İNSANLARA GÖZ HİZASINDA BAKALIM VE SAZ İLE SÖZ İLE ANLATALIM:
Erdem GÜNALPHer insan bulunduğu noktadan hayata bakar, fakat göz hizasından bakanları görebildiğimiz oranda vicdani duygularımızla sevgilerimizi, bütünleştirebiliriz, çoğaltabiliriz. Çünkü; yüreğinde insan sevgisi olmayan insan fakir insandır.
Aydın sanatçılarımızın temel özelliği toplumun istem ve taleplerini sazılarıyla, sözleriyle kemanlarıyla, türküleriyle, halaylarıyla, heykelleriyle , resimleriyle yazdıkları aydınlık kitaplarıyla halkına ışık olma izlemini her zaman yüreklerinde hisstemek isterler.
Bir sanatçının toplumun beklentilerini ve özlemlerini sanatı ile görünür halde yeniden topluma sunabilmesi için öncelikle içinde yaşadığı toplumu iyi tanıması gerekir. toplumun reflekslerini sanata yansıtabilmesi için özgür düşünebilmesinin çok önemli olduğunu düşünenlerden biriyim.
Her bireyin düşünceleri davranışları yaşadığı çevre koşulları, sosyo ekonomik konumları gereği bir fakirin zengin gibi yaşayıp düşünmesi ne kadar olanaksız ise, bir zenginde fakir gibi düşünüp yaşaması o kadar olanaksız.
Ülkeleri yöneten saray müdavimleri, krallar sultanlar padişahlar ve benzeri diktatörler bulundukları yerden halkına yukardan aşağıya doğru bakarlar. İşte sanatla yönetenler arasında birbirine karşıt iki bakış açısının oluşmasının ana kaynağı farklı koşullarda yaşamak ve farklı düşünmekten kaynaklıdır.
Halkın yaşadığı acıları özlemleri ihtiyaçlarını dile getiren sanatçılar yöneretenleri eleştirdikleri için yönetenler her zaman sanatçıların varlığından rahatsız olmuşlardır. Özellikle baskıcı sistemlerin sanatı ve sanatçıyı hedef almalarının tarihsel gerçeği olarak önümüzde duruyor.
Bir toplumda eleştiri özgürlüğünün hayat bulması gerekirki, yapılan yanlışların düzeltilmesine katkı sunabilsin.
Çünkü; Özgür olan sanatçılar toplumun özlemlerini ve beklentilerini dile getirebilmesi ülkesi yönetenlerin sorumluluklarını hatırlatmasına katkı sunabilsin.
Değerli yol arkadaşlarım, sizlere sanatsal bir değeri olan bir fıkra ile yazımı noktalamak istiyorum. Sinemilli bir alevi ocağının adıdır. Elbistanın kantarma köyü sinemilli aşiretinin yerleşik alanıdır. Sinemilli aşireti köylerinde her evde mutlaka saz vardır. Kantarma köyü gençliği genelede saz çalar. Kantrmalı her genç saz çalmanın yanı sıra zurna çalmayıda öğrenir. Zamanla zurna çalmayı meslek edinir.
Bir genç kardeşimiz 12 eylül askeri faşist darbesinden sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Kantarmalı genç kardeşimiz Paris'e yerleşir. paris'te düğünlerde zurna çalar. Şinemili aşiretinin X köyünden bir kişi zurnacının kantarmalı olduğunu öğrenince tuafına gider ve zurnacıyı yanına çağırır, alay edercesine SİZ ZURNADAMI ÇALIYORSUNUZ ? diye sorunca Kantarmalı genç SAZLA SÖZLE size anlatamadık, Belki DAVUL ZURNA ile anlatırız der.
İletişimde başarılı olmanın en önemli araçlarından biri kendine ve karşısındakine soru somaktan geçer, saz ile söz ile anlatmaktan geçer.
Erdem Günalp.
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 24 Yillik İktidari Yaşarken, Geçmişten Günümüze Yansiyanlar
- Yeni Anyasa İsteyenler, Buyurun Halk Oylamasina:
- Ağır Ekonomik Kriz Halkımızı Canından Bezdirmesinin Asıl Nedeni
- Tarihten Ders Almayanlara Hatırlatma: 2026 Korkunun Değil, Özgürlüklerin Yılı Olmalı
- MARAŞ KATLİAMININ NOKTASI 12. MART.1971 DARBESİDİR.
- Eğitimde Cehalete Methiyeler Dizenler
- Ey Halkım Yılmaz Güney Yoldaşımızı Anarken
- İktidar Emekçilerin 25 Yıllık Emeklerini Yok Sayıyor
- 12 Eylül Cuntasi 45. Yilinda: acılarımız hâlâ taze! Örgütlü yapımızda tek ses, tek yürek olma günüdür.
- Sahiller Halkındır Diyenler, Siz Kimi Kandırıyorsunuz:
- Erken Seçim Olmadan, Ekonomi Düzelmez
- DÜNYA İŞÇİ SINIFIN EMEKÇİLERİ, ALANLAR BİZLERİ BEKLİYOR:













