Erdem GÜNALP

ÜÇ FİDANIMIZI ANARKEN, KAYBEDİLEN DEĞERLERİMİZ::

Erdem GÜNALP
  04-05-2020 12:34:00

Ülkemizde meçhul bırakılmış failler, ellerini kolarını sallaya sallaya halkın içerisinde gezerken, Deniz gezmiş ve arkadaşlarını ipe gönderecekmisiniz diyordu. ( İdam kararl tutanakları 68'lilerbirliği vakfı yayınları ekim 1998) ve gönderdiler.

Çünkü ! Emperyalizmin işbirlikçisi siyasal iktidarlar ve askeri cuntanın çakışan, çıkarları öğle gerektmektedir.

AP iktidarı sırf düşüncelerinden dolayı Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılmasını istiyordu. Üçe üç naraları atarak, idam teklifi meclisin otuzuncu sırasında olamsına rağmen, meclisin birinci sırasına alınarak meclisteki sağcı partilerin milletvekilleri bu idamın bir an önce bitirilmesi gerektiğine inanıyorlardı. Oylamda 53 milletvekili red oyu kullanırken, 238 milletvekili evet oyu kullanarak kabül edildi.

16.mart.1972 öncelik tanınmak süretiyle Senetonun önüne geldi 36 red oyuna karşlık 105 evet oyla senetodan geçti.

Cumhurbaşkanı cevdet Sunay'ın onayına sunulduğunda danışmanlarının, bu kararın hukuksuzluk içerdiğini ifade etmelerine rağmen, 12 mart cuntasının istemleri doğrultusunda 23.mart1972 tarihinde infazı ivedilikle onayladı.(68'liler vakfı yayınları ekim 1998)

Avukatları Halit Çelenk 13.03.1972 mamak askeri tutukevinde yaptığı görüşmede, Deniz'in bana bir vasiyet gibi şunları söyledi. İnfazlar yapılacaktır; Ölüme hiç korkmadan, en küçük bir endişe duymadan seve seve gidiyoruz. Bizler Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyoruz.

İnfazlarda en az bir avukatın yanımızda bulunmasını istiyoruz ki İlerde infaz sırasında konuşma ve davranışlarımıza ilişkin süpekilasyon yapılmasın, yalan yanlış seyler söylenmesin.

bir noktaya daha değindi Başbakan Nihat erim'in namedet getirmemiz için çağrı yaptığını, kendilerinin ise af dilemeyi hiç düşünmediklerini; Çünkü! Yurdun ve halkın için inandıkları bir eyleme girdiklerini, ayrıca anne ve babalarımızında kendileri için kimseden af dilememelerini isitediklerini söylediler.

Mamak askeri tutukevinde, tutukluları ifadeye götürme bahanesiyle askeri ceza evinden alınıp işkenceye tabi tutuldukları için Deniz, Yusuf, Hüyen açlık grevine başlamışlardı.

AYAKTA ÖLMEK İÇİN ÖLÜM ORUCUNU BIRAKAN YOLDAŞLARIMIZIN anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

Denizlerin sosyalist mücadelesini, savunmalarında belirtikleri gibi ezenler ile ezilenler arasındaki sınıfsal kavgamızdır. ezeleri temsil eden, çıkarı uğruna yoksul ulusları boyunduruğu altında tutan, gericiliğin, barbarlığın ve vahşetin son kalesi olan emperyalizmdir.

Sosyalistlerin mücadelesi sınıfsız sömürüsüz bir toplumun kurulması mücadelesidir.

Denizleri idam sehpasına gönderenler, tarihin kara sayfalarında yok olup gittiler. hele hukukçu olmayan, mahkeme başkanı ali elverdi yediği bir lokma ekmek dahi kendisini affetmedi, boğazına düğümlendi, boğularak yaşama veda etmek zorunda kaldı.

Yoldaşımızın idam sehpasındaki son sözleri gelecek kuşaklarımıza ışık olmasını yürekten diliyorum.

DENİZ'in son sözleri; Yaşasın tam bağımsız Türkiye, yaşasın marksizm lelnizm'in yüce idolojisi, yaşasın türk ve kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm, yaşasın işçiler ve köylüler.

Yusuf Aslan'ın son sözleri: Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkların mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum, sizler bizi asanlar, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Bizler halkımızın hizmetindeyiz, sizler amerika'nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm.

Hüseyin İnan'nın sön sözleri: Ben şahsi hiç bir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. bundan sonra bu bayrağı türk halkına amanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm.

Sonuç olarak şunu biliyoruz; Deniz Gezmiş ve arkadaşları idamları 12 mart 1971 olağanüstü cunta dönemlerinin en büyük özellliği HUKUKSUZLUĞUDUR.

Deniz yedi kere tutuklandı sekizinci tutukluluğunda arkadaşları ile beraber idam sehpasına çıkartılan yoldaşların eylemlerinin hangisi anayasayı tadil ve ılgaya giriyor. (yani 146 yargılanma.)

1. Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal yürüyüşü.

2.Altıncı filoyu protesto eylemleri (konılerin denize atılması).

3.Amerkalı dört erin kaçırılması, sonrada serbest bırakılması.

4. banka soygunu.( hiç bir eylemde bir tek ölüm yoktur.)

Bunların hepsi birleştirildi anayasayı ortadan kaldırma, devleti yıkma faliyeti olarak TC. yasasının 146 maddesi uyarınca idam cezalarına çarptırıldılar.

Şu gerçeğin altını kalın harflarle çizmek gerekirki; Dün olduğu gibi, bu günde keyfi yönetimlerin insan hakları ihlalleri yürütme ve yargı güçlerinin tek elde toplanmasının sonuçlarıdır..

İktidarların freni olmazsa, ülkesinin halkları güvensiz yolculuk yapmaya devam ederler.

Denizleri yargalayan mahkemeler Anayasaya aykırı kurulmuştur, hakimler bağımsız değildir. bir kişiye hakim, bir kurulada mahkeme adını verebilmek için o kurulu oluşturan kişilerin bağımsız olması gerekir. orası mahkeme olamaz,

bir kuruldur! Mahkeme olamaz.

Devletin üç ayağından birisi olan yargının kırılması veya sakatlanması Devletin sağlamlığını ve gücünü yitirmesi demektir.

UNUTMAYALIMKİ: YARGI BİR GÜN HEPİMİZE LAZIM OLCAKTIR.

Erdem Günalp

 

 

 


 

  Bu yazı 6236 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım