Erdal YILDIRIM

Madımak Ateşi Hiç Sönmedi Ki!

Erdal YILDIRIM
  03-07-2025 07:32:00

Cumhuriyetin kuruluşunda bugüne dek coğrafyamızda o kadar büyük acılar, vahşetler, katliamlar, yangınlar yaşandı, yaşatıldı ki. Bunları saymaya kalksak, uzun bir liste yapmak zorunda kalırız. Ancak bunlardan biri var ki, en yürek burkanı, en insanlık dışı acılardan biri. Ateşin tenle buluştuğu, suyun bile utandığı, aydınlığın karanlığa dönüştüğü ve yüreklere kor ateşlerin düştüğü bir katliamdır Madımak.

O gün Madımak Otelinde yakılanlar bu ülkenin apaydınlık yüzleriydi.

O gün orda öldürülen En-el Hak dediği için kırbaçlanıp, burnu, kolları, ayakları kesilen, idam edilip kesik başı Dicle Nehrindeki köprüye asılan, gövdesi yakılıp külleri sulara savrulan Hallac-ı Mansur’du.

O gün orada derisi yüzülen Seyyid Nesimi’ydi, Kalender Çelebiydi.

O gün orada idam edilen, “yârin yanağından gayri paylaşmak her şeyi” diyen Börklüce Mustafa ve Serez’in esnaf çarşısındaki Şeyh Bedreddin’di, Manisa’da Torlak Kemal’di.

O gün orada bir kez daha darağacına gönderilen “bozuk düzende sağlam çark olmaz” diyen, Pirim Pir Sultan Abdal’dı.

O gün orada 70’indeki Bezirci’den, 12 yaşındaki Koray’a, Gülsüm’den Sehergül’e,  Akarsu’dan Hasret’e, Nesimi Çimen’den Behçet Aysan’a, Asaf’tan Serkan’a, Muammer’den Mehmet Atay’a, Yasemin’den Handan’a yananlar, yakılanlar aydınlarımız, sanatçılarımız, ateşte semah dönen 33 karanfil candı.  

Kıbrıs’ın yüzde kırkını birkaç saat içinde işgal eden, o gün Madımak Oteline sadece 1 km mesafedeki tümenden Madımak önüne gel(e)miyordu. Yüzlerce Resmi ve sivil polis yer yarılmış içine girmişlerdi. Görünürde olanlar da katil güruhu saldırması için teşvik ediyordu. Belediye Başkanının otobüs üstünden söylediği “Gazanız mübarek olsun” sözleri, katillerin sevinç çığlıkları ve “yakın ulan yakın” naraları ile buluşuyor ve Madımak ateşe veriliyordu.

90’lı yılları ve Madımak’a gelinceye kadar olan zaman dilimini özel olarak bir inceleme ve gözleme tabi tutmalıyız. 93 yılı öncesini ve o yıl yaşanan kimi olaylarla ilgili doğru analizler yaparsak, işte o zaman Madımak katliamı sürecini de doğru okumuş oluruz. 90’ların başları, faili meçhul (faili belli) cinayetlerin, suikastlerin yaşandığı yıllar ve sonrasına da damgasını vuran çarpıcı yıllardır. Ardı ardına devam eden ve sayısı yüzlere, binlere ulaşan cinayetler, gözaltı kayıplarından sonra, “Plaza de Mayo Anneleri” eyleminden esinlenen Galatasaray’daki “Cumartesi Anneleri” eylemleri de bu yıllar başladı.

1992 Newroz’unda 113 kişi, aynı yıl Eylül ayında Kürt yazar tarihçi, siyasetçi Musa Anter öldürüldü. 93 yılı 24 Ocak tarihinde Uğur Mumcu bombalı bir saldırı ile öldürüldü. 5 Şubatta Turgut Özal’ın danışmanı Adnan Kahveci yanlış yola girip trafik kazasında öldü. 17 Şubatta Kürt politikasında çizgi değişimini savunanlardan Eşref Bitlis, ardından da Cem Ersever öldürüldü. 17 Nisanda Turgut Özal öldü ve 16 Mayısta Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı seçildi. 13 Haziranda Doğruyol Partisi (DYP) Başkanı seçilen Tansu Çiller, iki gün sonra da Başbakan oldu. Ve hemen ardından 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak vahşeti yaşandı. Yolu sevgiden, güzellikten, insandan ve bilimden geçen aydın, yazar, sanatçı, semahçı ve konuklar sığındıkları Madımak Otelinde saatler süren bir kuşatmadan sonra yakılarak katledildiler.

Daha önceki yıllar Banaz’da yapılan etkinliğin o yıl, Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın ısrarıyla (ki, kendisi Sivas’a dahi uğramadı. Bu ısrarla ilgili sorulan sorulara da yanıt vermedi) Sivas merkezde yapılması mutlaka irdelenmeli, Doğu Perinçek’in has adamı ve dönemin PSAKD Genel Başkanı Murtaza Demir ile Aziz Nesin’in ‘Salman Rüşdi’nin, Şeytan Ayetleri’ adlı kitabını yayınlayan Doğu Perinçek’in rolü de ortaya çıkartılmalıdır. 

Bu bağlamda katliamı emperyalistlerle içerideki işbirlikçileri, ırkçı, şeriatçı güçler, devlet ve hükümet erkini elinde bulunduranlar, ayrıca uluslararası gladyo ve kontr-gerillacılar hep birlikte gerçekleştirmiştir. Tıpkı faili meçhulleri, suikast ve cinayetleri gerçekleştirdikleri gibi.. Madımak katliamını devletin göstermek istediği gibi salt şeriatçı, gerici güçlerin bir kalkışması, ya da Aziz Nesin’e tepki olarak gelişen sıradan bir durum olarak görmek Madımak’ı da, faili meçhulleri de doğru anlamamaktır. 

Katliamı o gün tüm dünyaya televizyon ekranlarından naklen seyrettiren devlet yetkilileri, saatlerce süren görüşmelerde “her şey kontrol altında” diyen Cumhurbaşkanından Başbakanına, Yardımcısından İçişleri Bakanına, Emniyet Genel Müdüründen Valisine, Garnizon komutanından polisine kadar suçludur. Davayı şehirden şehre gezdiren, adaleti yok sayan, katilleri koruyan, kollayan, onlara mevki makam veren, davayı zaman aşımına uğratıp, “milletimize hayırlı olsun” diyen günümüzün yöneticileri de aynı derecede suçludur.

Üzerinden 32 yıl geçmiş olsa da, katliama bizzat katılanlar, katkı sunanlar, göz yumanlar, suçluları koruyanlar, delilleri karartıp katilleri salıverenler, hukuku hiçe sayanlar, suçluları Belediye Başkanı, Milletvekili, hatta Bakan yapanlar ne yazık ki, yıllardır bu ülkede iktidarda. 23 yıldır iktidarı da çeşitli dalavere, hile ve oyunlarla gaspeden bu güruh, hak hukuk, adalet demeden davayı zaman aşımına da uğrattığı gibi, suçları sabitleşmiş olanları yurtiçinde ve yurtdışında da koruma altına almaya devam ediyor. Çıkardığı aflarla katillerin tasmalarını serbest bırakıp dışarı salıyor. 

Bir yandan da sözcüleri, piyonları ve yandaş kalemşörleri paçavra gazetelerinden, borazanlaştırdıkları TVlerden “Madımak’ı Unutun, kaşımayın” diyorlar.

Madımak’ı nasıl unutabiliriz ki? Madımak’tan dumanlar tütmeye devam ediyor. Ne zaman ki, Sivas Madımak sözcükleri konuşulur yazılırsa, Metin Altıok’un, Erdal Ayrancı’nın, Edibe Sulari ve Carina Cuanna’nın, Gülender ve Menekşe’nin o masumlukları, yaşadıkları acılar gelip tam yüreğimizin orta yerine çöküyor. Sözcükler boğazımızda düğümleniyor, söyleyecek söz bulamıyoruz. Adalet sağlanmayınca acımız ve öfkemiz büyüyerek devam ediyor. Yaralar sağalmıyor. 

Madımak’ı yaşatanlar, suçlular, sorumlular ve ceberrut devletle yüzleşme ve hesaplaşma olmadan, Madımak Oteli Utanç Müzesi yapılmadan bu acılar unutulmayacak, bitmeyecek…

Madımak’tan dumanlar tütmeye, ateşi de yanmaya devam edecektir. 

Erdal YILDIRIM

  Bu yazı 5447 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım