2021 YILI ve YENİ TÜRKİYE
Heybet AKDOĞAN2021 yılına girdiğimizde Türkiye toplumu olarak iyi bir yılın olması için umutlarımızı canlı tutmaya çalıştık. Fakat Türkiye yönetimi açısından siyasetin diline baktığımızda hiç de optimist olmamızı gerektiren bir durum olmadığını görmekteyiz. Zira 2021 yılının AKP tarafından muhalefeti etkisizleştirme çabaları, Türkiye'nin yönetim bakımından gelecek günlerini umutsuzlaştırmaktadır. HDP'nin kapatılma çabaları bu konuda 2021 yılının barış ve demokrasi yılı olacağını yalanlayan gerçeklerden bir tanesidir. AKP-MHP ittifakının, HDP'ye yönelik başlatmış oldukları linç girişimi muhalif partilerinde HDP'ye karşı manevralar sergilemesine neden olmaktadır. Yeni yılın siyaset alanında bu kadar şiddeti hızlandırması demokrasi ve barış adına iyi bir yıla girmediğimizin ispatıdır. MHP faşist gücünün bu konuda siyaseti HDP'ye karşı bir silah olarak kullanması, Türkiye'nin gelecek günlerini iç çatışmalara sürükleyen itici güç olmaktadır. Bu konuda MHP'nin siyasal karakterini gözlemlediğimizde, MHP'nin aslında bir siyasi parti olmadığını söyleyebiliriz. Siyaset üretemeyen MHP'nin toplumsal zemininin olmadığı ise, pandemi dönemiyle daha açık görülmektedir. Toplumsal bir
hastalık olan pandemiye yönelik, işsizliğe ve ekonomik krize yönelik, MHP'nin herhangi bir söylemde bulunmaması MHP'nin, toplumla organik bir bağının olmadığını kanıtlamaktadır. "Askıda ekmek var" sözü bu gerçeği çok iyi özetleyen bir gerçektir. Bu realitelere göre MHP'nin toplumsal güçle beslenmediği ortadadır. Bunun için MHP'nin beslendiği tek kaynak; siyasi gerilimler, çatışmalar ve düşmanlaştırma politikalarıdır. MHP ancak kendini bu şekilde varedebilmektedir. Bu yüzden AKP'nin HDP'yi hedef alması, MHP'nin varlığı için önemli bir fırsattır. Ki, Bahçeli'nin bir zamanlar Erdoğan düşmanıyken, şimdi Erdoğan'la birleşmesi en çok bu nedenledir. HDP'ye yönelik kapatılma çalışmaları, HDP'ye hazineden yapılan yardımların kesilmesi istemi, Kürtlerin bölünüp küçülmesi için planlanan asıl nedendir. Bu konuda Erdoğan'ın özellikle Osman Öcalan'a yaklaşarak sistem içi bir çözüm düşüncesinde bulunarak, Kürt hareketini tekrar bastırma amacı, şimdiden göze çarpan dikkat çekici bir yaklaşımdır. Erdoğan'ın "yeni Türkiye" diyerek eski Türkiye'yi yaşatma niyeti bu yaklaşımın yeni bir versiyonudur. Baskıcı ve dayatmacı Erdoğan rejiminin otoriter yönetimi bu nedenle ülkede demokrasiyi günden güne erozyona uğratan
nedendir. AKP-MHP ortaklarının ülkede demokratik siyaset alanını daraltmaları, dürüst olabilecek muhalefetin siyasetteki hamlelerinide engellemektedir. Fakat dürüst bir muhalefet gücünün şu an Türkiye siyasetinde mevcut olmaması, HDP'nin şu an yaşadığı yalnızlaşmanın en bariz sebebidir. İktidar bloğunun demokratik işleyişe engel olması ve bununla yetinmeyerek ülkenin geleceğine yönelik sadece hamaset yapması, iktidar bloğunun kendi tabanını dahi rahatsız edecek bir noktaya getirmiştir. İktidar ortaklarının tabanının rahatsızlığını "50+1" oy oranının kaldırmak istenmesinden fark edebilmekteyiz. Bu düşünce anti demokratik zihniyetin kaçınılmaz olarak kendi etrafındakilerinide bir gün mutlaka rahatsız edeceğini bizlere izah etmektedir. Türkiye siyasetinin yıllardır AKP-MHP ortakları sayesinde sadece kimliksel sınırlara hapsolması, muhalefet bloğunuda bu kısır döngü içerisinde siyaset üretemeyen bir duruma düşürmüştür. Bu nedenle politikanın sadece kimlik siyasetiyle cereyan etmesi, Türkiye toplumunu sadece kimlik siyaseti üzerinden tercihlerini yapabilecek bir seçmen kitlesine dönüştürmüştür. Toplumsal hafızanın siyaseti yalnızca bu şekilde algılamasıyla, Erdoğan rejiminin
kazandığı zaferin, HDP'yi hedef almasını daha çok kolaylaştırmıştır. Erdoğan'a kolaylıklar sağlayan muhalefetin tavrı ise eleştiriye tabi tutulması gereken yeni gelişmeleri doğurmaktadır. Cumhur İttifakı'nın HDP'yi, PKK ile özdeşleştirmesi ve CHP- İYİ Parti muhalefetinin bu özdeşleştirmeye göz kırpması, muhalefetin sınırlarını sadece Erdoğan'ın belirlediği alanlarla sınırlı tutmuştur. Fakat muhalefet partilerinin bu sınırlar içersinde kalması; CHP ve İYİ Parti tarafından toplumsal duygu sömürüsüne dönüştürülerek "yerli ve milli" olma görüntüsünü yaratmıştır. Böylelikle hem iktidar partisine yaranma hem de halkın nezdinde itibar kazanma düşüncesi muhalefet kanadını sözde " bir taşla iki kuş vurma" kurnazlığına yöneltmiştir. 2021 yılının Türkiye siyaseti açısından yıkıcı kutuplaşmaya yol açması, iktidarda olan Erdoğan hükümetinin toplum ile hükümet arasındaki sorunların anlaşılması açısından önemli başlıklar sunmaktadır. Toplumsal alanda işsizlik ve anti demokratik sorunlar, Erdoğan rejiminin yarattığı sorunların ilk başlıklarını oluşturmaktadır. Şüphesiz Kürt sorununun sosyo-politik olarak bu sorunların detaylarını içermesi; AKP-MHP ortaklarının ülkede yaşatmaya devam ettikleri faşist Kürt politikasının
ekonomiyle ve demokratik toplumla ayrılmaz bütünlüğünü kanıtlamaktadır. 2021 yılının bu şekilde devam etmesi ise, Erdoğan'ın programlarının merkezine koyduğu savaş harcamalarını artırmaya devam edecektir. Sosyo-ekonomik sorunların temel sebebi olan Kürt sorununun çözülememesi, Türkiye'de ve Türkiye Kürdistanı'nda ezilen halklara yeni toplumsal krizler yaşatacaktır. Gidişatın bu şekilde yinelenen gündemler doğurması, birey ve toplum olarak 2021 yılına iyimser bakmamızı engelleyen önemli problemler olarak devam edecektir.
(HEYBET AKDOĞAN)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













