|
Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçim öncesi Erdoğan'ın en önemli kozlarından birini yasalaştırmak üzere... "Dezenformasyon Yasası", toplumun nefes almaya çalıştığı son soluk borularından birini daha tıkamaya hazırlanıyor. Yasa, özellikle sosyal medyayı kontrol altına almayı hedefliyor.
Hazırlık sürecinde görüşü bile sorulmayan meslek örgütleri, yaptıkları ortak açıklamada yasanın amacını, "tek sesli bir toplum yaratmak, korku iklimini canlı tutmak, sansürü ve oto sansürü ağırlaştırmak..." diye özetledi. Tutuklu gazeteci sayısının artacağını öngören meslek örgütlerine göre yasa, "gazetecilerin haber yapmasını, yurttaşın habere erişimini ve haberin serbest dolaşımı engellemeyi, toplumsal muhalefeti susturmayı hedefliyor". Yasa ile Ceza Kanunu'na "dezenformasyon ve yalan haber yayma suçu" tanımı ekleniyor. Sosyal medyada, "ülkenin güvenliğini ve kamu sağlığını ilgilendiren" ya da "halk arasında korku, panik, endişe oluşturma kastı taşıyan", "kamu barışını bozmaya yönelik haberler" yayanlara üç yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor.
Bugüne kadarki uygulamada, hükümeti eleştiren her tür muhalif yayın ya da ifadenin "güvenliği tehdit" suçlamasıyla kısıtlandığı biliniyor. Yasa, bu uygulamayı sertleştirecek. Resmi kurumlarca çarpıtılan ya da gizlenen enflasyon oranından Corona vaka sayısına, çatışmalarda ölen askerlerle ilgili bilgiden bakanların yolsuzluk dosyalarına kadar pek çok bilgi, "kamu barışını bozuyor" diye yasaklanabilecek. Ayrıca kamuoyunun son bilgi kaynağına dönüşen Youtube ve Twitter gibi platformlar, Türkiye'ye "Türk vatandaşı olan" bir temsilci atamak zorunda kalacak. Sakıncalı içerikler zamanında kaldırılmazsa yurtdışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıların internet trafiği bant genişliği yüzde 90 oranında daraltılabilecek.
Bugünlerde İran isyanının ancak sosyal medya platformlarından dünyaya ulaşabildiği düşünülürse, bu kararın nedeni daha net anlaşılır. Türkiye, seçim öncesi benzer bir enformasyon karanlığına sokulmaya çalışılıyor.
|