Erdal YILDIRIM

Önce Gri Pasaportlu, Şimdi de Alan Uzmanı Dedeler

Erdal YILDIRIM
  16-06-2020 09:11:00

Yüzlerce yıldan beri Alevi öğretisi, yolu, inancı ve Alevi toplumu üzerinde sürdürülen baskı, karalama, iftira, inkâr ve katliam uygulamaları son yıllarda ağırlıklı olarak özel asimilasyon proje ve politikalarıyla devam ediyor. 

Cumhuriyet döneminde, sonrasında ve günümüzde de Alevilerin ve Aleviliğin asimilasyonuna yönelik proje ve politikalar merkezi ve yerel yönetim politikalarıyla devam ediyo. 1950 yıllarda çok partili sisteme geçişle devletin en önemli işbirlikçileri olarak İzzettin Doğan ve ailesini görüyoruz. İ.Doğan’ın babası Hüseyin Doğan, 1950 seçiminde CHP milletvekili seçilir ve bir yıl sonra istifa edip Demokrat Partiye geçer. Ancak 1954 seçimlerinde aday gösterilmez. 1960’lı yıllarda “eşitlik, özgürlük” talepleri güçlü bir şekilde dillendirilince devlet yine Doğan’ları devreye sokar ve 1965-69 yıllarında Adalet Partisi milletvekili yapılan Hüseyin Doğan dede Birlik Partisinden milletvekili seçilen 5 kişinin Adalet Partisine transferini sağlar. Doğan Doğan adlı oğlu da Adalet Partisi Malatya il başkanlığı görevini yürütür. Diğer oğlu İzzettin Doğan da 12 Eylül faşist darbesinin işkenceci generallerinden Turgut Sunalp’in Milliyetçi Demokrasi Partisinde (MDP) kurucu üye olur. Milletvekili adayı olsa da kazanamaz. Görüldüğü gibi tüm aile bireyleri yıllarca devletin yok saymacı, inkârcı ve asimilasyoncu politikalarına, gönüllü olarak destek vermiştir. İ.Doğan, MDP deneyiminden sonra da Süleyman Demirel’ce örtülü ödenekten aldığı parayla Aleviliğin İslama – Müslümanlığa yamanması ve Alevi gençlerinin sol sosyalist ve yurtsever örgütlenmelere gidişini önlemek için Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfını kurar.  Alevileri kandırmak için de bu sözcüklerin baş harflerinden CEM Vakfını türetilir. Bu çalışmalarla yetinmeyen egemen zihniyet ve onları hizmetkârı İzzettin Doğan geçtiğimiz yıllarda, Recep Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen ile birlikte “Cami- Cemevi” projesini gerçekleştirmek istemiş, ancak Gülen ve Erdoğan güçleri arasındaki pata paylaşımı ve iktidarda olma kavgası sonucu bu proje yarım kalmıştır.. 

Ancak asimilasyoncular ve İzzettin Doğan, ülke içindeki asimilasyon uygulamalarını, politikalarını, yani Aleviliğin İslamlaştırılması ya da Şiileştirilmesi projelerini yurtdışında da sürdürmektedir. Cem Vakfı,  yurtdışı örgütlemesinde Musa Serdar Çelebi, Namık Kemal Zeybek gibi, geçmiş yıllarda Alevi, Kürt ve sol sosyalistlerin katledilmesinde teorisyen ve tetikçilik yapan piyonlarla birlikte faaliyet sürdürür. 

Geçtiğimiz yıllarda iktidar yurt içi ve yurtdışı Alevi örgütlemesi ve Alevi toplumu arasında yapay kavga ve ayrışmalar yaratmak, Alevi inancını İslamlaştırmak için yurtdışındaki Alevi Kültür Merkezlerine, tüm masraflarını karşıladığı, birer Gri Pasaport verdiği ve yaklaşık 100 kişilik bir dedeler grubu yolladı. Ancak bu gri pasaportlu sözde Dedeler, -ki, bunlar Devlet memuru piyonlardır – yurtdışında umduklarını bulamadı. Örgütlü Alevi toplumu kendilerini kurumlarına dahi kabul etmedi ve o proje gerçekleştirilemedi. 

Ancak o projenin adı değiştirilerek bir başka başlık altında yeniden uygulanmak isteniyor.. Gri  Pasaportlu Dedeler yerine “Alevi Alan Uzmanı” adı verilen bu projeye göre 28 Ağustos – 28 Eylül tarihleri arasında yurtdışındaki 8 Avrupa ülkesindeki 54 farklı merkezde boy gösterecek 111 kişi görevlendirildi.  Almanya Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, daha önce DİB tarafından sürdürülen çalışmaların bu yıl “Yurtdışı Türkler ve Akraba topluluklar Başkanlığına” geçtiğini ifade ederek bu kişilerin yurtdışında yaşayan Alevilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak (Dede, zakir ) görevlendirildiklerini açıkladı. 

Büyükelçinin “Söz konusu proje, Almanya’daki Alevi toplumunun, devletimizin de desteğiyle ülkemizdeki Alevi dernekleriyle bağlarının korunması ve karşılıklı iletişimlerinin artırılması bakımından önemli fayda sağlamaktadır.”  şeklindeki açıklaması, asimilasyoncu iktidarı yurtdışındaki Alevi örgütlemesini nasıl devre dışı bırakmak, Alevi örgütleri ile toplumunu birbirinden ayırmak istediğini göstermesi açısından son derece dikkate değerdir. 

Devletin asimilasyon politikalarına alet olanlar, makamları, mevkileri, kartvizitleri ve gerekçeleri ne olursa olsun Topluma, Yol’a ve Öğretiye karşı açık bir ihanet içindedir. 

Pir Sultan’ın köpeklerinin dahi yemediği haram lokmalardan beslenenler, tarihe, geleceğe ve çocuklarına karşı da suç işlemektedir ki, bunun adı açıkça ihanettir. Alevi yoluna göre de düşkünlüktür. 

Tarih ikrârından dönenleri, küçük, bireysel çıkarlar peşinde koşanları, ister inançta, ister siyasal, sosyal, kültürel alanda olsun, mutlaka değerlendirecek ve herkesin yaptığını da yazacaktır. Tarih ihanet edenleri, işbirlikçileri asla unutmaz. 

Bu bağlamda herkesi, asimilasyona karşı direnmeye,  tarihi bir sorumluluğa ve duyarlılığa davet ediyorum..

Aşk ile

Erdal YILDIRIM

23.09.2019

  Bu yazı 10394 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım