Diyar BUDAK

Devlet olma arzusunu hep canlı tutmalıyız

Diyar BUDAK
  27-11-2019 12:01:00

Bu devlet kendi bekası ve devamlılığını sürdürebilmek için, Kürt halkının kanını dökmeye devam etmektedir. Yüz yılla yakın bir süredir, ölüm sürgün ve kırımdan başka Kürde reva gördüğü bir yaşam biçimi yoktur. Binlerce köy boşaltı. Milyonlarca insanımız zorlan göç ettirildi. Kürdistan’ın bir çok şehiri yoğun Türk memur nüfusunun yanı sıra, polis ve askerlerini bulundurması ve dayatılan ırkçı asimilasyon politikası sonucu Kürt şehirleri adeta Batıda Türk nüfusun yaşadığı kentlerden farksız haldedir.


Kürdistan’ın bir çok yerleşim yeri Kürdi özelliklerinden uzaklaşmış, giderek Türkleşmenin hatta Turancı ve İslamcı Türklerin yaşadığı kentler konumuna gelmiştir.


Kürt örgütlerinin damarlarımdaki kan giderek çekilmiş, TC devleti hegemonyasın ve devlet olma gücünü de kullanarak Kürt hareketini oldukça güçsüz hale getirmiş ve boşa çıkarmıştır.


AKP hükümetinin tatlı bir kaç sözü ve sahte çözüm önerileri sonucu legal olmayan bir çok partilere statü tanıyarak onların Avrupa’daki kadrolarını etkisizleştirip Türkiye ye ye götürmeyi başarmıştır. Legalleşen bu partilerin çoğu mevcut yasal partilerden daha ’da “yasal” bir konum almışlardır. Bu ağır koşullardan dolayı Avrupa’ya kaçıp iltica veya göçmen olarak yaşamak zorunda kalan kadrolar şimdi Ülkeye dönmüş ve orda yaşamaktadırlar. Eskiden beri ülke zemininde yasal statü içerisinde varlıklarını sürdüren partili kadroları ise çoğu tutuklanmış ağır hapishane koşullarında yaşamakta veya Avrupa’ya kaçmaktadırlar. 1980 sonrası legal siyaset yürüten kadrolar, kimi M.Vekilligi ve Belediye başkanlığı yapmış olanlar, bir kısmı bugün Kürdistan’dan ayrılıp Avrupa’da ilticacı konumuna düşmüşlerdir. Tarih dönerli bir şekilde ders almayan Kürt siyasetine ve partilerine yeniden ders vermektedir. Kürt siyasetini yönetenler, önde giden arabanın uçurumdan aşağı gittiğini görmesine rağmen ayni yolda yürümekte ve kitlelere de bu uçurum doğru gitmeyi teşvik etmektedir.


Kürt örgütlerinin yıkıcı olmayan, sömürgeci devletlere zarar vermeyen anlayış ve politikaları bize hep kaybettirmiştir

Düşmanın çıkarını düşünen, onunla kardeş olduğunu söyleyen bir anlayış geliştirmek yetmezmiş gibi bir de Kürt kurum ve partilerin başına, Türk kimlikli “zatları” getirmektedirler.


Bunlar bizim cephede mevki ve koltuk sahibi olup maaşlarını da bize karşı olan devletten almaktadırlar.


Mücadelede halkımıza yanlış rehberlik yaparak Rayberi Qop ve Zeyneli Top gibi zarar vermektedirler.


Özü Kürdi olan bazı kurumların da giderek bu özelliklerini kaybettiklerini görmekteyiz.


Rojava’da yürütülen savaş, ölüm ve zülüm döneminde HDP başta olmak üzere, tüm Kürt parti ve örgütleri kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirmedikleri TC devletinin uygulamalarında korktukları açıkça görülmektedir. Kitleleri bu duruma getiren PKK nin yanlış hendek kararı ve politikası olduğuna hiç şüphe yoktur.
Hendekler olmasaydı, TC devleti bu kadar kolay Rojavaya saldıramazdı.


Bu doğruları görüp yazanlar, elini ateşe vurmaktan korkanlar da en az bu hatayı yapan PKK kadar suçludurlar. Sürece müdahale yapmayı, başkasından ölümüne fedakarlık beklemek hiçte ahlaki değildir. Bu “zadeler ”risk almayan elitlerimizdirler. Çocuklarımızın öldürüldüğü bir coğrafyada, bunlar sıfır riskli bir politika yürütmektedirler. Böylelerinin aktif mücadeleden, yer işgal etmektense evlerinde oturmaları daha etik ve doğru bir davranıştır.


Kimse kusura kalmasın, tüm alanları PKK ye kaptıranlar, eleştirileri de fazlaca ciddiye alınamaz. TC devleti bazı Kürt partilerinin PKK yi eleştirmelerini yeterli bulmayıp kadrolarını PKK li diye tutukladıkları bilinmektedir.

Ulusal kurtuluş mücadelesi veren halkların bir çoğu Kürtler kadar savaşçı olmamalarına rağmen, doğru bir strateji sayesinde özgürlüklerini elde etmişlerdir. Kuzey Kürtleri kurtuluşları için severek ölürler ama kurtulamazlar. Çünkü hedeflerinin ne olduğu sadece, Kürdistan dan daha kıymetli SEROKLARI bilmektedirler. Ve ülkelerinden daha kıymetlileri ne yazık ki serokları’dır.


Kürt halkını kurtuluşa götürmeye aday bir parti veya örgüt değilseniz neden ölüm yıkım ve zulüm getiriyorsunuz?


Siyah ırkın yaşadığı Gine Bisao’da beyaz sömürgecilere karşı savaşırlarken ulusal bir sloganları oldukça dikkat çekmekteydi“ Beyaz gördüğünüz her şeye saldırın!” Sömürgeci TC devleti ile aynı din, mezhep ve giderek benzeyen ırki ve dil ortaklığı karşımıza bir olumsuzluk olarak çıkmaktadır.
Hiç bir sömürge ülke Kürdistan kadar baskı ve züllüme maruz kalmaz iken, onlar bağımsızlıklarını 70 li yıllarından itibaren almış bulunmaktadırlar.


Gine Bısao da ki ” beyaz gördüğünüz her şeye saldırın” deyimi ilen bizim “birlik, beraberlik ve kardeşlik ”söylemi ile karşılaştırıldığında” onların düşmanlarına bizden fazla zara verici olduklarına kiç şüphe yoktur. Ayrıca sonuç alıcı olduğunda net ortada değil mi?
Çelişkileri bizim kadar yakıcı olmasa da onlar özgürlüklerini 30 yıldan fazla bir zamandır kazanmış bulunmaktadırlar. Biz Kürtler ise halen esaret altında, hem de dünyanın en barbar güçlerinin elinde, bir kaç kuşaktır öldürülmekteyiz.


Bu durumu sadece düşmanımızın güçlü oluşuyla izah etmek ve kendimizi hatasız ve günahsız görmemiz mümkün değildir.


Partilerimizin ayrılıkçı, putçu liderlik anlayışı ve yanlış politikalarının sonucu bu hazin durumda olmamızın asıl nedenidir.


Halen Avrupa’da, Kürdistan halkının çıkarını, partilerine yeğleyen, kör yaşayan büyük bir kitle yaşamaktadır.


Hedefini Türk devletini demokratikleştirmesine odaklamış parti ve şahsiyetlerin, ruh sağlıklarının iyi olmadığı, akıl sağlığı kontrolden geçirilmelidir.


Kürt ulusal hareketi bir araya gelerek olabilecek komplikasyonları önlemek, bertaraf etmek bir zorunluluktur.


Avrupa’da yaşıysan halkımız şimdiden ulusal direniş bayramımız olan Newroz’u dört parçadan güçlerin katılımı ile örgütleyerek kutlamalıdır.


Bundan kaçınanların samimiyetsizlikleri herkese ayan olacaktır. 2020 Newrozu Kürt birliğini pekiştiren bir anlayış Newrozun ruhuna da uygun olacaktır.


Rojava ve diğer parçalardaki kazanımlar hızlan garanti edilmesini sağlayacaktır. Avrupa’daki kişi ve kuruluşlar bir araya gelerek ortak eylem gündemi oluşturulması bir acıliyettir.


Kürdistan’ı zor kullanarak işgal etmiş olan TC devletinin yasal birtakım ayak oyunları ile hakların verileceğine inanmak saflıktır.


Kürt partilerinin, sömürgecilerini demokratikleştirme talep ve çabaları gülünçtür. Mağduru bir kenara bırakıp, önce saldırganı savunmak hiç bir halkın yasasında yoktur. Türkiye’ye demokrasinin gelmesi, Kürt devletinin kurulmasından da zor olduğu bir gerçektir. Devletin yönetim biçimi degişse de, bize verecekleri tek hak ölümdür. Kürdistan TC devletinden kurtulmadığı sürece Türkiye’nin, İran ve Suriye’nin demokratikleşmesi mümkün değildir. Bu faşist anlayış cumhuriyetin kuruluş harcı olup bugün de katlayarak ırkçı varlıklarını sürdürmektedir.


Türk devleti beka korkusu yaşamaya devam ederken, Kürt tarafı olarak, devlet olma fikrinden asla vazgeçmeyeceğimiz bilinmelidir.


26.11.2019

 

  Bu yazı 3341 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım