|
Ekonomiyi düzeltmek mi istiyorsunuz:
İsmail Demirbaş'ı serbest bırakın.
Önce o... Çünkü İsmail Demirbaş'a bunu yaptığınız sürece, bakanı da değiştirseniz, IMF'ye gitseniz, sonunuz iflastır.
İsmail Demirbaş, Antalya'da yaşayan bir yurttaş. Yani, "sokaktaki vatandaş"... Bir gün, bir kamera ekibi karşısına çıkıp ülkenin gidişatını soruyor. O da tepkisini dile getiriyor:
"Örtülü ödeneği neden kimse sorgulamıyor" diye soruyor mesela..
Saray'daki İletişim Başkanlığı'nın algı yönetimiyle insanları manipüle ettiğini söylüyor.
17-25 Aralık'ın hesabının verilmesini istiyor.
"Erdoğan'ın vatana ihanetten Yüce Divan'da yargılanması gerektiğini düşünüyorum" diyor.
Eleştiri ağırlaşınca muhabir, "Bu söylediklerinizden dolayı başınıza gelebileceklerden korkuyor musunuz" diye soruyor.
"Vatanını seven bunları söylemeli" diyor İsmail Bey ve ekliyor: "Çünkü korkarsak, bu insanların iktidarda kalmasını sağlamış oluruz."
Sonrası sürpriz değil:
Hemen o gece, üç araçla gelen altı polis, İsmail Bey'in evini basıyor, "büyük suçlu"yu gözaltına alıyor. Ama "AKP'yi eleştirmek" diye bir suç olmadığı için savcı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıyor. Ama korkmuyor İsmail Bey; "Doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğim" diyor. Nitekim iki hafta sonra, ikinci bir sokak röportajında yine konuşuyor. Bu kez ev hapsi veriyorlar. Adliye'ye gidip itiraz ediyor. Başa çıkamayacaklarını anlayınca tutuklayıp hapse atıyorlar.
Sokaktaki vatandaştan düşünce suçlusu yaratan bu faşizan rejim değişmedikçe, İsmail'ler fikrini özgürce söyleyemedikçe, ne doların tırmanışı durur, ne damat kovmakla krize çözüm bulunur.
Madem İsmail Bey içerde; sözlerini kulaktan kulağa yayalım:
"Vatanını seven bunları söylemeli. Korkar ve susarsak, bu insanların iktidar ömrünü uzatmış oluruz."
|