Heybet AKDOĞAN

SONA YAKLAŞAN AKP'NİN 'AN MESELESİ'

Heybet AKDOĞAN
  20-02-2021 16:58:00

Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte siyasi arenada yaşanılan gerginlikler, panikler her geçen gün ülke gündeminde anlık değişen gelişmeleri beraberinde doğurmaktadır. AKP iktidarının gelecek seçimlere yönelik hissettiği kaybetme korkusu, sadece Erdoğan'ı değil, Erdoğan ile birlikte; bütün ortaklarına, işbirlikçilerine, yandaşlarınada kaybetme korkusunu yaşatmaktadır. İster iktidara yakın anketlerde olsun, ister muhalefet çevrelerinin anketlerinde yayınlanan sonuçlar olsun, AKP-MHP iktidarının endişelerini artıran gelişmeler göstermektedir.

Ülke genelinde yıllardır yaşanılan ekonomik kriz, işsizlik ve sıkıyönetim uygulamaları hiçbir zaman "zulmün ebedi olmayacağını" AKP'nin yaşamaya başladığı iktidarı kaybetme korkusunun belirtileriyle hatırlanmaktadır. Özellikle AKP iktidarının kaybetmesinin en büyük nedeni olacak, HDP'ye yönelik baskılar ve siyasi soykırımlar, Erdoğan hükümetinin yaşayacağı düşüşün önemli bir dönüm noktası olacaktır.

Türkiye'de AKP iktidarıyla birlikte demokrasinin yıllarca hukuki bir eşitlik ifade etmemesi, tüm

anti demokratik uygulamaların toplumsal dokuda yaşanılmasına neden olmaktadır. Çünkü iktidarın demokratik ilişkiler geliştirememesi ve siyaset kültürünü ülke gerçekliğinde bir şiddet politikasına dönüştürmesi, Erdoğan ve yandaşlarını her geçen gün halkın muhalif tepkileriyle karşı karşıya getirmektedir. Ekonomik alanda AKP hükümetinin olumlu gelişmeler sağlayamaması ve iktidar işbirlikçilerinin ülke gelirlerinden vurgunlar ve rantlar elde etmesi, derinleşen kriz ortamını topluma şiddet ve baskı yönetimi olarak yansıtmaktadır. Türkiye'nin mali vurgunlar alanına dönüşmesi ve demokratik siyaset isteyen muhalefetin devamlı siyasi tecritlere maruz bırakılması, Türkiye'yi kendi gerçek gündeminden uzaklaştıran ve sınırötesi işgalciliğe yönlendiren yeni gündemleride yaratmaktadır. Bununla birlikte egemen iktidar sınıfının hâlâ Kürt Ulusal Hareketi'ne yönelik sindirme politikaları, yaklaşan seçimlerle birlikte artmakta ve HDP muhalefeti, AKP-MHP ittifakının seçim gerginliğinin esas problemi olmaktadır. Kürt ulusal hareketinin teslim alınamayan legal ve illegal direnişi egemen

iktidarının ve ortaklarının politik çözümsüzlüklerinin çelişkilerinide çoğaltmaktadır. HDP'li kadın tutuklulara yapılan çıplak aramalar, HDP taraftarlarına her zaman yaşatılan gözaltılar ve son olarak, özünde yine Kürtlere gözdağı vermek için yapılan Garê operasyonu, AKP-MHP blokunun iktidarda kalmak istemelerindeki gerçek niyetlerini gün geçtikçe ifade etmektedir. Bunun yanısıra, toplum psikolojisi bakımından saray diktatörlüğünün kamusal alanda yarattığı toplumsal umutsuzluk ve depresyon; bireylere intiharları, şiddeti ve çeşitli adli suçları işletmektedir. Her bireysel ve toplumsal suçların kaynağının egemen baskıcı sınıfın dayatmaları olduğu,  sosyolojik olarak yine kendini kanıtlatmaktadır. Türkiye'nin politik ve ekonomik kriz içinde oluşu, iktidarın siyasi öznelerini, halkın gözünde itibarsızlaştırırken aynı zamanda halkı, yönetim konusunda yeni arayışlara yönlendirmektedir. Özellikle sosyal medyanın AKP-MHP blokunun yanlışlarını her gün halka anlatması ve muhalif aydınların bu konuda sergiledikleri sözlü ve yazılı eylemleri, AKP-MHP

ittifakına karşı sağlam bir birleşik cephe oluşturmaktadır. Toplumsal katmanların bütün sınıflarından tutalım da, geleneksel ideolojik çevrelerin dahi AKP-MHP yönetimine eylemsel tepki olarak tarafsızlaşarak, sadece ülkenin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik krizden kurtulması için elbirliği etmeleri, Türkiye'nin gelecek günlerde politik tercihlerinin daha sağlıklı olacağınıda şimdiden hissettirmektedir. AKP iktidarının siyaset kültürünü bu kadar yozlaştırması ve Türkiye sosyolojisinin bu kadar gerisinde kalması, ülkenin uluslararası alanda yaşamakta olduğu olumsuz izlenimlerinde belirleyicisi olmaktadır. Özellikle Türkiye'nin AB sürecini kritikleştiren bu gerçeklik, Erdoğan'ın sürekli AB' ye meydan okumasıyla katmerlenmektedir. Netice olarak siyasetin toplumsal düzeni adil hukuk sistemiyle organize etmesi gerekirken, Türkiye açısından yaşanılan bunca hukuksuz gerçekler, hem Türkiye halkı açısından hem de uluslararası kamuoyu bakımından, Türkiye siyasetini AKP vesayetiyle kötüleştiren bir tablo çizmektedir. Artık yeni politik projeler üretemeyen AKP hükümetinin

MHP birliktrliğiyle demokrasiyi toplumdan soyutlayarak, toplum içinde anti demokratik stratejiler geliştirmesi, AKP iktidarını mevcut bütünlüğüyle bir sona yaklaştıran hakikatin 'an meselesi' olduğunu göstermektedir. AKP-MHP egemen gücünün yaşadığı kaygıların dışavurumu olan baskılar, mutlaka toplum vicdanında hak ettiği karşılığı görerek, tarihin sayfalarında AKP'nin diktatörlükler öyküsünün devamı olacaktır.

(HEYBET AKDOĞAN)

  Bu yazı 2762 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım