Heybet AKDOĞAN

ORYANTALİZM ve ÖTEKİLEŞTİRİLEN DOĞU

Heybet AKDOĞAN
  04-09-2020 12:37:00

Avrupa modernitesinin Doğu için geliştirdiği oryantalizm, ideolojik hegemonyanın bilimsel bir ifadesidir. Moderniteninin globalleşmesi ile iç içe olan oryantalizm, şarkiyatçılık ideolojisiyle Doğu'da, bilinçleri esir almayı amaçlamış bir ideolojidir. Modern kapitalist dünyada artık kılıçla değilde, emperyalist sömürüyle; dünya düzeninin sınıflı yapısına bağlı olarak, kapitalist açıdan geri kalmış bölgeleri sömürerek, fethetmeyi amaçlamış olan oryantalizm, batılı emperyalistlerin sınıfsal sorunlardan güç alarak, bilinçleri sömürgeleştirme versiyonudur.

  Avrupa kapitalizminin son iki yüz yıllık tarihini yorumlamakta belirginleşen oryantalizm, batının doğuyu algılamasında ciddi bir işlevsellik görmektedir. Özü itibariyle bilginin gelişip şekillenmesinin içinde bulunan toplumlara ait olmadığını iddia eden oryantalizm, topluma karşı, toplumu ötekileştiren; doğuyu batıya karşı tek

tipleştiren, " uygarlaştırıcı" bir misyon taşıdığını iddia etmektedir. Oryantalizmin uygarlaştırıcı misyonuna incelediğimizde ise aslında batının doğuya karşı hegemonyacı modernitesini görmekteyiz. Doğu hakkında aşırı genellemelerin yapılması, fantastik öğelerin birbirine karıştırılması, Doğu'yu düşsel ve ilahi bir coğrafyada bir hayalet olarak yalnız bırakmaya neden olmaktadtır. İlk oryantalistler tarafından, oryantalizmin amacının Doğu'nun farklılıklarını ve zenginliklerini ön plana çıkarmak olduğu denilsede, oryantalizmin tarihsel gidişatına baktığımızda, amacının doğu'nun zenginliklerinin batı tarafından ele geçirilme politikası olduğuna şahit olmaktayız. 1784' lerde, " İngiliz Kraliyet Asya Araştırmacıları" tarafından başlatılan bu çalışmalar, Fransa'nında desteğiyle birlikte İngilizlerce devam edegelen, doğuya karşı ideolojik bir hedef taşımaktadır. Sistemli bir disiplin, kuramlar ve uygulamalar bütünlüğü ile işleyen

oryantalizm, doğunun batı tarafından yönetilmesini( sömürülmesini) gaye edinen, modern avrupanın kapitalist ve ideolojik bir aracıdır. Bu yüzden oryantalizmi salt bilimsel bir disiplin olarak ele almak, dar bir tanımlama olur. Böylesi bir yaklaşım olguyu temellendiren sebeplerden bağımsız olarak ele almaktır. Bu nedenle oryantalizmin bir parçası olan ideolojik hegemonyayı gözden kaçırmamalıyız. Toplumsal ve doğal olarak gelişen bilime karşı müdaheleci düşüncelerini dayatan oryantalistler, bilimsel yapılanmayı kendi yöntemlerince esas alarak, evrensel olan bilimi, doğal toplum yasalarıyla birlikte ötekileştirirler. Kapitalist moderniteyi ve ölçü olarak gördüğü endüstriyalizmi,  mutlak hakimiyet aracı olarak gören oryantalizm, batı dışı toplumları zaman içinde sömürürek kendisinin altında bir yapı olarak görmeyi gaye edinmektedir. Kapitalizmin ve ulus devletlerin yayılmacılık hedefi olan ideolojik hegemonya, oryantalizmi bilimsel anlayışıyla

aydınlanmaya dayandırmakta olup, doğulu toplumları sadece arkaik özellikleriyle görmeyi ilke edinmektedir. Doğu'nun toplumsal yapısının modern kapitalizme göre geri olduğunu savunan oryantalistler, bu yüzden Doğu toplumlarının batının değerlerini ve toplumsal yaşamını benimsemelerini telkin etmektedirler. Kapitalist uygarlığa göre sosyolojiyi yorumlayan burjuvazi, dünya çapında sosyolojinin aracılığıyla pozivitizmi ve oryantalizmi bir çatı altında birleştiren; yeni sosyo-politik toplum yapılanmasını doğuran etmenlere neden olmaktadırlar. Aydınlanma sürecini başlatan batının, doğunun bütün ilerici kaynaklarını inkâr ederek aydınlanma sürecini Grek kaynaklarına ve Roma milliyetçiliğine dayanarak savunmaları, batı akılcılığının dünya genelinde muhtaç olunan tek kaynak olmasına yol açmıştır. Böylelikle, doğu aklı itibarsızlaştırılarak; batının zaferi her alanda mutlak sayılmıştır. Nitekim ırkçılığın batı nezdinde yeni ideolojik kalıplarla

yayılmasıda böylelikle kaçınılmaz olmuştur. Oryantalizmle üstün görülen batı, doğuda oluşmuş birçok ulusal ırkçılığın referans kaynağıdır.

  Avrupa modernitesini, Doğu'nun sosyo-ekonomik yapısının iyileştiricisi olarak gören oryantalizm, doğu- batı ikilemi arasında büyüyen mesafeyi uçurum seviyesine eriştirmiştir. Kapitalist sömürgeyle büyütülen bu boşluk, tarihte insanlığın ilk kurduğu uygarlığın, doğuda oluştuğuna olan gerçekliğini manipüle eden ciddi bir girişimdir. Bununla birlikte, batı modernitesinin biricik uygarlık ve güç olduğunu dünyaya kabullendirme ideolojisi olan oryantalizm; " biz-onlar, ben- öteki" ikilemleri üzerinden yarattığı ideolojik hegemonyayı dünyaca meşrulaştıran bir yönetim anlayışı hâline getirmektedir. Bu yüzden kapitalist modernitenin sekülerleşerek, emperyalist bir moderniteye dönüşmesi; oryantalizm tarafından; doğunun daha çok ötekileştirilmesine ve sömürülen bir coğrafya

olarak haritalardan silinmesine neden olacaktır.

(Heybet Akdoğan)

  Bu yazı 1685 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım