Tarihten Ders Almayanlara Hatırlatma: 2026 Korkunun Değil, Özgürlüklerin Yılı Olmalı
Erdem GÜNALPÜlkemizdeki siyasetin, tarihin tekerrüründen ibaret olduğunu unutmak mümkün değil. Osman Bölükbaşı, 1954 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nden (CKMP) Kırşehir milletvekili seçilir.
Mecliste Menderes iktidarını dini siyasete alet etmekle çok sert biçimde eleştirdiği için Demokrat Parti hükümeti bir yasa çıkararak Kırşehir’in il statüsünü kaldırır ve Nevşehir’i il yapar.
Kırşehir ise Nevşehir’e bağlı bir ilçe hâline getirilir. Bu karar, demokrasi tarihimizde büyük bir yanlış olarak kara bir leke şeklinde yerini çoktan almıştır. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, yani 1961 yılında Kırşehir’e askerler tarafından yeniden il statüsü verilir.
Bugün ülkemizi yönetenlerin geçmişten ders çıkarması gerekirken, ya geçmişte yaşananlardan habersiz olduklarını ya da partilerinin geleceğini dini siyasete alet etmekte gördüklerini düşünüyorum.
Geçmişten ders çıkarılsaydı, FETÖ terör örgütü beslenip büyütülmez, devletin tüm kadroları bu yapıya teslim edilmezdi; 15 Temmuz darbesinde 249 vatandaşımız hayatını kaybetmezdi.
23 yıldır ülkeyi yönetenlerin, birliği ve beraberliği sağlamakla yükümlü bir konumdayken kendilerine oy vermeyen halkı ayrıştırma ve kutuplaştırma yoluna gitmelerinin kabul edilebilir olmadığını düşünüyorum.
Özellikle tarikat yuvalarında küçücük çocuklarımızın bedenlerine uzanan karanlık ellerin varlığını konuşurken; sözde seçkin insanların bulunduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin lokantasında staj yapan öğrencilerimizin bedenlerine uzanan ellerden haberimiz yokmuş gibi davranıyoruz.
Okullarında olması gereken yavrularımız, küçük yaşta kaçak işyerlerinde sigortasız ve güvencesiz şekilde, karın tokluğuna çalıştırılarak emekleri sömürülüyor.
Sorarım size: Bu bakanlık koltuklarında oturanlar maaşlarını kimlerin vergilerinden alıyor, bilen var mı?
Çalışma Bakanlığı nerede? Sosyal Güvenlik Bakanlığı nerede? Bu iki bakanlığın iş müfettişleri ne iş yapar, kimleri denetler, bilen var mı? Yoksa bu müfettişlerin görevi, denetlemeye gittikleri işyerlerinin sahipleriyle çay kahve içmek midir; laf olsun torba dolsun misali?
Sokak ortasında, zaman zaman çocuklarının gözleri önünde katledilen kadınlarımızın failleri, Meclis’te kabul edilen yargı paketi sayesinde 55 bin kişiyle birlikte toplum içine salınmaya başlandı. Temenni ederim ki, salıverilen bu hastalıklı zihniyetlerin faturası ileride halkımıza yeni acılar yaşatarak geri dönmesin.
Ülkemizde adaletin eşit dağıtılması gerekmez mi? Anayasa gereği bu yargı paketiyle eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmuyor mu?
Peki neden bu yargı paketinde siyasi tutsaklarımız yok?
Çünkü siyasi tutsaklar düşünür, konuşur, sorar, sorgular; ama hakaret etmez, kimseye zarar vermez, insanları katletmez. Empati kurarak bir arada yaşamanın mümkün olduğuna inanırlar.
Çünkü siyasi tutsaklar gelir dağılımındaki adaletsizliklerin giderilmesini ister. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmesini istemezler. Vergi adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasını, yargının bağımsız olmasını, eğitimin dünya koşullarıyla yarışacak düzeye ulaşmasını isterler.
Çünkü siyasi tutsaklar, ülkemizin altına imza attığı uluslararası anlaşmaların eksiksiz uygulanmasını, sağlık hizmetlerinden herkesin eşit yararlanmasını savunurlar.
Bu düşünceler yüzünden mi siyasi tutsakları cezaevlerinde tutmaya devam ediyorsunuz?
Bu tutum, sizin korkularınızın ifadesidir.
Ülkemizi yönetenlere bir örnek vereyim: Sosyalizmin ülkemizdeki mihenk taşlarından biri olan Dr. Hikmet Kıvılcımlı, 1929 yılında donanmayı isyana teşvikten ağır cezada yargılanır ve kendisine 19 yıl hapis cezası verilir.
Hâkim, Kıvılcımlı’ya verilen ceza hakkında ne düşündüğünü sorar.
Kıvılcımlı hâkime şöyle yanıt verir:
“Hâkim bey, bana verdiğiniz 19 yıl, bir hapishaneyi üniversiteye çevirmek için yeterlidir. Teşekkür ederim.”
Siyasilerin yeri, mekânı ne olursa olsun, halkının geleceği onların vazgeçilmez aynasıdır; o aynaya baktıklarında kendilerini görürler.
İktidarlarını ayakta tutmak için dünyadaki savaşlardan beslenen, mazlum halkların acılarına sırtını dönenler insan olma duygularını yitirmiş zavallılardır.
Ülkemizde iktidarın halk üzerinde bir korku imparatorluğu yaratmak istediğinin farkındayız.
Askerî cuntaların baskılarını katlayarak halkına reva görenler şunu unutmasın: Dünyada bu korku ve baskı düzenlerini kuranlar tarihin kara sayfalarında kaybolup gitmişlerdir. Hiçbir iktidar kalıcı değildir ve olmayacaktır.
Bu haksızlık ve hukuksuzluğa karşı çıkmanın yolu, ilkeli ve örgütsel bir bütünlükten geçer. Eleştiri ve öz eleştiri yapabilen sosyal demokratlar, sosyalistler, komünistler, emekten yana sendikalar ve sivil toplum örgütleri için gün; teoride ve pratikte ortak mücadele günüdür.
İnsan hak ve özgürlüklerinin yok edildiği bir dünyada yaşamak, emeğiyle geçinen insanlar için bir zindandır.
Sınıfsal mücadelede sevgi vardır, saygı vardır, güven vardır.
Unutmayalım ki dünyaya gelirken hiçbirimiz annemizi, babamızı, cinsiyetimizi, ırkımızı, dinimizi, dilimizi ya da kimliğimizi seçmedik.
Ama ortak olduğumuz yer sınıfsal konumumuzdur. Çünkü bu evrende esas olan, el etek öpmeden, boyun eğmeden, teslim olmadan onurlu bir yaşam sürmektir.
23 yıldır “itibardan tasarruf olmaz” diyerek halkı açlığa ve yoksulluğa mahkûm edenlerin, seçim sandığını halkın önüne koymaktan korkması tesadüf değildir.
Charles Darwin’in güzel bir sözü vardır:
“Sizi cennet hayalleriyle kandırıp yoksulluğa mahkûm edenlerin yaşamına bakın; bu dünyada cenneti onların yaşadığını göreceksiniz.”
2026 yılına girerken, tüm halkların farklılıklarını bir zenginlik olarak görüp, sınıfsal mücadelede teoride ve pratikte ortak hareket etmesi en güçlü sesimiz olmalıdır. Zaman ayrışma değil, bütünleşme zamanıdır.
Tüm dostlarımın, canlarımın, yoldaşlarımın 2026 yılını yüreğimden gelen sevgiyle kutluyor; sağlık, umut ve dayanışma diliyorum.
2026 yılının korkunun değil, özgürlüklerin yılı olması dileğiyle; yüreğinizden sevgiyi, yüzünüzden tebessümü eksik etmeyin.
Hepinizin yeni yılı kutlu olsun.
Erdem Günalp
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 24 Yillik İktidari Yaşarken, Geçmişten Günümüze Yansiyanlar
- Yeni Anyasa İsteyenler, Buyurun Halk Oylamasina:
- Ağır Ekonomik Kriz Halkımızı Canından Bezdirmesinin Asıl Nedeni
- Tarihten Ders Almayanlara Hatırlatma: 2026 Korkunun Değil, Özgürlüklerin Yılı Olmalı
- MARAŞ KATLİAMININ NOKTASI 12. MART.1971 DARBESİDİR.
- Eğitimde Cehalete Methiyeler Dizenler
- Ey Halkım Yılmaz Güney Yoldaşımızı Anarken
- İktidar Emekçilerin 25 Yıllık Emeklerini Yok Sayıyor
- 12 Eylül Cuntasi 45. Yilinda: acılarımız hâlâ taze! Örgütlü yapımızda tek ses, tek yürek olma günüdür.
- Sahiller Halkındır Diyenler, Siz Kimi Kandırıyorsunuz:
- Erken Seçim Olmadan, Ekonomi Düzelmez
- DÜNYA İŞÇİ SINIFIN EMEKÇİLERİ, ALANLAR BİZLERİ BEKLİYOR:













