|
"Değişim", güçlü bir sözcük... Ama her "değişim", "gelişim" anlamına gelmiyor. Berlin Duvarı yıkıldığında Scorpions'un "Wind of Change" ("Değişim Rüzgârı") şarkısı bir anda dillere düşmüştü. Bugün Almanya, hâlâ o rüzgârın, duvarın iki yakasında yarattığı sorunlarla boğuşuyor.
Şimdi aynı rüzgâr, Suriye'yi sallıyor. Eski heykeller yıkılıyor. "Değişim", yeni bir yönetim doğuruyor. Türkiye'de "Neo-Osmanlı" düşleri gören iktidar ve medyası, cihatçıların Esad'ı devirmesini zafer çığlıklarıyla kutluyor. Türkiye'nin komşularıyla barışık, laik, demokratik bir Cumhuriyet olmasını savunanlar ise, ülkenin, "Afganistan'la komşu Pakistan" durumuna düşmesinden kaygılanıyor.
Ankara, Şam'daki yeni iktidar HTŞ'yi kucaklamakta gecikmedi. MİT Müsteşarı İbrahim Kalın, Şam'da Emevi Camii'nde namaz kıldıktan sonra HTŞ lideri Colani'nin kullandığı arabaya binerek gövde gösterisi yaptı. Ardından istihbaratın eski şefi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NTV'ye verdiği demeçte HTŞ için "iyi yoldalar" mesajı verdi. Esad düşerken Rusya ve İran'ın muhtemel bir müdahalesini kendilerinin (Türkiye'nin) engellediğini ima etti. Öte yandan hem Türk Dışişleri'nin, hem HTŞ'nin, İsrail'in Suriye'deki ilerleyişine sert tepki vermemesi dikkat çekici...
Türkiye'nin önceliği, YPG'nin (ve dolayısıyla PKK'nın) bölgeden ve denklemden çıkarılması... Bunun için Ankara, bugüne dek IŞİD'e karşı mücadele veren Kürtlere kalkan olan Beyaz Saray'ı, desteğini kesmesi için ikna etmeye çalışıyor. YPG ise bölgeden çekilme kararlılığını açıklayan Trump yönetimini, IŞİD tehlikesinin henüz geçmediği yönünde uyarıyor.
Rusya'nın Ukrayna'da zafer elde edememesi, Esad'a sahip çıkamaması, Batı'da, Berlin Duvarı'nın çökmesine benzer bir sevinç yarattı. Ancak "değişim"in neyi götürdüğü kadar, neyi getirdiğine de iyi bakmak gerekiyor. Dünya, 2025'e, ABD'de Trump'ın, Suriye'de cihatçıların iktidarıyla giriyor. Scorpions'un şarkısında söz ettiği, "yarının çocuklarının hayallerini paylaştığı yer" burası olabilir mi?
|