HDP MİLLETVEKİLLERİNE YÖNELİK DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI ve MUHALEFETİN OLMASI GEREKEN TUTUMU
Heybet AKDOĞANTürkiye'nin şimdiki politik sürecinde, bütün ihtimallerin gelecek siyasal süreçleri belirlemesi, HDP konusunda kapatılma çalışmalarının hızlandırılması yönündeki soruları daha çok akla getirmektedir. AKP iktidarının şu an tamamıyla bu sürece odaklanması, HDP'nin siyasal sürecini gündemleştiren önemli bir dönüm noktasıdır. HDP'nin kapatılmasını son günlerde en çok dillendiren AKP-MHP iktidarı, HDP'nin kapatılmasını normalleştirmeye çalışan çeşitli girişimlerde bulunmaktadır. HDP milletvekillerini 'derdest' etmeye çalışarak bu yolla yeni seçim sürecine gitmeye çalışan Erdoğan'ın, edilgenleştirmeye çabaladığı demokrasiyle, kendi siyasal iktidarının ömrünü uzatmaya çalıştığı çok açık bir şekilde görülebilmektedir. Erdoğan'ın Kürt kitlesini ve diğer demokratik kitleleri HDP'den uzaklaştırma amacı, İYİ Parti tarafındanda desteklenerek yeni seçim sürecinin zeminini yaratmak yönünde yeni gelişmeleri hızlandırılmaktadır. HDP milletvekilleri için dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda uğraşan Erdoğan'ın yeni seçim sürecine yönelik
olarak geliştirmekte olduğu bu çalışmalar, Kürt halkını ve diğer demokratik- devrimci örgütleri etkisiz kılmak için uygulanan ve gelecek seçimden sonraki yeni Türkiye resminin devam edegelen karelerini rötuşlamaktadır. Bu gerçekle ilişkili olarak, HDP'nin kapatılması konusunda İYİ Parti'nin: "Savcıların hazırladığı iddianemelere bakalım ve ona göre pozisyon belirleyim." demesi, mevcut yargının adil olduğunu kabul etmesi anlamına gelmektedir. Bu da, İYİ Parti'nin neyin muhalefetini yaptığı sorusunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Mevcut yargı sisteminin raporlarına göre karar vermek isteyen İYİ Parti'nin, AKP'nin adalet sistemine güvendiği böylelikle inandırıcı olmaktadır. AKP-MHP blokunun HDP'yi kriminalize etme çabasında olması ve muhalefetin bu konuda tereddüt göstermemesi, iktidarla muhalefetin birbirlerini üstü kapalı olarak desteklediklerini açığa çıkarmaktadır. Halbuki, olası bir seçime karşı muhalefetin ( İYİ Parti'nin ve CHP'nin) Erdoğan rejimine itimat etmemesi gerekirken, işin içinde HDP olduğundan dolayı bu derece soğuk kanlı davranmaları, muhalefetin Türk milliyetçiliği ideolojisini deşifre eden dikkat çekici bir tutumdur. İşin gerçek boyutunu özetleyen anayasanın reddi demek olan HDP'nin kapatılmak
istenmesi, halkın ortak mutabakatı olması gereken anayasanın aslında hiç varolmadığını ve olan anayasanında halkın iradesi dışında kullanıldığı göstermektedir. Aslında AKP iktidarı tarafından popülerleştirilen milli irade kavramının ilhakı demek olan bu hakikatin ihlali gerçekliğide; halkın tercihiyle seçilen HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını anayasal yolla tasfiye etmektir. Oysa HDP milletvekilleri açısından dokunulmazlığın AKP-MHP faşist iktidarına karşı bir dokunulmazlık zırhı oluşturması, HDP'nin şimdiye kadar bütün anti demokratik uygulamalara karşı gösterdiği başkaldırının önemli bir koruyucusuydu. Erdoğan'ın HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda ısrarcı olması bu yüzdendir. Yıllardır AKP açısından iktidarı HDP'ye kaptırmanın bir korkusu olarak dokunulmazlıkların kaldırılması isteği, AKP iktidarının HDP'nin siyasi gücü ve kitlesi karşısında yaşadığı çaresizliği izah etmektedir. Bu korkunun Türkiye siyaseti açısından genel anlamda bir muhasebesini yapacak olursak: Kürt halkının taleplerinin Ankara'ya taşınmasına devletin duyduğu rahatsızlığın, AKP iktidarı dönemi öncesinden başladığı ve hatırlanırsa TİP'in 1960'lı yıllarda yaptığı son kongresinde, Kürt meselesini kongre
programına dahil etmesi nedeniyle kapatılması, Kürt meselesinin Türkiye siyasi tarihinde bütün iktidarların korkusu olduğunu ispatlamaktadır. Türkiye'nin politik tarihinde Kürt halkına yönelik uygulanan politik anlayışının yapısal kısmını ifade eden bu tutumlar şimdi ise, AKP iktidarı tarafından benimsenmiştir. Bu yapısal devlet projelerine MHP'nin, İYİ Parti'nin ve CHP'nin birçok kesiminin destek vermesi, Türkiye'deki Kürt inkârcılığı politikalarının aktüel kalmasına neden olmaktadır. AKP'nin geçmiş Kürt politikalarını hatırlarsak, AKP'nin Kürtlere her saldırısından sonra yeni seçimler yapması ve Türk milliyetçilerinin oylarıyla kendi iktidarını kalıcılaştırması, Erdoğan'ın kitleleri ikna edebilmesinin tek kaynağının Kürt düşmanlığı olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Özellikle bu tarihsel gerçekliği bilen ve Erdoğan'ın
Kürt düşmanlığının devamı olan HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması çalışmaları devam ederken, muhalefet partisi olarak CHP, şu an halka karşı büyük bir sınavla karşı karşıyadır. CHP'nin halka karşı bu sorumluluğunda, Türkiye halkının sevgisini kazanmak için aynı zamanda İYİ Parti'yide dokunulmazlıkların kaldırılmaması konusunda ikna etmesi
gerekmektedir. Muhalefet cephesi açısından AKP-MHP ittifakına karşı ana muhalefetin merkezleri olan CHP'nin ve İYİ Parti'nin bu konuda hemfikir olmaları, demokratik tavır bakımından Türkiye halkına karşı; demokratik muhalefetin varlığını kanıtlama adına önemli bir görevdir. Bunun yanında iktidarın geleceğini AKP-MHP ittifakına bırakmamak için CHP'nin ve İYİ Parti'nin, HDP'yi savunarak demokratik direnişte yer almaları, kendilerini devletin sahibi gibi gösteren Erdoğan ve Bahçeli'nin güçsüzleşmesini sağlayacak ciddi bir politik mücadele olacaktır. Türkiye'nin şu anki siyasal sürecinin gelişecek yeni siyasal süreçlere nitelik kazandırması ve bu kazanımların yeni seçim sürecini Erdoğan lehine çevirmesi, Türkiye'nin demokrasi ve özgürlük konusunda geri dönülmez gidişatını hızlandıracaktır. Bu nedenle Türkiye'deki ve yurt dışındaki bütün adalet ve demokrasi isteyen kesimlerin HDP'ye karşı duyarlı ve sorumlu olmalarını gerektirmektedir. Siyasi muhalefette ise CHP'nin ve İYİ Parti'nin bu konuda hem halkın güvenini kazanmaları için hem de gerçek anlamda muhalif olduklarını ispatlamaları için; demokrasiye ve HDP'ye karşı kararlı destek sunmaları kendi gelecekleri açısından belirleyeci olacaktır.
(HEYBET AKDOĞAN)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













