TOPLUMSALLIK, TARİHSELLİK ve NESNEL KOŞULLAR
Heybet AKDOĞAN İnsanın gelişim ve değişimi ancak toplumsallık ve tarihsellikle mümkündür. İnsana dair hiçbir şey toplumsallık ve tarihsellik olmadan düşünülemez. İnsan özelliğini incelerken bu iki olgu birlikte ele alınmalıdır. Aksi hâlde insanın ve insanlığın varmak istediği sonuçlar bilimsel olamaz.
Sınıflı insanlık tarihinden günümüze, toplumların şekillenmesini sağlayan toplumsal altyapı (ekonomi) ve ekonomik yapıya uygun politikalar, toplumlar tarihinin çelişkili birliğini ortaya çıkaran nesnelliği oluşturmuşturlardır. Bu nedenle nesnellikten kopuk bağımsız gerçekler yoktur. Tarihsel ve toplumsal birikimlerin günümüze kadar getirdiği modern seküler uygarlığımızın geçmişini araştırdığımızda ; batı uygarlığının Grek paganizminden, Yahudi dinamizmini nasıl yarattığını ve toplumsal altyapının, uygarlık sürecini meydana getirişindeki
gücünü hayretle gözlemlemekteyiz. Uygarlık süreçlerinin oluşumuna ve gelişimine önemli bir örnek teşkil eden bu hayret verici olay aslında; tarihin ve toplumların nesnel koşullarına göre, toplumsal altyapısından güç alarak ürettiği politikalara sağlam bir delildir. Nitekim, uygarlık sürecinin nesnel koşulu olan toplumsal altyapının "us" ile toplumsal üstyapıyı pekiştirmesi, tarihte toplumsal oluşumların totem- tabu yapılarının, modern uygarlığa kadar olan seyrini bizlere göstermektedir. Konumuza bir başka örnek verecek olursak; sınıflı toplumlarla birlikte uygarlığın antik yapısını aşan Roma uygarlığının, ilkel paganizmden beslenerek sınıflı toplumlar imparatorluğuna nasıl evrimleştiğini, nesnel koşulların toplumsal dinamikleriyle konumuzu bir kez daha ispatlamaktadır.
Maddi öğelerin fetişlesmesiyle oluşan metafiziki toplumsal birikimler, insanlık tarihinin toplumsal içeriğini günümüz
kapitalist uygarlığına kadar anlatan birçok maddi öğelerle doludur. Fakat paganist kültürlerden, imparatorluk kültürlerine kadar, antik çağın koşullarının felsefeyi bilimselleştirememesi; toplumsal pratiklerin ilerici yanlarını devrimcileştiremediğinden, idealar dünyasında toplumları, sahip oldukları üretici güçler ve üretim ilişkileriyle yönetilen ve ezilen konumuna düşürmüştür. Toplumsal düşüncenin ilkel komünal saflığını yitirerek, mülkleşmiş toplumsal bilince dönüşmesi, insanlık tarihimizde, kapitalizmin tohumlarını filizlendiren, barbar toplum uygarlığının önünü açmıştır. Bu nedenle ezilen toplumların tarihi, kendi yarattıklarına köle olan, toplumsal üretim süreçlerini geliştirmiştir. Böylelikle, tarihselliğin ve toplumsallığın antik tefeci- bezirgan toplumsal yapılanmasıyla şekillenen sınıflı uygarlıklar tarihi, tarihsel devrimlere sadece çağ atlatarak, mekanik bir işlerlik kazandırmıştır. Tarihte toplumsal devrimler olarak adlandırılan birçok toplumsal
ilerlemelere baktığımızda, bugün nasıl bir evreye ulaştığımızı görebiliyoruz.
İnsanlık tarihimizin nesnel koşullarını oluşturan sınıflı toplumlar tarihimizin, modern çağımızda yaratmış olduğu 'narsist insan ' birey- toplum modeli; sınıfsal çıkarlarına ulaşmak için; " her şeyi mübah gören," araçsal birey ve toplum aklının seküler modelinin eylemselleşmiş karakterleridir. Emperyalist uygarlığın gücü ele geçirme güdüsü, içinde bulunduğumuz sekülerleşen dünyanın modern içeriğini oluşturan evrensel kültürümüzün hegemonyasıdır. Evrensel kültür hegemonyasıyla birlikte, doğu ve batı uygarlıklarının seküler bir uygarlığa doğru ilerlemesi, aynı zamanda yeni uygarlık kültürünün değişen nesnel çelişkilerini canlandırmaktadır. Bununla bağlantılı olarak, toplumların ve yapacakları tarihin nesnel koşullarının teorik temellerini oluşturan emperyalist dünya düzeni, kurulan yeni dünya sisteminde, gelecek nesillere postmodernist
insan modeli taşıyıcısı görevini görmektedir.
Bilişim çağı olarak gelişen modern dünyamızda, özellikle kaoslar üzerinden biçimlenen nesnel koşullar, tanrısı sermaye olan dünya düzeninde, bilimi ve hayatı toplum cehennemine çeviren, egemen emperyalistlerin komplolarıyla kontrol edilmektedir. İnsanlığın geleceğini tehdit eden yeni toplumsal altyapıların sermayedarlar tarafından hazırlanarak, tarihsel ve toplumsal nesnel koşulları yönlendirmesi her gün koşullanan toplumsal üstyapıyla; uygarlığın çöküşünü (tarihte her zaman kıyamet olarak algılanan) toplumsal değişimleri çelişkiler yumağına döndürmektedir. Bu yüzden toplumsallık ve tarihsellik birlikteliğiyle ilerleyen insanlık hayatı, düşünce ve arayış sürecinde anti bilimsel; dünyayı değiştiremeyen sınıfsal yapısıyla sadece çağ atlatan mekanik gelişimini devam etmektedir.
(Heybet Akdoğan)
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













