Can DÜNDAR

Frankfurt, Urfa, Diyarbakır: Feodalitenin cinayetleri

Can DÜNDAR
  16-09-2024 09:13:00

 20 Ağustos Salı günü Frankfurt tren istasyonunda korkunç bir cinayet işlendi. Cinayet, güvenlik kamerasınca an be an kaydedildi.
    54 yaşında Türkiye kökenli bir erkek, 27 yaşındaki Türkiye kökenli gence arkadan yaklaşıp soğukkanlı bir şekilde kafasına kurşun sıkıyor, yere devrilen gence iki el daha ateş edip öldüğünden emin olduktan sonra oradan uzaklaşıyordu. Zanlı olayın ardından yakalandı, ancak ifade vermedi. İçişleri Bakanı Nancy Faeser, olayı "Akıl almaz derecede vahşice bir eylem" diye niteledi.
    Cinayetin perde arkasını biraz araştırdım; kan davası çıktı. Şanlıurfalı bir gazeteci arkadaşımın verdiği bilgiye göre öldürülen genç, geçen Mayıs ayında aynı kan davası nedeniyle Antalya'da birini öldürmüş. Sonra kendisinden intikam alınacağı korkusuyla insan kaçakçıları tarafından Almanya'ya kaçırılmış; akrabalarının yanında saklanmış. Ancak kaçakçılar, kaldığı bölgeyi hasım aileye bildirmişler. Gencin öldürdüğü adamın yeğeni de Frankfurt'a gelip cinayeti işlemiş.
  Almanya'ya dek uzanan "kan davası", Türkiye'nin asırlık geçmişe sahip, vahşi bir geleneği... Ne yazık ki, modernleşmenin, sanayileşmenin, kentleşmenin gecikmesi, taşradaki feodal yapıların kırılmasını güçleştirdi. Köy nüfusu azalsa da "köylülük" erimedi; tersine göç ettiği kentlere de hâkim oldu.
 Türkiye üç haftadır, 8 yaşındaki bir kız çocuğunun ölümünü, dehşetli bir cinayet serisi izler gibi izliyor.21 Ağustos'ta kaybolan Narin Güran'ın cesedine 8 Eylül'de ulaşıldı. O günden beri, cinayetin sırrı çözülmeye çalışılıyor. Şu ana kadarki ifadelerden, küçük kızın evde görmemesi gereken bir şeyi gördüğü için, aileden biri tarafından öldürüldüğü iddiası öne çıkıyor. Hemen hepsi birbiriyle akraba olan köylülerin, cinayetle ilgili hiç konuşmaması, iktidar partisinden bir milletvekilinin "Aileyi tanırız. Bildiğimiz, ama söylemememiz gereken şeyler var" demesi, polisin, savcılığın, medyanın küçücük bir köydeki cinayeti hala aydınlatamaması, kuşkuları iyice körükledi. Bu da karşımıza, başta söz ettiğim feodal-ataerkil-kapalı toplum sorununu çıkardı. Tabii kadın sorunu, "kutsal" sayılan aile, ensest, suskun toplum, siyaset-aşiret ilişkisi gibi konularla birlikte... Genel ilke yine karşımızda: Kapalı mekânlar çürüme yaratır. Tek çare, açılma ve aydınlanmadır.

BİZE DAİR

 Sekiz yıl önce Berlin'e geldiğimde Correctiv'le tanışmıştım. #ÖZGÜRÜZ'ü onların ofisinde birlikte kurduk. Büronun duvarında, yapımı planlanan dev bir medya merkezinin planı asılıydı. Bu, Correctiv'in ilerdeki çalışma mekânı olacaktı. O zaman uzak bir ütopya gibi görünen o bina, nihayet tamamlandı ve geçen hafta törenle açıldı.
"Publix", bir medya merkezi olmanın ötesinde, Almanya'nın aşırı sağa ve onun nefret ağlarına karşı demokratik direncinin bir mevzii adeta... Farklılıklarıyla birarada yaşayan özgür toplumu, otokrasiye karşı demokrasiyi, yalana karşı gerçeği, iktidardan ve tekellerden bağımsız basını, insan haklarını, hukuk devletini birarada savunabileceğimiz bir kamusal alan... Böyle bir ortak mecrada, meslektaşlarımla buluşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Birlikte daha güçlüyüz.

Can Dündar

  Bu yazı 9780 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım