|
İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cuma günü Yüksek Seçim Kurulu üyelerine "ahmak" dediği iddiasıyla yargılanacak. İmamoğlu, Süleyman Soylu kendisine "ahmak" deyince, asıl 31 Mart seçimini iptal edenlerin "ahmak" olduğunu söylemişti. Ama Soylu üzerine alınmadı; onun yerine YSK üyelerini dava açmaya zorladı.
Barış Terkoğlu'nun köşe yazısından öğreniyoruz ki, hükümet, davanın hâkimi Hüseyin Zengin'e iki yıldan fazla ceza verip İmamoğlu'nu siyasi yasaklı hale getirmesini telkin etmiş. Oysa o, dosyayı inceledikten sonra İmamoğlu'na asgari sınırdan ceza verip hükmü ertelemek gerektiği kanısına varmış. Bunun üzerine, "adliyeyi yöneten bir isim", hükümetle görüşerek onu Samsun'a tayin ettirmiş.
Şu kısacık öykü bile Türkiye için ne çok şey anlatıyor:
Hükümetin Yüksek Seçim Kurulu üyeleri ve yargıçlar üzerinde kurduğu baskıyı... Belediye başkanlarının kaderinin iktidarın iki dudağı arasında olmasını... Yargıdaki atama sisteminin hukuka sahip çıkanları cezalandırmak amacıyla kullanılmasını... Erdoğan'ın siyaseten başa çıkamadığı rakiplerini yargıyı kullanarak bertaraf etmesini...
Yeni atanan yargıç, hükümetin talimatı doğrultusunda İmamoğlu hakkında 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası istedi. Karar böyle çıkarsa İstanbul Belediye Başkanı siyasi yasaklı hale gelebilir ve Erdoğan, en güçlü rakiplerinden birinden daha kurtulabilir.
Peki, CHP ne yapar?
İstanbul il Başkanı Canan Kaftancıoğlu yine bir siyasi yargı kararıyla yasaklı hale getirildiğinde, yerine yeni birini atayıp "Kaftancıoğlu, hep gerçek başkanımız kalacak" dediler, ama İmamoğlu'nda bu formül işlemez. Hükümet, belediyeye kayyım atar, hem İstanbul Belediyesi elden gider, hem de İmamoğlu'nun muhtemel cumhurbaşkanlığı adaylığı suya düşer.
CHP sözcüleri, "bunun hukukta yeri olmaz, vicdanlar kabul etmez" gibi romantik açıklamalar yapacaklarına, karar çıktığında ne tepki vereceklerini şimdiden planlasalar daha iyi olur. Çünkü İmamoğlu'nun kellesini de verirlerse sıra Kemal Kılıçdaroğlu'na gelecek, belli...
|