POPÜLER KÜLTÜRÜN KISA BİR YORUMU
Heybet AKDOĞANİnsanlığın bütün pratik ve değerlerini ifade eden kültür, klasik anlamıyla insanlığın maddi süreçlerinin serüvenidir. Uygarlık süreci içerisinde üretici güçler ve üretim ilişkilerine bağlı olarak gelişen kültürler, yaşatıldığı çağlar içindeki toplumların tanımlanması konusunda önemli kaynaklardır. Sınıflı toplumların doğası gereği, üretici güçler ve üretim ilişkilerine göre yaşamsal bir tarz kazanan kültür; sınıflı uygarlıklar tarihinde her zaman atomik olan sınıfsal içeriğini korumaktadır.
Yaşadığımız modern çağın kültürü olan popüler kültür, hayatımızın her alanını kapsayan metalaşma süreci ile birlikte; şeyleşmenin ve bireysel özgürlüğün dışa vurumu olarak, modern yüzyılımızın toplumsal tarifidir. Kapitalizmin teknolojik gelişmeleriyle, özgürlüğü getirdiğine inanan modern toplum algısı, yaşamın her alanında yeni arayışları ve modern dünyanın
ürettikleriyle, yeni arayışların; bireysel ve toplumsal çıkmazlarını geliştirmektedir. Toplumsal tabanda yaşanılan popüler kültür, kültür endüstrisinin bir başlık altında toplanmış bütünlüğüdür. Bu nedenle kültür endüstrisi ve bu endüstriyi tüketen endüstri kitlesi; metalaşmış toplumların sosyal yaşamdaki fertleridirler. Bireysel alanda popüler kültürün hazcılıkla anlamsallaşması, kapitalist çağın sömürüsünden dolayı, insanın acılarından kaçarak kendisine yeni aldanışlar yarattığı, uygarlığın huzursuzluğu olarak tanımlanabilecek bireyin hayatı olarak yorumlayabiliriz. Popüler kültürün sabit olan tüm insani değerleri tehdit etmesi, insanın tehdit edilen değerleri karşısında çaresiz kıvranışlarıdır. Üretim ve üretim ilişkilerinin sosyal bir parçası olan popüler kültür, kapitalizmin siyaset ve pazar ekonomisi egemenliği altında şekillenen, burjuvazi ideolojilerinin güncelleşmesidir. Popüler kültürle birlikte biçimlenen insanların,
yenilenen sosyal ve kültürel varlıklarının inşasında, egemen sistemin tahakkümü altında, nesnel koşullara ve eşyaya karşı yeni kutsallar üretmesi, popülerin kültürün dinsel bakımdan tasvirleridir. Bireysel olarak, popüler kültürün topluma sunduğu yeni birey modeli olan hız, haz ve ayartı peşinde koşan insan tipi, sömüren sistemin gerçeklerinden kaçarak hayata tutunmaya çalışan, ruhsuz insandan başka bir şey değildir. Anlamları anlamsızlaştıran, değerleri değersizleştiren, ironileri kutsatan popüler kültür, kapitalist sistemin paradoksal bir şekilde zeminini güçlendiren bir kültür türüdür. Birey ve toplum hayatına benimsetilen popüler kültür, ulus devlet yapılanmalarıyla var olan uluslarıda dizayn etmektedir. Kültürün eko-politik bir toplumsal yaşam biçimi olması; popüler kültürün küresel karakteriyle birlikte, modern ulus toplumlarınıda, siyasi ve ekonomik anlamda etkilemektedir. Bununla birlikte ekonomik senkronizasyonun, kayıt dışı
ekonomileri kayıt altına alması, ulusal ekonomilerin, dünya ekonomisini yönlendiren kapitalist güçler tarafından kontrol altına alınması demektir. Küresel sermayenin popüler kültürü güçlendirmesi ve popüler kültürle birlikte, küresel sermayenin egemenliği altında özgürlüğünü yitirmeye başlayan uluslar; politika ve sanat alanında ulusal bakımdan, ideolojik ve entellektüel bağımsızlıklarını kaybetmektedirler. Küreselleşmenin her türlü sınırları ortadan kaldırması, tek tipleşmiş, sığ bir kültürün insanların ufkunu kısıtlaması, bireylerin ve toplumların düşünce bağlamında, temel hak ve demokratik talepler konusunda duyarsızlaşmasına neden olmaktadır. Tüm bu olumsuz gerçekliklerle birlikte simülatif bir hâle gelen dünyada, toplumların ontolojik şiddete sığınmaları; suçluluk duygularını bastırmaları için, karakterlerinde nevrotik psikolojiyi yaratmaları, popüler kültürün, modern kapitalist dünyada çözümlenmesi
gereken önemli bir toplumsal rahatsızlığıdır. Dünyanın küreselleşmesiyle orantılı olarak yaygınlık gösteren popüler kültür, siyasal, kültürel ve ekonomik alanda sınırları aşındırsada, dünyanın bütünleşebileceği evrensel bir kültür pratiğini üretememektedir. Popüler kültürle birlikte benzeşmeye benzeyen dünya toplumları, aslında makro ölçekte bir kutuplaşmaya doğru ilerlemektedirler. Küresel ölçekli yaşanılan; sosyolojik kırılmalar, kopmalar, kamplaşmalar şeklinde tezahür eden kutuplaşmalar, küresel emperyalizmin sınıfsal gerçekliğini gözler önüne sermektedir.
Engels'inde vurguladığı gibi; politik, kültürel ve hukuksal kavramların, ekonomik olarak doğuşları ve ekonomiye bağlı olarak gelişmeleri, metalaşmış dünya düzeninde, toplumsal dokunun organı olan kültüründe maddi altyapısının, üretim ve üretim ilişkilerine göre oluştuğunu bizlere tanıtlamaktadır. Toplumsal yaşamın uygulanabirliği olan kültür, içinde bulunduğu
çağın yapısına göre anlam kazanmaktadır. Meta üretimine göre bireysel ve toplumsal ilişkilerinin yaşandığı dünyamızda, küresel sermayenin bir ürünü olarak hayat felsefemizi koşullayan popüler kültür, bireysel ve toplumsal olarak sömürülmemize karşı bizleri duyarsız bırakan egemen ideolojinin zihniyetidir. Bu nedenle toplumsal formasyonumuza yeniden ve şeyleşerek anlam kazandırmaya neden olan popüler kültür; kapitalizmin, emperyalizme doğru ilerlediği çağımızda, globalleşen dünyanın sınıfsal bir sorunudur.
(Heybet Akdoğan)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













