HALK MASKELİ MİLLİYETÇİLİK
Heybet AKDOĞANMilliyetçilik düşüncesinin gelişim aşamasında ortaya çıkan halkçılık fikri, milliyetçilerin teorik yaklaşımlarıyla ve pratiğin doğrudan uygulanması konusunda önemli bir çoğunluk kazanmıştır. Milliyetçiliğin hem resmi boyutuyla hem de yerel boyutuyla kitle kazanımı için, milliyetçilikle yoğrulmaya başlayan halkçılık yaklaşımı, ulusal siyasetin topluma karşı benimsemiş olduğu güçlü bir taktik stratejisidir. Özellikle 'yarı sömürge ve yarı feodal toplumlarda', bu taktiksel yaklaşım, 'varoş kesimlerin' milliyetçi duygularını halkçı yaklaşımlar aracılığıyla kuvvetlendirmiştir. Ezilen toplumların karakteristik ruh hallerini ifade eden bu durum; egemen güçler tarafından yoksul kesimlere yönelik provakatif bir yöntem olarak uygulanmıştır ve uygulanmaktadır.
Ezilen emekçi sınıflara ekonomik kalkınma vaatleriyle, nutuksal söylemler eşliğinde, aşılanan halk maskeli milliyetçilik, ezen kesim tarafından halk kültürüne ait olan bütün değerleri, halkın bilincinde fetişleştirerek, toplum bilincinde yeni bir algı yaratmıştır. Halkçı söylemlerin kullanıldığı politik tercihler özellikle, ulus devletlerin kuruluş aşamalarında; farklı kesimleri "homojenleştirmek" için uygulanmış ve bütün ulus devletlerin kuruluş tarihlerinde aynı politik manevralar yaşanmıştır. Sınıf çatışmalarının üzerini örtmek içinde kullanılan halk maskeli milliyetçilik yöntemi, aynı zamanda sınıfsal sorunları pekiştiren ve ezen sınıfın daha çok güçlü olması için kurgulanan siyasi senaryolardır. Emperyalist dünyada komprador güçlerin ve kapitalist burjuvazinin iktidar güçlerini hâkim kılabilmeleri için, modern yüzyılın işlev gören bir yöntemi olan halk maskeli milliyetçilik; halk ve millet arasındaki farkları muğlaklaştıran ciddi bir sorundur. Halkçılık fikirinin yakın yüzyılımızda yaygınlaşmasına tanık olduğumuz dönemin Rusya'da, Marksizm'in fazla bilinmediği dönemlerde insanların sömürücü bir yönetim gücü olan Çarlık Rusya'sına karşı oluşturduğunu tarihi kayıtlardan görmekteyiz. Fakat zamanla Marksizm'in tanınması ve yaygınlaşması, Rusya'dan tüm Avrupa'ya, halkçılık fikrinin ulus burjuvazisine karşı güçlü ve bilimsel bir silahı olmuştur. Milli burjuvazinin pazar bağımsızlığını istikrarlaştırmak için, halk kitlelerinin toplumsal dokunuşuna dokunarak sağlamlaştırmya çalıştığı pazar hegemonyası, halklara karşı milliyetçiliğin geliştirildiği, halk maskeli milli sömürüden başka bir şey değildir. Halkların bağımsızlığını iddia ettiğini söyleyen milliyetçiler bulundukları ülkenin farklı bölgelerinden, gelen farklı kesimleri; esnek ve şeffaf siyaset anlayışlarıyla yönetimleri altına almayı başararak, kendi iç pazarları içinde oluşabilecek her türlü rekabeti azaltmak ve önlemek için, pazar istikrarlı; halk maskeli siyasi mücadelelerini sürdürerek, halkları kendi potalarında eritmeye devam etmektedirler. Özellikle Türkiye Cumhuriyetinde Atatürk tarafından sergilenen bu taktiksel yaklaşım; 8 Şubat 1928 tarihinde, Atatürk'ün Balıkesir nutkunda: "Halk Fırkası'nın, bütün milleti kucaklayan..." vecizesiyle söylenmiştir. Böylelikle Türkiye'de resmi ideolojinin temel dayanağı olan milliyetçilik; halk maskesi takmış Kemalist burjuvazi önderliğinde devletin ana gücü olmuştur. Tarihten günümüze tüm ulus devletletlerin önemli bir yaptırım tezi olan halkçı milliyetçilik taktiği, halkları ötekileştirmek ve tüm yaşamsal değerleriyle ezmek için, resmi ulusalcılığın uygulamış ve uygulamakta olduğu vazgeçilmez referanslardır.
Ve yine milli burjuvazinin halkın iliklerine kadar resmi sömürge siyasetini içselleştirmesi için yapmış oldukları, dil ve alfabe devrimleri; ezilen kesimlerin bilinçlerini, kendi pazar hakimiyetlerine "adapte" etmek amaçlıdır. Milli burjuvazinin resmi dil diktatörlüğünü uyguluyarak toplumların çeşitlilik arz eden kültürel değerlerini kendi pazar güçlerinin bir işlevi hâline getirmek istemeleri; toplumsal travmaların, halkların kendisine yabancılaşarak egemen milli burjuvaziye hizmet etmesi için uygulanan önemli bir antik çağ barbarlığının günümüze kadar uyarlanan siyaset yöntemidir. Tarihte, feodal dönemin kapitalizme doğru ivme kazanmasıyla yavaş yavaş halk içinden kendini soyutlamaya başlayarak sivrilmeye başlayan milli burjuvazi ve milliyetçilik akımı, hakimiyet gücü olan sermayesini güçlendirmek için, sırtını her zaman için emeğini sömürdüğü halka dayamış ve bu sömürünün devamlı olabilmesi için ise, halkla iletişimde olmanın bütün halkçı değerleri, halk maskeli milliyetçiler tarafından, halkçılık maskesi ardında, milliyetçilik olarak kullanılmaya devam etmektedir.
(Heybet Akdoğan)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













