Heybet AKDOĞAN

Kur'an'ı yakma demokrasinin bir parçasıymış

Heybet AKDOĞAN
  27-01-2023 11:32:00

Danimarkalı ırkçı siyasetçi Rasmus Paludan'ın Kur'an'ı yakması yeni değil.

Sicili kabarık biri.

İşin düşündürücü yanı, Paludan Kur’an yakma eylemini İsveç hükümetinden izin alarak yapıyor.

Hem de Türkiye'nin Stockholm Büyükelçilği önünde.

Bu işin bir başka düşündürücü ve dikkat çekici yönü, İsveç NATO'ya girmek istiyor ve bunun için de Türkiye'nin yanıtını bekliyor.

İsveç hem politik hem de küresel bir riski göze alıyor.

Buna İsveç'in başına buyruk cesareti mi demeli, yoksa İsveç'in cesaretini bir yerlerden mi aldığını düşünmeli?

Araştırılması ve tartışılması gereken bir konu.

Kur'an yakma eyleminin görünürdeki sponsoru İsveçli gazeteci Chang Frick.

Ajansların verdiği bilgiye göre Kur’an yakma eylemi için Paludan'ın masraflarını karşılama garantisi, Chang Frick tarafından karşılanmış.

Frick, İsveç'in STV kanalına yaptığı açıklamada; polisten alınan gösteri izninin ücretini ödediğini ve bir gazeteci olarak haber yapma hakkını kullandığını söylemiş.

Frick, eyleme teşvik eden bir gazeteci.

Sözde demokrasisiyle ünlü olan İsveç'te bir gazetecinin hem suça teşvik eden olması ve sonra basın görevini yapmak için, teşvik ettiği eylemi habere dönüştürmesi nasıl izah edilebilir?

Kategorik olarak bir tanımlama yapmak mümkün bile değil.

Anladığım kadarıyla İsveç öylesine demokrat ve özgür bir ülke ki insanlar, toplumların kutsal değerlerini yakabildikleri gibi, bunu bir basın görevi görerek, suçun hem öznesi hem de muhabiri olabiliyorlar.

Meseleyi sadece eylemci ve gazeteci boyutuyla ele almamalı.

İsveç Dışişleri Bakanı'nın yapmış olduğu açıklamayı okuduğumuzda, olayın politik provokasyon boyutu kendini daha çok gösteriyor.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström: "İsveç'te ifade özgürlüğü oldukça geniştir ve bu tür gösterilerin yapılabiliyor olması da demokrasimizin bir parçasıdır." diyor.

Billström'ün bu sözlerini okuyunca aklıma ilk olarak, ABD'nin gittiği yerlere demokrasiyi götürmek için yaptığı işgaller, katliamlar geldi.

Ancak bu gerçeği Batı'ya bağlamak isteyenlerle aynı hataya düşmeyeceğim.

Çünkü bu hataya düşmemek; ipin üzerinde yürümek gibidir.

Zira, İsveç'te Kur’an'ın yakılmasıyla devletlerin çıkar odaklı politikaları ve provokasyonlarını kınayalım derken; toplumların kutsal değerlerine saldırılmasına karşı olan, Batı (İsveç) halkınıda aynı kefeye koyma yanlışına düşebiliriz.

Batı ve Doğu karşıtlığı emperyalist-kapitalist sistemin ürettiği bir projedir.

Lakin birey hangi kimliğe sahip olursa olsun ve dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, insan olan uyruğundan ve sınırından bağımsız her yerde insandır.

Bu nedenle sadece Kur’an'ı Kerim'e değil, bireylerin ve toplumların bütün manevi değerlerine saygı duyulmalıdır.

Topluma ait olan hiçbir zaman vicdandan bağımsız değildir.

Toplumsal olan her zaman doğaldır.

Toplumun doğal değerleri yalnızca iktidarın aracı olduğunda, toplumsallığını ve doğallığını yitirir.

Yalnız o zaman insana ve doğaya zarar verir.

Kur’an'ı Kerim'i yakan Rasmus Paludan'ın bu eylemini, iktidarcı karakteri özümsemesinden ayrı düşünemeyiz.

Paludan'ın sahip olduğu karaktere sahip insanlar her ülkede var.

Siyasallaşan, iktidarlaşan ya da iktidarı hedefleyen her düşünce veya toplum; yeri gelir kutsal değerleri yakar, yeri gelir kendi kutsalına tehdit gördüğü insanları yakar.

Heybet AKDOĞAN
 

  Bu yazı 3403 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım