Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
Heybet AKDOĞANSevgili WELG MEDYA okuyucuları, uluslararası ve bölgesel teşkilatların oluşmasında etkili olan birleşme düşüncesi, işlevsel unsurlar kadar yapısal unsurlarıda içinde taşıyor.
Devletler birçok meselede yabancı güçlere ve tehditlere karşı birlik olma duygusuna sahip çıkıyorlar.
Arap Birliği olarak yakın tarihimizde gündeme gelmiş ülkeler bütünleşmesi, üye ülkeler arasında sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik iş birliğinin sağlanmasını amaçlıyor.
Devletler arasından küresel boyutlara ulaşan Arap Birliği, 2. Dünya savaşını takip eden uluslararası organizyonlardan bir tanesidir.
Geçtiğimiz günlerde, Mısır'ın başkenti Kahire'de başlayan Arap Dış İşleri Bakanları toplantısının ardından bir açıklama basına ulaştı.
Açıklamada Suriye'nin, Arap Birliği çalışmalarına katılımının yeniden başlandığı ifade edildi.
Bundan sonra Suriye'nin, Arap Cumhuriyeti Hükümeti Delegasyonları'nın, Arap Birliği Konseyi'nin ve tüm kurumlarının oturumlarına katılması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi.
Aynı gün içerisinde Irak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed es Sahaf, Arap Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda, Suriye'nin Arap Birliğine dönmesine yönelik ortak bir karara varıldığını söyledi.
Daha sonra Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Suriye'nin Arap Birliği'nde yeniden yer almasından memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
Fuad Hüseyin, başkent Bağdat'ı ziyaret eden Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el -Mikdad ile bakanlık binasında görüştükten sonra ortak basın toplantısı düzenleyerek, Suriye'deki insanlık dramını ve güvenlik sorununu konuştular.
Hüseyin, toplantıda Suriye'deki güvenlik meselesinin direkt olarak Irak'a yansıdığını söyledi.
Irak halkı olarak, Suriye'yi desteklemeye hazır olduklarını belirten Fuad Hüseyin, Suriye'nin Arap Birliğine dönmesi için katkılar sunduklarını hatırlattı.
Sevgili WELG MEDYA okuyucuları buradan anlaşıldığı kadarıyla artık yeni bir dönem başladı.
Suriye, Arap Birliğine geri döndü.
Beşar Esad 19 Mayıs'ta düzenlenen Arap Birliği Zirvesi'ne davet edildi.
Arap devletlerinin Suriye ile ilişkilerini normalleştirme gayesi nasıl sonuçlanacak?
Çözüm sağlanacak mı?
Buna benzer sorular gündemi meşgûl ederken, çetrefilli tartışmalar da büyümeye devam ediyor.
Ancak görünüşe bakılırsa Esad az da olsa rahatlamış gibi görünüyor.
Lakin, Arap ev sahipleri endişeli.
Çünkü bölge genelinde Suriye, önemli oranda uyuşturucu ihracatçısı.
Mülteci sorunu henüz çözülmedi.
İran destekli milislerin, Suriye topraklarında zorlanmadan faaliyette bulunmaları, Arap ev sahipleri için büyük sorun.
Beşar Esad'ın rahat bir hava içerisinde olması; 2011 yılında Suriye'nin üyeliğinin askıya alınmasının, tekrar söz konusu olmayacağının garantisi değil.
Zira o dönemde Esad rejimi, halk ayaklanmasına karşı verdiği acımasız tepkiyle dışlanmıştı.
Bugün ise sorun hâlâ devam ediyor.
Esad, Şam ve Körfez başkentlerinde kendisiyle görüşen Arap yetkililere karşı herhangi bir pişmanlık görüntüsü göstermiyor.
Aksine Esad, Arap devletlerinin kendisinden özür dilemesini davranışlarıyla belirtiyor.
Beşar Esad açısından taviz bir zayıflık olarak algılanıyor.
Bu nedenle Esad, çok taraflı görüşmelerin içini boşaltmaya çalışıyor.
Suriye'nin rehabilitasyonu, Ortadoğu'daki siyasi gerilimleri yönlendirme gücüne sahip olsa da, Esad'ın liderliği güven vermiyor.
Bu konuda önce Esad'ın rehabilitasyonunu öncelikli olarak düşünenler dahi var.
Arap Birliği'nin amaçlarından bir tanesi üye devletlerinin bağımsızlığını korumak.
Fakat bağımsızlık söz konusu olunca, emperyalist ülkelerin Ortadoğu üzerinde geliştirdikleri stratejiler unutulmamalı.
Esad, emperyalist güçler için sadece siyasi bir figür.
Emperyalizmin çıkarları ve Arap Birliği'nin bu çıkarlardan bağımsız olmadığı herkesin malûmu.
Dikkat edilirse; Suriye'nin Arap Birliği'ne dönüşüne İran ve Rusya sevinirken, Ürdün ve Mısır, ABD'nin rahatsız olacağından endişe duyarak, Suudileri yavaşlatmaya çalışıyorlar.
Emperyalizmin güç odakları, Suriye'de gelişen olayları yakından takip ediyorlar.
Sonuç da her şey onların niyetlerine göre gelişiyor ve sonuçlanıyor.
Söz konusu olması gereken, her yerde yabancı tehditlere karşı örgütlenme ihtiyacı duyan ülkelerin ve insanların tehditleri nasıl algıladığı ve nasıl konumlandıklarıdır.
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













