|
Sansür Yasası dün yürürlüğe girdi, ama iktidar, onu beklemeden taarruza geçti bile... Saray'da birkaç ay önceden yasanın hazırlığı yapılmış ve bir "Dezenformasyonla Mücadele Merkezi" kurulmuştu. Başına da iktidar organı Sabah Gazetesi'nden biri getirilmişti. Bu birim, bir "Dezenformasyon Bülteni" yayınlamaya başladı. Merkez, ilk bülteninde, Sayıştay'ın Bartın faciasını önceden haber veren ve sümenaltı edilen raporunu kendince düzeltmeye çalıştı.
O arada sansürcü "sanal devriyeler" operasyona çıktı ve ilk iş, Bartın'daki maden faciası konusunda provokatif paylaşım yaptığı iddiasıyla 12 kişiye soruşturma açtı.
Aynı gün, Cumhuriyet'in bir haberine erişim engeli getirildi. Haberde AKP'li Bahçelievler ve Güngören belediyelerinin Mart ayında toplam 176 milyon liralık ihaleyi Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen, Yeni Şafak'ın da sahibi olan Albayrak grubuna verdiği yazılıydı.
Aynı sıralarda gazeteci Metin Cihan, damat Berat Albayrak'ın şikâyeti ile "kamu görevlisine hakaret" suçlamasıyla yargılanıyordu. Cihan'ın "suç"u da, Damat'ın seks oyuncağı olarak kullanılan titreşimli yüzük siparişine dair e-postasından bahsetmesiydi.
Akşam HalkTV, RTÜK'ün verdiği üçüncü kapatma cezası nedeniyle tartışma programı yerine, devlet eliyle hazırlanan belgeseli yayınlıyordu. Oğlunun kemiklerini yedi yıl aradan sonra torba içinde teslim alan babaya ilişkin değerlendirmeler, "terörün amaçlarına hizmet eden sonuçlar doğuracak nitelikte" bulunmuştu.
Hemen ardından RTÜK üyesi İlhan Taşçı, sosyal medya hesabında RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in 10 güne kadar TELE1 ekranlarının kararması için rapor hazırlatıp talimat verdiğini yazdı.
Dikkatinizi çekerim: Daha yeni Sansür Yasası devreye girmeden oldu bunlar... Ama neyse, biz giyotin başımıza inmeden, sansür gerekçelerini sayarken bütün o yasaklanan haberleri yeniden duyurmuş olduk; Sayıştay raporundan Damat'ın titreşen yüzüğüne, torba içindeki kemiklerden Albayrak'a verilen kıyak ihalelere kadar... Bu da size dert olsun.
|