AKP KARŞISINDA CHP ve İYİ PARTİNİN YETERSİZ MUHALEFETİ
Heybet AKDOĞANSahte ve yapay gündemler karşısında bilinçli olması gereken CHP ve İYİ Parti muhalefetinin, AKP 'nin yarattığı gündemler karşısında bilinçli tavır ve yaklaşımlarda bulunmadıklarını görmekteyiz. Demokratikleşme konusunda meselelerin asıl yüzünü açıklaması gereken CHP ve İYİ Parti, olaylara kendi çıkarları gereği çekimser yaklaşmaktadırlar. Kürt halkına yönelik yapılan saldırılarda, devletin otoriter dilini kendilerine uslüp edinmiş olan CHP'nin ve İYİ Parti'nin, özellikle AKP-MHP iktidarı tarafından gerçekleştirilmiş olan Garê operasyonunda gerçek yüzleri bir kez daha teşhir olmuştur.
Garê operasyonun ardından hala konuşulmakta olan bu saldırının siyasi ve askeri boyutu, her cenahın kendine göre yorumlarıyla tekrarlanmaya devam etmektedir. Bilhssa AKP iktidarının Garê saldırısıyla ilgili herhangi bir sorumluluk üstlenmemesi, CHP'nin ve İYİ Parti'nin bu konuda ana muhalefet olmalarına rağmen tutarlı tepkilerde bulunmamaları, muhalefet politikasındaki ahlak prensibini
sorgulatan düşünceleri doğurmaktadır. Garê operasyonundan sonra halkın gözünde artık "başkomutan" olarak tanınan Erdoğan'ın dahi Garê operasyonunu bir yenilgi olarak kabul etmesi, CHP ve İYİ Parti açısından tıpkı iktidarın yaşadığı hüsranla benzeşen duyguları yansıtmaktadır. Muhalefetin (CHP'nin ve İYİ Parti) nin geçmişe oranla seslerini biraz daha fazla yükseltmeleri, muhalefetin hakikaten bu operasyon hakkında sağ duyulu olduklarını göstermemektedir. CHP'nin ve İYİ Parti'nin; Erdoğan'a "madem başarısızsın gereğini yapmalıydın" şeklinde yönelttikleri eleştiri, kemalist zihniyetli iki muhalif partinin, Kürt halkına karşı beslediği gizli düşmanlığı ifade etmektedir. Bu gerçeği CHP'nin ve İYİ Parti'nin Erdoğan'a karşı herhangi bir istifa çağrılarının olmamasından anlamaktayız. Muhalefetin elinde özellikle şu an güçlü bir argüman olmasına rağmen, AKP iktidarına bu kadar zayıf ve yetersiz tepki duymaları, muhalefetin üzerine düşen sorumluluğu yeterince üstlenmediklerini göstermektedir. Özellikle hayatını kaybeden Türk askerlerine karşı, Türkiye Cumhuriyeti ideolojisini
kendi parti felsefeleri yapmış muhalefetin bu kadar cılız bir görüntü sergilemeleri oldukça dikkat çekicidir. CHP'nin ve İYİ Parti'nin AKP tarafından "milli beka" olarak tabir edilen tuzağın içine düşerek AKP'nin arkasına bir sıra şeklinde dizilmeleri, devletçi ve ulusalcı bir refleksin tavrıdır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Garê operasyonu ile ilgili Erdoğan'a söylediği; "madem başarısız oldunuz o zaman bu operasyonu neden yaptınız" demesi, aslında 'bu operasyonda neden başarısız oldunuz' mesajının üstü kapalı bir ifadesidir. Ki, bu ifadeye eşlik eden, Erdoğan'ın yapmış olduğu bir toplantıda on üç askeri anarken basın karşısında gülmesi, aslında iktidar ve muhalefetin siyasi arenada birbirlerini beslediklerinide göstermektedir. Aynı zamanda Erdoğan'ın ölen askerlerden birisinin annesini canlı yayına bağlaması ve CHP ve İYİ Parti muhalefetininde buna tepkisiz kalması; ölen askerleri bile Erdoğan'ın siyasetine alet etmesini ve muhalefetinde bu konuda ne kadar güçsüz olduğunu açığa çıkarmıştır. Böylelikle sadece olup bitenleri olduğu gibi anlatmakla muhalefet yaptıklarını zanneden CHP ve İYİ Parti, AKP-MHP
blokunu bu askerlerin ölümlerinden sorumlu tutmadıklarınıda bizlere tanıtlamaktadır. Garê operasyonunda askerlerin ölümlerini; Davutoğlu'nun dini bakımdan yanlış bulması, Meral Akşener'in milliyetçi açıdan tavizkârca değerlendirmesi ve Kılıçdaroğlu'nun devletçi açıdan yanlış görmesi, muhalefetin aslında kendi menfaatlerine göre rol oynadıklarını ortaya koymaktadır. Oysa isimlerini saymış olduğum bu isimlerin hiçbiri, Garê saldırısının bir askeri operasyonla değilde, bürokratik yollardanda meselenin çözülebileceğine değinmemeleri, muhalefet hakkında yapmış olduğum eleştiriyi haklı çıkarmaktadır. Özellikle Erdoğan'ın yapmış olduğu operasyonlarda ölen askerlere şehitlik mertebesi vermesi ve toplumun artık ölen askerler için; sevinmesi gerektiğine kadar algılatılmak istenen bu yanılsama, muhalefet partileri tarafındanda eleştiriye tabi tutulmamaktadır.
Garê operasyonun ardından AKP-MHP blokunun kabulkendikleri yenilgi, gün geçtikçe HDP ve taraftarlarına karşı baskıları ve gözaltıları daha çok tırmandırmaktadır. Özellikle dokuz HDP'li
vekil hakkında başlatılan fezleke, Erdoğan ve iktidarının yaşamış oldukları yenilgi karşısında "yenilenen" intikam duygularını gözler önüne sermektedir. Bu gelişmeler karşısında CHP ve İYİ Parti muhalefetinin politik bir güç olarak herhangi bir irade sergileyememeleri, ilerde HDP aracılığıyla daha çok kuvvetlendirilmek istenen demokrasi blokunda; CHP'nin ve İYİ Parti'nin ne kadar mesafeli kalacaklarını bizlere şimdiden kanıtlamaktadır. Türkiye'nin genel anlamda 1950'lilerden itibaren yaşamış olduğu demokrasi kültürü sorunu, günümüze kadar devam eden ve AKP iktidarıyla iyice yozlaşan bir gelişme içerisindedir. Nitekim yaşanılmakta olan bu demokrasi yozlaşmasına karşı muhalefet partilerinden biri olan HDP haricinde, diğer muhalefet partilerinin iyileştirici bir rol sergileyememeleri, Türkiye'nin demokrasi konusunda büyük kayıpları olmaktadır. CHP'nin ve İYİ Parti'nin ise anamuhalefetin temel gücü konumunda olmalarına rağmen muhalefet ve politik ahlak konusunda gerekli cesareti gösterememeleri, kamuoyunda içselleştirilmesi gereken muhalefet karakterini zayıflatmaktadır.
(HEYBET AKDOĞAN)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













