Heybet AKDOĞAN

POZİTİVİZM ve DÜNYA GÖRÜŞÜ

Heybet AKDOĞAN
  03-09-2020 17:34:00

  Modern çağın bilimsel anlayışı akılcılıktır, yani Pozitivizm'dir. Pozitivizm, gerçek olan her şeyin insanlardan bağımsız oluştuğunu savunur. Akla ve sağduyuya önem veren pozitivizm; metafizik olan her türlü düşünceyi ve duyguyu kabullenmez.  Modern çağın pozitivizmle birlikte oluşturduğu yaşam şekli, pozitivizmin bilimsel esaslarına göre gelişir. Pozitivizm her şeyi bilimin ve aklın kıstaslarına göre değerlendirir. Bu ünlü bilimsel akımın kurucuları: "Saint Simon" ve onun öğrencisi "August Comt"tur.

  Pozitivizm'in toplumsal sisteminde, toplumu yöneten iki idareci sınıf vardır: Bunlar bilim insanları ve sanayicilerdir. Bu yüzden Pozitivizm'de halk kavramı yerine seçkin idareciler anlayışı hakimdir. Sınıf bilincini toplumların yaşamından silmek isteyen Pozitivizm; tarihten günümüze yaşanmış ve yaşanılan sınıf savaşlarını doğru ve diyalektik olarak değerlendirmez. Sadece olguların

görünüşünü esas alan Pozitivist bilim, tarihte ve bugünde her şeyin olması gerektiği için olduğunu ve olacağını kabul eder. Bu yüzden pozivitizm, halkların kurtuluşunu devrimlerde değil, düzeni korumakta arar. Modern çağın toplum bilimi olan sosyolojide, pozitivist ilkelerle toplumu ele alır ve geleceği yönlendirmeye çalışır. Modern uygarlığın pozitivist ülküsü, sınırsız gelişimdir. Doğayı kontrol altına almak isteyen pozitivist bilim, sınırsız maddi bolluklarla bireyi ve toplumu mutluluğa ve özgürlüğe kavuşturacağını iddia eder.

Fakat, sanayi devrimiyle birlikte mekanik gücü ilerleten modern bilim, toplumuda mekanikleştirmiştir. Modern dünyada her şeyi bilmek amacıyla yola çıkan bilim, doğadaki birçok şeyi keşfedip ilerlerken; bilim insanlarının ve toplumun yaşadığı bunalım oldukça düşündürücüdür. Üretici güçlerin ezilen toplumla hareket etmesi, bilim insanlarını ve toplumu sömürülen emekçiler

konumuna düşürmüştür. Özü itibariyle niteliğini olguculuktan alan pozivitizm gerçek manada sadece algısal olanı yansıtmaktadır. Nitekim, toplumsal cinsiyetin belirgin olduğu feodal çağ yıkılırken, köle boyunduruğundan kurtulduğunu zanneden erkeklerin yanısıra; kadınlarda modern kapitalist uygarlıkta özgürleştiğini ve erkeklerle eşit pozisyonda olduklarını sanmaktadırlar. Düşünülen bu özgürlük anlayışı nicel olarak gerçek olsada, nitel olarak soyuttur. Çünkü gelişen toplum modeli; kapitalist burjuvazi modelidir. Görünürde herkes eşit olmasına rağmen, yaşamın imkânları ve insani değerler, burjuva bürokrasisi aracılığıyla sömürülmektedir. Bununla birlikte pozitivizmin bir başka antagonist olan dikkat çekici gerçeği; toplumların hâlâ köle iken, toplumsal eşitliği değilde, bunun yerine egemen toplumlar olmayı tercih etmeleridir. Tasarlanmış modern çağın pozitivist dünya görüşünün; toplumları uyutmasındaki en başarılı

rollerinden biride budur. İçinde bulunduğumuz modern toplumun yapısı ulusal karakterli olduğu için, bu rolde efendi olanlar, yalnızca ezen kesimin uluslarıdırlar. Bu yüzden sadece toplum bilinciyle yaşayan insanlar artık 'sadece' toplum olmaktan hoşnut olmamaktadırlar.

  Akılcılığın ön planda olduğu modern dünyamızda kafa ve kol gücü sarfeden insanların birer meta gibi kullanılması, gün geçtikçe çoğalan ırkçılığın ulusal savaşları doğurması ve ezilen emekçi ulusların kendi kaderlerini tayin edememeleri pozitivist felsefenin amaçlarını bizlere anlatmaktadır. Modern ve uygar dünyada kadın- erkek eşitsizliğinin devam etmesi ve halkların sömürülerek mutluluklarından ve özgürlüklerinden alıkonulması; bilimin ve çağın kimler aracılığıyla hangi istikamete doğru yönlendirildiğini açık bir şekilde izah etmektedir. Bilimsel sosyalizme karşı geliştirilen akılcılık (pozitivist) bilim, sadece

egemen güçlerin sömürgeci ideolojilerini bilinçlerimize aşılamaktadır. Toplum olarak yaşamaktan umudunu kesen halkların, ezen ulusların siyasetini örnek almaları ve ezilen ulusların bağımsızlıklarına kavuşmaları için, kendi içlerindeki komprador güçlere sırtlarını dayamaları; pozitivizmin çağımız içindeki gayelerini açığa çıkarmaktadır. Bu yüzden toplum ve toplumlar olarak, sosyalizmi benimsemediğimiz müddetçe, savaşlar getirecek yarınların, biz emekçi insanları karşılaması kaçınılmazdır.

( Heybet Akdoğan)

  Bu yazı 1613 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım