Macroncu rejim ve toplumsal öfke
Heybet AKDOĞANSevgili WELG MEDYA okuyucuları, 19 Ocak'tan bu yana Fransa'da gelişen toplumsal hareket, ülkenin politik atmosferini oldukça etkiledi.
Fransa'da eylem hareketlerinin kararlı bir şekilde sürdürülmesi, yerleşik toplumsal düzenin ezberlerini bozarken, neoliberal politikaları savunanlarının da ezberlerlerini bozuyor.
Mücadeleye başlayan insanlar, olasılıklar dünyasının kapılarını açarak, kendilerine olan özgüvenlerini besliyorlar.
Macroncu rejim toplumsal olarak izole edilmeye çalışılırken, Fransa'da yıllardır derinleşen hegemonya krizi de iyice görünür oluyor.
Her gün Macron'a karşı olan güvensizlik politik bir öfkeye dönüşerek meşru savunma hattının gelişmesini sağlıyor.
Fransa'da, Macroncu siyasete karşılık gelinen noktada, problem emeklilik yaşının sınırlarını aşarak, alabildiğince politikleşmeye doğru ilerliyor.
Sınıflar arası güç dengesini bozmaya muktedir halk eylemleri, burjuva siyasi düzeninde gedikler açmaya doğru yol alacaktır umarım.
Fransa'da, Macron dönemiyle özellikle politik düzey ile sosyo-ekonomik düzen arasında bir ayrımın yaratılması ve bu şekilde bulanıklaştırılmaya çalışılan sınıf mücadelesi, yapay biçimlere haps edilmek isteniyordu.
Fakat Fransa halkının gittikçe büyüyen isyanı emeklilik yaşına itirazın boyutlarını aşarak, mülk sahiplerine, yönetici sınıfa doğru evrilen bir hak arayışına doğru ilerliyor.
Elbette bu meşru hareketin nereye kadar ilerleyeceğini kestirmek zor.
Çünkü toplumsal eylemler devrimci önderlikten yoksun bir şekilde gelişiyor.
Macron öncülüğünde yürütülen egemen sınıfın politikaları, Fransa emekçi sınıfının tüm kazanımlarını yok etmeyi amaçlıyor.
Bu nedenle Macron, öncüsü olduğu neoliberal politikalara karşı gelenler içinde, mücadelede en önde gidenleri dağıtmakla işe başlıyor.
Bu konuda Macron'un hiç başarılı olmadığını söyleyemeyiz.
Fransa'da işçi ve emekçiler, emeklilik reformu için, Mart ayında başlattıkları greve bir yenisini eklemek için 14'üncü grev kararı aldılar.
Ne yazık ki bu grevde sendikaların tüm çağrılarına rağmen bir önceki greve kıyasla istenilen katılım sağlanamadı.
Umutsuzluğa düşenler, sessizliğe kapılanlar, polis şiddetine karşı cesur olamayanlar ve mücadele konusunda henüz olgunlaşmayanlar, istenilen katılım için hayal kırıklığına neden oldular.
Neoliberal karşı devrim eğitimlerini muhakkak almış olan Macron, toplumsal adalet konusunda harekete geçenleri, grev düzenleyenleri, blokajcıları karamsarlığa sürüklemek için, bir toplumsal hareketin dağılması için en zayıf ve en önde olanları susturmanın gerekliliğini çok iyi biliyor.
Sözleri ve yaptırımlarıyla Macron, bu kavgada yeteri kadar ileri gideceğini tüm polis harekatını devreye sokarak gösteriyor.
Özellikle Paris'e, ve birkaç önemli bölgeye, Macron tarafından seçilerek atanan en gaddar polis şefleri, Macron'un neoliberal savaş konusundaki kararlılığını ifşa ediyor.
Macron'a karşı çoğalan toplumsal nefretin azalacağına ihtimal vermek zor.
Fransa halkına mezarda sunulan neoliberal emeklilik reformunun krizi, bankalara kadar sıçramış durumda.
Rekabet, zam ve faiz oranları yükseldikçe yükseliyor.
Grev ve eylemlerde toplu gözaltılar polislerin sınırsız şiddetiyle devam ediyor.
Macron'a karşı biriken toplumsal öfke, Macron'un çıkardığı kanun hükmünde kararnamalerle sindiremeye çalışılıyor.
İktidar böyle yaparak bir süre başarılı olduğu yanılgısına kapılabilir ama toplumsal dip dalga bu başarının bir yanılgı olduğunu ispatlayacak isyanı sürdürmeye devam edecektir.
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













