|
İstanbul Sözleşmesi'ni ilk kim imzaladı: AKP...
İstanbul Sözleşmesi'ni kim kaldırdı: AKP...
Peki neden?
Kendi argümanları şu: "Sözleşme geleneksel aile yapısını bozuyor ve eşcinselliği özendiriyor."
Önce eşcinselliğe bakalım:
Sözleşme'nin dördüncü maddesi "cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı" yasaklıyor. AKP sözcüsü, "bu hükmün LGBT gibi marjinal unsurların ekmeğine yağ sürdüğünü" söyledi. Bir hukuk devletinde, mağdur korunurken, "Pardon senin cinsel yönelimin neydi" diye sorulmaz; mağdur korunur. O kadar.
"Geleneksel aile"ye gelince... Sözleşmeye karşı çıkanlar, "Sözleşme ile eşler arasında problemler ortaya çıktığını" söylüyor. Bu, doğru olabilir. Çünkü Sözleşme'nin getirdiği haklar duyurulana kadar evdeki şiddete boyun eğen kadınlar, farkındalığı artırıcı kampanyalar, önleyici tedbirler, koruma ve destek politikaları sayesinde direnmeye başladı. Bu da "Dayağı yer oturursun"a alışmış kocalar ve "kol kırılır yen içinde" cehennemine dönüşmüş aileler için tehdit oluşturdu. Allah muhafaza, bu gidişle kadının denetimine dayalı pederşahi aile yıkılabilir, dayakçı kocalar hapsedilebilir, şiddet mağduru kadınlar cesaret bulup boşanabilirdi. O zaman da özelde AKP'nin, genelde ataerkil devletin itaate dayalı toplumsal desteği azalabilirdi.
Bunu göze alamadılar ve kendi imzaladıkları sözleşmeyi kendileri iptal ettiler. Peki, baştan bunu öngöremediler mi? Sözleşmenin imzalandığı 2011 ile iptal edildiği 2021 arasındaki 10 yılda, köprülerin altından çok sular aktı. Asıl akan, da AKP'nin liberal makyajı oldu. Artık böyle kandırmacaları göze alamayacak kadar erimeye başladılar.
Fakat şimdi Danıştay'da iptal kararının görüşmelerine, oradaki kadın avukatların direncine, genelde kadın hareketinin yükselişine bakınca, herhalde "biz çekildik" demenin çekilmeye yetmeyeceğini görmüşlerdir. Belli ki kadınlar, "Geleneksel aile yapısı" ambalajı içindeki şiddet evlerine daha fazla tahammül göstermeyecek. İstanbul Sözleşmesi, yaşatmaya devam edecek.
|