Heybet AKDOĞAN

ÖNCE DEMOKRASİ

Heybet AKDOĞAN
  14-09-2020 09:22:00

 Beş bin yıllık uygarlık tarihnden beri, hakim devlet iktidarının toplumsal iradeyi kendine mal etmesi, bütün toplumsal değer ve kavramların içini boşaltan en önemli baskı gücü olmuştur. Toplumsal değer ve kavramları kendi devlet mantığına göre şekillendiren egemen devlet sistemi, toplumsal doğanın bozulması konusunda temel bir unsur teşkil etmiştir ve etmektedir.

  Toplumun zora dayanmayan yasaları olarak yaşanılmak istenilen demokrasi, özgür düşünme bakımından toplumların bağımsızlığına öncülük eden politik bir güçtür. Toplumsal yaşamın baskıcı yönetim anlayışından arınıp, demokrasi olgusu üzerinde temellendirilmesi, toplumsal gelişimi fikirsel zenginliklerle besleyen en önemli kaynaktır. Düşünsel çeşitliliklerin ortak paydada birey ve toplum çıkarlarını  

demokrasi amacıyla şekillendirmesi, toplum hayatını kolektif amaçlar için sistemleştiren ve demokratik iradeninde hukuki bir güvenceye ulaşmasını sağlayan en önemli yöntemdir. Yaşamdaki bütün zorlukları birlikte karşılamak ve koşulların pratiklerini kolektif bir düzen içinde geliştirmek, demokrasinin içselleştireceği politik ahlakın, toplum karakterinde hayat bulmasıyla mümkün olabilir. Toplumların demokratik bir yapıyla kurumsallaşmaları, gerçekleşecek olan toplumsal dokuyu cisimleştiren bir organizma görevi görmektedir. Bu sayede, toplumların demokrasi mücadelesi, toplumsal hayata yüklenen birçok eşitsiz koşulların ortadan kalkmasına öncülük etmektedir. Bir topluma dayatmacı iktidar karşısında varoluş dokusunu kazandıran demokrasi, toplumun ahlaki ve politik olarak dayatmacı(faşist) iktidar karşısındaki çoğulcu öz yapısını başlatıp, süreklileştirmesi için, toplumsal

aklını bilimsel olarak özgürleştirmesi demektir. Şüphesiz, toplumsal bilincini özgürleştiremeyen toplumların, bilimsel tarafsızlığa dayalı demokratik modernitesini tamamlamamış olması, toplumların geleceği için ciddi tehlikeler arz etmektedir. Sermaye, iktidar ve devlet odaklı sömürü sistemi içinde yaşayan tutsak toplumların, demokratik tavırsızlık içinde olmaları aynı zamanda o toplumların bütün varlık koşullarıyla kendilerine yabancılaştıklarınıda göstermektedir. Bu yüzden toplumsal dirilişin ilk adımı olan demokrasi ihtiyacının bütün toplumsal anlayışlar içinde öncülük kazanması; toplumsal ilerleyişin özgür ve eşit bir yaşam için ön hazırlığını oluşturmaktadır. Dünya genelinde kapitalist ve emperyalist sistemin acımasızlıkları içinde, bireysel ve toplumsal özgürlüğünü yitiren insanların, en ileri demokratik avrupa ülkelerinde dahi birçok anti demokratik yaptırımlara maruz

kalması, demokrasi içeriğini bir kez daha sorgulanır kılan tartışmaları gündeme getirmektedir. Bu nedenle, demokrasinin dünya insanlık hayatında uzun vadeli olarak bir mücadele sürecine ihtiyacının olması demokrasinin, hâlâ modern dünyada, savaş mantığını bilinçaltlarından atamamış devlet geleneklerinin egemenliği altında olduğuna işaret etmektedir. Nitekim, iktidar mantığına koşullanmış devlet sistemlerinin, demokrasi yerine devamlı bir öz savunma içinde olmaları; demokrasinin sermaye ve devlet güçleri tarafından anti-toplumsal bir anlayışla şekillendirilmeye çalışıldığını ispatlamaktadır. Hele hele, liberalizmin sermaye odaklı günümüz devlet erkine dayattığı, topluma karşı savunma politikaları, devlet ve toplum arasında istikrar ve güveni parçalamakta olup, devlet ve toplum arasındaki mesafeyi ortadan kaldıracak olan demokrasiyi, egemen güçler elinde topluma karşı bir faşizm sopasına

dönüştürmektedir. Bu yüzden demokrasi konusunda en ilerici olarak söylenilen avrupa ülkelerinde dahi, devletlerin kolluk güçlerinin, yaşadığımız çağda en ufak bir toplumsal başkaldırıya karşı müdahale etmeleri; devlet zihniyetinin demokrasi anlayışını açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Örneğin, ABD'de birey ve topluma karşı acımasız bir şekilde şiddet sergileyen polisler bu durumu özetlemektedir. Bunun yanısıra Türkiye'de, son dönemde Grup Yorum'a, Ebru Timtik'e ve daha birçok örnekleri sıralayabileceğimiz, demokrasi direnişçilerine karşı sergilenen anti-demokratik yaklaşımlar, konumuzu güncelliğiyle birlikte örnekleyen ispatlardır.

  İnsanların, hayatın her döneminde toplumsal bir varlık olması, insanın bireysel yapısını, toplumsal çoğulcu yapı içerisinde başkalaştıran bir varlık kanunudur. Toplumsal yaşamla direkt olarak bağlantılı olan bu kanun, toplumların farklılıklarını ve

çeşitliliklerini birlikte yaşama potası içinde bütünleştiren; insan, doğa ve toplum yasasının bağımsız ve özgün gelişmiş kanunudur. Tarihsel koşullar içinde toplumsal karaktere göre model farklılığı gösteren, toplumsal(birlikte) yaşamın vazgeçilmez kuralı olan demokrasinin, içeriğini ve şeklini ait olduğu dönemlere göre çeşitlendirmesi, toplumsal yasaların farklılıklarının dönemsel olarak demokrasi anlamında yeni ve farklı boyutlar kazandığını bizlere açıklayan toplumsal kanunların bir parçasıdır. Bu nedenden ötürü, tarihin her evresinde, toplumsal yaşam olduğu gibi, toplumsal yaşamı birey ve toplum hayatı için koşullayan, demokrasilerin olması, vazgeçilmez bir ihtiyacın somut kanıtıdır. Her ne kadar devletli uygarlıklar içinde, egemen yapının yönetimine kaptırılmış demokrasi biçimleri olsada, toplumların arzuladığı gerçek demokrasi, insanlık hayatının uygarlık döneminden

itibaren, bütün toplumların ihtiyaç duyduğu zorunlu bir toplumsal yönetim biçimidir. Bu nedenle, saygıyla andığım üstad Yaşar Kemal'in bir konferansında, konuşmasının sonunda elini masaya vurarak: " İllede demokrasi... Önce demokrasi..." demesi; toplumların eşitlik ve özgürlük için hâlâ neden direndiklerini bizlere çok bariz bir şekilde izah etmektedir.

(Heybet Akdoğan)

  Bu yazı 4379 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım