"Halimiz budur kardaş"
Heybet AKDOĞANSevgili WELG MEDYA okuyucuları, günlerdir depremle alakalı yayın yapan hemen hemen bütün kanalları yokluyorum.
Herkes adeta dünyadan el etek çekmiş vaziyette depreme yoğunlaşmış.
Basın ve medya zamanının çoğunu deprem özel yayınlarıyla dolduruyor.
Kameramanlar, muhabirler ve tanınmış ekran yüzleri depreme odaklanmış.
Sanki ilk defa deprem yaşıyormuşuz gibi, spikerler, yorumcular olağan bir heyecanla deprem hakkında konuşuyorlar.
Şimdiye kadar aklımıza gelmeyen deprem uzmanları TV ekranlarına çağrılıyor, onlara sorular soruluyor ve deprem uzmanları yıllardır söylediklerini tekrar ediyorlar.
Basın ve medya takipçilerinin birçoğu sanki deprem uzmanlarının söylediklerini ilk defa duyuyorlarmış gibi, hayret ve heyecanla dinliyorlar.
Siyasiler ise, ülkenin içine düştüğü deprem faciasını her yönden siyasi çıkarlarına göre fırsata çevirme derdinde.
İktidar hükümeti Ak Parti, şimdiye kadar onayladığı imar aflarını gâh unutturmak, gâh başkalarının üstüne yıkmak, gâh ise kendi kalemşörleri tarafından meşru göstermenin derdinde.
CHP'ninde geri kalır tarafı yok.
Daha yakın bir geçmişe kadar imar affı için ne kadar uğraştığını unutmuş bir şekilde sadece Ak Parti'yi suçluyor.
Onlar birbirleri ile dalaşırken, depremzedeler yaşamak için yaşatmak için çırpınıyorlar.
Müteahhitler kaçıyor, polisler kovalıyor.
Cengiz Holding deprem sayesinde yeni ihaleler aldığı için seviniyor.
Hatırlarsınız, daha önceden "sana hesap sormazsam namerdim" diyen Süleyman Soylu ise ne hikmetse bir anda Erdoğan'ın en sadık sağ kolu oluvermişti.
Şimdi ise, depremzedelerin acısını en derinden hisseden bir İçişleri Bakanı olarak; uzamış sakallarıyla deprem bölgelerine gidiyor en ufak artçı sarsıntılarda dahi depremzede insanlarımızı yalnız bırakmayarak herkesin yaralarını sarmaya çalışıyor.
Milletseverlik, çıkarsız vatanseverlik ve kendini devlete adamışlık böyle olsa gerek.
Bu arada 6'lı masayı unutmak olmaz.
6'lı masanın gündemi yine her zamanki gibi yoğun.
6'lı masanın seçim gündemine deprem faciası eklenince, masa liderleri daha çok çalışır oldu.
Afet bölgelerini boş bırakmadılar.
Depremzedeler için o kadar üzüldüler ki; Ali Babacan'ın bir koruması üzüntüden kendini kaybederek bir depremzedeye tekme dahi salladı.
Facia ülkeyi perişan etmişken, 6'lı masa ülkenin geleceği için şimdiye kadar belirleyemediği adayı dahi artık kararlaştırma aşamasına geldi.
Ne diyelim: Kısmet böyleymiş.
Sevgili WELG MEDYA okuyucuları:
Günlerdir yaşanılan afet için susmak da işe yaramadı.
Şimdi acı zamanıdır, şimdi yürekler yanıyor, ocaklar sönüyor dedik fazla eleştirmedik.
İşe yaradı mı?
Hayır.
Binlerce ölümüz, binlerce yaralımız, binlerce yerini yurdunu kaybeden insanımız var.
Hani Türkiye teknolojide zirvedeydi.
Ne zirveymiş!
Yıllardır haykıra haykıra depremin haberini veren bilim insanlarımızı dahi zirvenin yüksekliğinden dolayı işitemez olduk.
Neticede güçlü bir iktidar var başımızda.
Devlet Bahçeli boşuna demedi:
Türkiye'nin bu afet durumunda hiçbir yardım kuruluşuna ihtiyacı yok diye.
Boşuna mı "Türkiye Tek Yürek" kampanyasını başlattılar.
Halkın parasını tekrar halka bağışlayan devlet kurumları olsun, bir verdiğiyle on fazlasını ihalelerle geri almasını bilen iş adamları olsun; eksik olmasınlar, hepsi fazlasıyla depremzedeler için fedakarlık yaptılar.
Ya bizler!
Bizlere ne demeli?
Yıllardır yer bilimciler yaşayacağımız bu faciayı ifade ederlerken, ne kadar duyarlı olabildik?
Bir araba bile satın alırken her türlü kontrolünü ve bakımını yapan bizler, oturduğumuz evler için neden bir şey yapamadık.
Oy için bizlere seslenen iktidardan ve muhalefetten, depremden korunmak için bir talebimiz oldu mu?
Duydunuz.
Erdoğan 1 yıl içinde yeni konutların yapılacağını ve afetzedelere maaşlar verileceğini, ev kiralarının karşılanacağını söyledi.
Oysa bu yardımlar ve yapılacak konutlar birkaç yıl öncesinden yapılsaydı, daha iyi olmaz mıydı?
Demek ki; imkan var, güç var.
Fakat asıl sorun, ihmalkarlık var!
Şimdi ise Ak Parti'liler tehdit ediyor:
Eleştirmeyin, not ediyoruz.
Acaba not etmekle gerçekler unutulacak mı?
Acılar dinecek mi?
Not etmekle vicdanınız hakikaten rahat edecek mi?
Nice hayatlar bitti, nice canlar öldü.
Şimdi bize ne haldesiniz diye soranlara:
"Halimiz budur kardaş" demekten başka neyiniz/neyimiz var?
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













