Heybet AKDOĞAN

TOGG sadece bir araba değil

Heybet AKDOĞAN
  05-05-2023 08:28:00

Artık dinin ne olduğunu sorgulamak şurada kalsın, dini yaşayan insanlar dahi dininden kuşku duyar hâle geldiler.

İmanından şüphe duymadan, din-i bütün hayatına devam edenler ise suskunluk ve yalnızlık içindeler.

Peki göğsünü gere gere; din, vatan, millet edebiyatı yapanlara ne demeli?

Onlara hakikatin ne olduğunu göstermek için 'amiyane tabirle' kıyametin kopmasını beklemek gerekli.

Böylesi bir zamanda ve böyle bir düzende yaşıyoruz.

Her şeyin belirsizleştiği sisli bir havada yaşamak adına yürürken, bir yerlere çarpmamak için; attığımız adımlardan emin değiliz.

Postmodern ve popülist yaşam tarzının tezahürü bunlar.

Fazla yadırgamaya lüzum yok ama çare bulmaya su gibi ihtiyaç var.

Popülist aldatmacanın tam ortasında yaşam değerlerimiz olan; dinin, demokrasinin ve özgürlüğün sadece esamisi var.

Kıymet-i harbiyesi varlığından öte!

                                ***

Demokrasi hakkında ciltler dolusu kitaplar yazılmasına rağmen, hâlâ demokrasi kavramını yaşamayı bırakın, gerçek anlamıyla tartışılmasının dahi yapılmasına müsade edilmediği bir ülkede yaşıyoruz.

Belki buna itiraz olarak, dünyanın hiçbir yerinde demokrasi yaşanılmıyor diyenler olabilir.

Bunu ileri sürenler haklıda olabilirler.

Fakat bizim Türkiye olarak en belirgin niteliğimiz demokrasiyi tartışacak özgür sistemimizin olmayışı.

Osmanlı'yı bir kenara bırakalım.

İçinde yaşadığımız cumhuriyet kurulduğundan beri, demokrasiye toplum olarak hasret kalışımız, çağdaşlığın ve laikliğin göze batan bir acısı.

Demokrasi konusuna sınıfsal bir perspektifle yaklaşanlar ise, demokrasinin yaşanmasına zaten gerek duymuyorlar.

Demokrasi birçok toplum üstü (marjinal) devrimciler için bir burjuva anlayışı.

Doğru.

Demokrasi tarihsel ve mantıksal kökeni bakımından burjuvazi sınıfına ait bir terim.

Ancak acı olan bir gerçek var ki o da şu; Rusya'da yapılan devrim daha olgunlaşmadan insanlar demokrasiyi konuşur oldu.

Bolşevik devrimine toz kondurmayan devrimcilerin alışıldık bir refleksle bu gerçeği inkâr etmeleri ve kızmaları doğal.

Umarım bir gün o devrim savunucuları; Stalin ve Mao'nun saraylarda yaşamasının devrimle nasıl doğal bir bağının olduğunu açıklarlar.

Ama kim kızarsa kızsın tarih gösteriyor ki; her iktidarın olgunluk evresi yozlaşmadır, çürümedir nihai amacı bakımından yine iktidardır.

Bu nedenle demokrasinin dünyanın neresinde olursa olsun gerçek anlamıyla bir süreliğinede olsa yaşanması gerekiyor.

Bilhassa toplumların özel hayatına münhasır olan konular için.

Bu konuların en calıcı isimlerinden bir tanesi olan din için, demokratik bir devlet anlayışının yaşanılır kılınması şart.

Yoksa din hayatın her alanında siyasetin, gücün, ideolojilerin, sınıfsal sorunların içinde güç devşirmek için eşi bulunmaz bir araç olmaya devam edecektir.

Tarihten günümüze bu zaten hep böyle oldu.

Özellikle siyasi partilerin iktidar olabilmesi için ve iktidar olan hükümetlerin iktidarlarının devamlılığını sağlayabilmesi için din, vazgeçilemeyen bir ihtiyaç/tı.

Devletlerin kendi kimliklerini oluşturabilmeleri için yarattıkları uluslar için ve yurttaş olarak sınıflandırdıkları halk için, din her zaman canlı tutulan toplumsal bir dokudur.

Modern çağ sonrası olarak ifade edilen postmodern dönem için ise din, sadece görünenle yetinen; düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca anlık yaşayan bireylerle birlikte, popülizmin yerleşmesi bakımından yine canlı tutulan bir ihtiyaç olmaktadır.

Bu ihtiyacı geçenlerde haber kanallarına yansıyan ve yerli olarak ifade edilen, TOGG marka aracın halk içinde nasıl popülerleştiğine bakarak sorgulayabiliriz.

Yaşanılan bir olay olduğu için bu konuyu hafızamıza kazımak daha kolay.

TOGG isimli aracın tanıtımı yapılırken ve insanların bu araca yaklaşırken ekonomik, sosyal sorunlarını unutarak milli olarak lanse edilen arabaya adapte olmaları popülizmin insanlık değerlerini nasıl kuşattığını anlamak için somut bir veridir.

Türkiye'de yaşayan emekçi halkın bu aracı alacak ekonomik hiçbir imkâna sahip olamaması, hatta arabayı satın almayı bırakalım geçim derdine düşmüş birçok insanın, TOGG aracını görünce bir an olsun asıl sıkıntılarını unutmuş olmaları, popülist siyasetin toplumsal mantığı nasıl yok ettiğini gözler önüne seriyor.

Popülist siyasete angaje olmuş çoğunluk için zaten önemli olan araca sahip olmak değil, araca sermaye kesiminin sahip olması bile bu çoğunluk için araca sahip olmak gibi bir doyumdan ibaret.

Önemli olan yerli olarak tanıtılan aracın üretilmesi; kaç tane üretilecek, kimler için pazarlanacak, üretilecek aracın seri çoğaltma bandı var mı; eğer varsa bu bandı kamuoyunun görmesi gerekli mi?

Bu ve buna benzer önemli olan soruların, AKP 'nin popülist söylemlerini benimsemiş çoğunluk için artık anlamı yok.

Onlar için TOGG arabasının bir tanesine dahi dokunmak yeterli.

Bunun yanısıra, Sanayi Bakanı'nın yanına birkaç genci alıp, TOGG arabasıyla sürat gösterisi yapması, Türkiye'nin otomotiv sektöründe bir dünya markası olacağının garantisi.

İş öyle bir noktaya geldi ki; Enerji Bakanı'nın olduğu TOGG aracının yanında olan bir vatandaş " ...öbür dünyada bana sorulursa, TOGG'un yanında durdum demek isterim" dediğini de duyduk.

Buna ilaveten TOGG aracının lastiğini öpen vatandaşa ne demeli?

Akıl tutulmasının yaşandığı zirve burası işte.

Bunlara şahit olurken, aklıma Almanların yerli olarak ürettikleri Wolkswagen ve Mercedes arabaları geldi.

Üstelik o araçlar gerçekten yerliydi.

Ona rağmen Almanların milli araçlarının ilk sevincini yaşarken, bizdeki gibi tuhaf ve akıl almaz tutumlarını kimse görmedi.

Üstelik Almanlar bizim gavur sıfatıyla aşağıladığımız bir halktı.

İşin başka bir düşündürtücü boyutu, uzay çağında olmamıza rağmen, ortaçağ da dahi benzer örnekleri olmayan bu tür akıl tutulmalarına nasıl tanıklık edebiliyor oluşumuz.

Konumuzun can alıcı noktası burada.

Ama tarihe, özellikle dinler tarihine girmeye gerek duymadan bu şaşkınlık verici acı gerçekleri hiç olmazsa, düşünce özgürlüğünün yaşandığı bir sistemde yavaş yavaş çözüme kavuşturabiliriz.

Çok geç olsa da bunu yapmak lazım.

Lakin böylesi bir değişimin yaşanması için önce demokrasinin konuşulup yaşama kavuşturalacağı bir yönetim anlayışı gerekli.

Dinin, siyasetin ve demokrasinin iktidar aracı olarak kullanılmamasını konuşan beyinlerin özgürlüğünün sağlanması elzem.

Demokrasinin ve insanlığa ait kültürel değerlerin bağımsızca yaşanması için, toplumda popüler kültürün yol açtığı akıl tutulmasının aşılması ise olmazsa olmazımız.

Aksi hâlde daha ciltler dolusu kitaplar sadece demokrasi hakkında değil, din hakkında da yazılmaya devam edecek.

Ve bizler demokratik ve kutsal değerlerimizi motoru dahi yerli olmayan bir arabanın lastiğiyle fetişleştirdiğimizin farkına varmadan, kim bilir daha kaç nesil bu şekilde bir ömrü heba etmeye mahkûm olacağız.

Heybet AKDOĞAN

  Bu yazı 3558 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım