğreniyoruz ki Erdoğan bu hafta yatırımcılarla bir araya gelecekmiş. Onlara, "mülkiyet haklarının korunacağına" dair güvenceler verecekmiş. Yatırımcılar Erdoğan görüşmesinden sonra beni de ararlarsa, mahkûmiyet kararı olmadan, talimatla, nasıl mallara el konabildiğine, mülkiyet hakkının hiçe sayılabildiğine dair şahsi tecrübemi paylaşabilirim onlarla...
18 yılın sonunda hem dışarda, hem içerde köşeye sıkışan AKP iktidarı, "sürekli değişim" şiarıyla, bir başka deyişle "bukalemun taktiği"yle bu krizden de çıkabilmeyi umuyor. Ama bu çaba, halk arasında "ölüm güzelliği" denilen hâli andırıyor. Hani hayata veda etmeden önce insanlar son bir çabayla gülümsemeye çalışır ya; öyle...Yoksa ne bu imaj çalışmasıyla Erdoğan'ın yol açtığı yıkım onarılır, ne de Joe Biden veya başka biri bu "reform" palavrasına inanır. Bu arada görüntüyü toparlamak için bazı esirleri salıverirlerse ne âlâ...
Can Yücel'in dizeleriyle bitirirsek:
"Hiiç merak etmeyin. Bunlar eveleye geveleye böyle,
eninde sonunda affı verecekler bize,
Ammaaaa... Biz onları,
Biz onları affetmeyeceğiz azizim..."
|