|
Kökü 19. yüzyıla kadar uzanan ünlü bir söz var:
"Gerçek ayakkabısını giymeden, yalan dünyayı üç kez dolaşır."
Günümüzde gazetecilerin asıl işlevi, "yalan yola çıkmadan, gerçeğe ayakkabısını giydirmek" diye özetlenebilir. Ancak elinden kalemi, gazetesi, ekranı, kitabı alınmış bizler bunu nasıl yapabiliriz ki?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumartesi günkü bir açılış töreninde aynen şöyle dedi:
"Amerika'nın, İngiltere'nin halini görüyorsunuz değil mi? Benzin yok benzin... Aynı şekilde Almanya'da, Fransa'da kuyruklar... Yiyecek bulamıyorlar. Elhamdülillah ülkemizde böyle bir şey yok."
Bunun bir dil sürçmesi olmadığı belli... Bazen danışmanları, Erdoğan'ın prompter'ına yalan yanlış şeyler yazıyorlar. Bu, ona da benzemiyor. Bu, düpedüz yalan. Basının bu bilgiyi düzeltmeye cesaret edemeyeceğine, birileri yazsa da gerçeğin AKP tabanına ulaşmayacağına duyulan güvenden kaynaklanan bir yalan...
Erdoğan bu sözleri söylerken ben Berlin'de "Diversity United" başlıklı serginin kuyruğundaydım. Ve kendi kendime, ülkemde de sadece sergi salonlarının, tiyatroların, kitabevlerinin kapısında kuyruk beklendiği günleri hayal ediyordum.
Tabii Erdoğan bunu der demez, -neredeyse tek özgür mecra haline gelen- sosyal medyada, Türkiye'den metrelerce uzunluktaki ucuz ekmek kuyruklarının görüntüleri dağıtılmaya başladı.
Erdoğan, belki muhalefetle ilgili ortaya attığı kimi iddialara taraftarlarını inandırabilir, ancak bir dönem kendisine oy vermiş ve bugün o kuyruklarda beklemek zorunda kalmış olanları, "ülkemizde böyle bir şey yok" sözüne inandırması zor. Şimdi önümüzdeki soru, bu söze acı gülenlerin, sandığa gittiklerinde ne yapacağı ve bu yalanların Erdoğan'ı kurtarmaya yetip yetmeyeceği...
|