Heybet AKDOĞAN

AKP-MHP ve ERGENEKON ÜÇLÜSÜNÜN BİTMEYECEK KÜRT DÜŞMANLIĞI

Heybet AKDOĞAN
  24-02-2021 09:52:00

Toplumsal yıkımların en şiddetli aracı olan savaş, insanlık hayatının bütün insancıl değerlerini kaybetmesi için, emperyalistler tarafından uygulanan hegemonya politikasının kalıcı araçlarından bir tanesidir. Militarist güçlerin devletler tarafından harekete geçirilerek, toplumları ve ait oldukları toprakları işgal amaçlı yürütülen savaşlar, günümüz dünyasının en barbar yöntemidir. Çağın ve teknolojinin ilerleyişiyle gelişen dünyamız; maalesef emperyalist amaçların pençesinde dönmeye devam ediyor.

Özellikle küresel saldırganlığın ciddi bir hedefi olan Kürdistan toprakları, emperyalist paylaşım politikalarının hâlâ sonu gelmemiş bir çatışması olmaya devam etmektedir. Bu nedenle Kürdistan toprakları ve bu toprakların sahibi olan Kürtler modern yüzyılımızda katledilmeye ve sömürülmeye devam etmektedirler. Son günlerde TC'nin yoğun saldırıları sonucu bombardıman altına tutulmuş Kürdistan coğrafyası, Garê bölgesinde yine bir direnişin

sahibi oldu. Kürt gerillasına ve yıllardır gerilla tarafından rehin tutulan Türk kolluk güçlerine karşı uygulanan savaş, Türkiye'nin Kürt düşmanlığıyla kendi savunma güçlerine karşı ne kadar acımasız olduğunu kanıtladı.

AKP iktidarının bu saldırısıyla birlikte, HDP'nin kapatılması artık dönüşü olmayan bir noktaya geldi diyebiliriz. Süleyman Soylu'nun Garê saldırısı sonrası, TBMM'de yapmış olduğu konuşmalar, HDP için planlanan birçok kirli niyetin özeti olmuştur. Süleyman Soylu'nun, HDP  Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir için "silahlı terör örgütü diye bir suçlamada bulunması ve Devlet Bahçeli'nin HDP'nin kapatılması için Cumhuriyet Savcılığı'nı göreve çağırması; AKP-MHP ve Ergenekon üçlüsünün, bu konuda ne kadar kararlı olduklarını izah etmektedir. Türkiye'nin içinde bulunduğu bu karmaşık durum AKP ve MHP'nin yaratmış oldukları yönetim krizininin içinden çıkılmaz halidir. Demokrasinin bu yönetim sistemi içinde imkansızlaştırılması ve hukukun ayaklar altında çiğnetilmesi, Türkiye'i bugün hepimizin gördüğü gibi bir mafya devletine dönüştürmüştür. AKP- MHP ve

Ergenekon koalisyonunun devletin sahibi gibi hareket etmesi, onca yasalsızlık karşısında derin devletin hiçbir şeyden çekinmeden kendini aşikar etmesine kadar varmıştır. AKP-MHP iktidarının yurt içi ve yurt dışında Kürtlere karşı işlemiş olduğu terör suçları kamuoyuna ve Kürt halkına karşı ciddi bir hesap verme sürecinin başlamasını, evrensel insan hakları bakımından zorunlu kılmaktadır. Bu bakımdan önümüzdeki dönemlerde Türkiye'nin Avrupa ve Amerikayla diplomatik anlamda ciddi kırılmalar yaşayacağı büyük bir ihtimaldir. Bu bakımdan Erdoğan iktidarının bilhassa Garê saldırısı ardından bir karanlığa doğru yol aldığı şimdiden görülmektedir. Cumhur ittifakının bu süreçten sonra toplum içinde daha çok tepkiyle karşılanması kaçınılmaz olacaktır. Ha keza, Erdoğan'ın seçim yasasıyla birlikte MHP ile yaşadığı görünmeyen sürtüşme, AKP-MHP arasındaki mesafenin tekrar başlayacağına işarettir. Bu sebeple Erdoğan'ın ittifaklar konusunda giderek yalnızlaştığı ve muhalefet alanında büyük bir savunmasızlığa düşeceği bir gerçektir. Bunun sonucunda ise, Erdoğan'ın

zamanla, kendi yarattığı şiddet çemberi içinde bir kısır döngü içerisine girmesi daha çok hissedilecektir. Türkiye devleti içerisinde bulunan bulunan güç odaklarının iktidarın bu karanlık durumuyla birlikte, Türkiye'yi siyasi bakımdan itibarsızlaştıracağı gelişecek gündemlerin karakterini belirleyecektir. Erdoğan'ın sergilemiş olduğu tavırlarla bir zamanların Enver Paşa'sını hatırlatması ve Süleyman Soylu'nun bir zamanların Talat Paşa'sını hatırlatması; Türkiye'yi, Osmanlı Devletinin sonu gibi bir akibete yakınlaştırmaktadır. Türkiye'nin bu gidşitana dur denilmediği ve yeni bir sistem başlatılmadığı müddetçe, Türkiye'nin sahip olduğu anti-demokratik dinamikleriyle bir çöküşe doğru ilerlemesi engellenemeyecektir. Ki, Türkiye'nin aynı zamanda yeni milli boğazlaşmalarla karşı karşıya gelmeside kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Kürt adına yönelik tahammülsüzlüklerin sınır ötesine kadar uzanan saldırganlıkları doğurması; gelecekte yaşanılacak Kürt soykırımlarının ihtimallerini garantilemektedir. Garê operasyonu sonucunda realist ve neorealist sorgulamaların trajedisi;

ölen ve şehit olanlar(rehineler ve gerillalar) ezilen halkların evlatları olarak güncelliğinide koruyacaktır. Uluslararası devletlerin ezilen halklar üzerindeki yeni hegemonya politikalarının planları, Türkiye'nin: AKP-MHP ve Ergenekon örgütüyle, Kürt halkı üzerinde tatbik edilecek yeni operasyonların sınır içi ve sınır dışı saldırılarını hazırlayacaktır. Ve Erdoğan'ın yaşadığı Garê yenilgisinin öfkesi devam ederken, Türk devleti, vatan bütünlüğü için Kürtleri öldürmeye ve Kürdistan'ı işgal etmeye devam edecektir.

(HEYBET AKDOĞAN)

  Bu yazı 3429 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım