Can DÜNDAR

Sanatın coşkusu, kalıba sığmıyor

Can DÜNDAR
  22-09-2025 11:32:00

Sevgili dostlar,

Can Dündar

TÜRKİYE'YE DAİR

     Bir senarist, bir müzik grubu, bir şarkıcı... Geçen hafta, iktidarın hedefinde bu sanatçılar vardı.
     İlki, Türkiye'nin çok izlenen TV dizilerinden "Kızılcık Şerbeti"nin senaristi Merve Göntem... Bir söyleşisinde, başka bir dizi için yarattığı "Eylül" karakterini anlatırken para karşılığı seks yapan bu genç kızın yaptığından rahatsızlık duymadığını, tersine keyif aldığını, bu karanlık içinde kendince eğlenceli bir ortam yaratmaya çalıştığını söylemiş ve eklemişti: "İstanbul'da bunu yapan o kadar çok kız var ki... Çünkü etek boyundan hayat tarzlarına kadar her şeylerine karışılmasından bıktılar. Eylül de birçok genç kız gibi bu ülkeden kurtulmak istiyor."
     Göntem bunları dört yıl önceki bir röportajda söylemişti. Ancak cadı avcıları bu sözleri arşivden bulup sosyal medyada linçe girişti. Savcılık hemen devreye girdi. Beş ay önce doğum yapan Göntem, "fuhşa teşvik ve suç işlemeye tahrik" iddiasıyla  gözaltına alındı. Neyse ki sanatçıların tepki vermesiyle, adli kontrol şartıyla salıverildi.
     Ancak Göntem'in söyleşide söz ettiği "karanlık", bir yandan icraatını sürdürüyordu. Türkiye'nin yeni 'kız grubu' Manifest'in altı şarkıcısı, ilk "+18" konserlerinden sonra sahne kıyafetleri ve dans gösterileri nedeniyle hedef oldular. Savcılık onlar hakkında da "hayasızca hareketler ve teşhircilik" suçlamasıyla soruşturma açtı. Grup üyeleri gözaltına alındı; adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Konser görüntülerine ise "kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişim engeli getirildi.
     Bitmedi. Geçen hafta bu kez de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Mabel Matiz'in "Perperişan" adlı şarkısının erişime engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Bakanlık, eşcinsel aşk çağrışımları içeren şarkının "aile kurumuna zarar verebileceği", "gençlerin zihinsel gelişimini olumsuz etkileyebileceği"nden endişeliydi. Mahkeme kararıyla YouTube, Spotify ve Apple Music'te şarkıya erişim engellendi.
     Türkiye'nin genç enerjisi, üzerine giydirilmeye çalışılan üniformaya sığmıyor; taşıyor. Ve devlet, savcısı, bakanlığı, Radyo Televizyon Üst Kurulu eliyle, karanlığı delmeye çalışan bu coşkuyu bastırmaya çabalıyor. Ama ne yapsalar o coşku şarkı olup, şiir olup senaryo olup akıyor sokağa... Sanat, zincire vurulamıyor.

BİZE DAİR

      Son Newsletter'da, Türkiye'deki baskının artışına paralel olarak, Batı kamuoyu ve basınının Türkiye'ye karşı sürdürdüğü ilgisizliğin kırılmaya başladığından sözetmiştim. Geçen hafta önce Berlin Edebiyat Festivali'ndeki "Literature in Exile" ("Sürgün edebiyatı") söyleşisinde, ardından da "Re:Constitution" konferansı kapsamındaki "Taking a stand in times of democratic decline" (Demokrasinin gerilediği devirde tavır almak") başlıklı panelde, Türkiye'deki gelişmeleri anlatma fırsatı buldum. Önümüzdeki 25 Eylül Perşembe günü de Bundeskanzler-Helmut-Schmidt-Stiftung tarafından düzenlenen "Ekrem İmamoğlu and the Future of Turkish Democracy – Change or Authoritarian Backsliding" (Ekrem İmamoğlu ve Türk Demokrasisinin Geleceği – Değişim mi, Otoriter Gerileme mi")
başlıklı online söyleşide, hapisteki Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nu, Türkiye'de artan otoriter baskı düzenini ve toplumun demokratik direnişini anlatacağım.
     Hepinize iyi haftalar.

Can Dündar

 

  Bu yazı 7163 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım