Heybet AKDOĞAN

TÜRKİYE'Yİ KİM YÖNETİYOR

Heybet AKDOĞAN
  28-02-2021 21:55:00

Türkiye'yi kimin yönettiği konusunda yaşanılan kafa karışıklığı,  Erdoğan rejimiyle oldukça muallaklaşmış bir sorun olarak gündemini korumaya devam etmektedir. Kimine göre sadece Erdoğan'ın dediklerini dikkate almak gerek, kimine göre sadece Bahçeli'nin dediklerini önemsemek gerek, bir başkasına göre sadece Süleyman Soylu'nun konuştuklarına dikkat etmek gerektiğine dair, Türkiye yönetiminde yaşanılan muhatap alma problemi gün geçtikçe Erdoğan iktidarının yaşattığı kafa karışıklığı olarak devam etmektedir. Bilhassa Garê saldırısından sonra gündemi daha çok meşgul etmeye başlayan bu konu, Türkiye'yi gerçekten kimin yönettiği konusunda soruların artmasını sağlamaktadır. Bu bakımdan Türkiye'yi kimin yönettiği konusunda çizilen şemaları, görünen tablonun daha çok bulanıklaşmasına neden olmaktadır. Fakat konumuzun daha iyi anlaşılması bakımından Erdoğan rejiminin tarihsel sürecinin altyapısını irdelemek öncelikli olmalıdır. Genel anlamda Türkiye'de siyasetin ve hükümetin bürokratik kadrolarını oluşturarak devleti

yönetmesi alışılagelmiş bir devlet geleneğidir. Fakat bu geleneğin perde arkası olan derin devletin meşru olarak göz önünde olan devleti ve hükümeti yönetmesi, bürokratik kadroların oluşması konusunda temel etkendir. AKP iktidarı dönemine kadar devletin, derin devlet yapılanmasının önemli aktörlerinden biri olan TSK tarafından disipline edilmesi, ve Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından devleti yöneten organlara görev dağıtımı yapılması, devleti yöneten birimlerin bütünlüğünü oluşturmaktaydı. Fakat bu genel durumu AKP hükümeti döneminden itibaren incelediğimizde, devlet geleneğinin, devleti tek başına yönetmek isteyen Erdoğan'la çatışmaya başladığını görmekteyiz. Erdoğan'ın özellikle 2004'te güçlenmeye başladığını ve hükümetinin kolay kolay devrilemeyeceğini anlaması, hem Erdoğan'ın hemde derin devletin gerçek yüzlerini ortaya çıkaran, Türkiye açısından önemli bir dönüm noktasını oluşturdu. Derin devletin ve kendi yüzünün netleşmesini sağlayan Erdoğan'ın hakimiyet hırsı, aynı zamanda AKP'nin ve derin devletin zorunlu ittifak etmelerine neden önemli

bir geçiş döneminide başlatmıştır. Erdoğan'ın derin devlet ve Nato'ya karşı kendisini güvence altına almak için bir koltuk değneğine ihtiyaç duyması ve bu nedenle Gülen Cemaati'ni devreye sokması, AKP iktidarı içinde gelişen ve bugünün yönetim öznelerinin çelişkilerine neden olan kafa karışıklıklarınıda temellendirmiştir. Gülen Cemaati'nin özellikle Erdoğan'a karşı tehdit oluşturan Avrasyacı ve Natoculara karşı bir güç desteği oluşturması; daha sonra siyasi ilişkilerde değişikliğe neden olacak yeni gruplaşmaların habercisi olmuştur. Erdoğan'ın 2009'dan itibaren Avrasyacıların ve Natocuların kendisi karşısında daha fazla güçlenemeyeceklerini anlaması ise, bu sefer kendisine koltuk değnekliği yapan Fethullah Gülen Hareketi'ni tasfiye etme sürecini başlatmıştır. 2009 - 2013 tarihleri arasında Gülen Cemaati'nin dört yıllık bir tasfiye süreci, Erdoğan'ın Avrasyacı cenahla ( Perinçekcilerce) birlikte hareket etmesinin başlangıç aşamalarını yaratmıştır. Fakat, Erdoğan'ın bu yeni cenahı, AKP'nin, MHP'yi karşısına aldığı dönemdir. Bu tarihlerde Bahçeli'nin ve Süleyman Soylu'nun Erdoğan hakkındaki yorumlarını arşivlerden

hatırlayabilirsek, özellikle Soylu'nun: "Erdoğan'a hesap sormazsam namerdim" sözleri bugünü anlamamızı sağlayacak önemli bir anekdottur. Erdoğan'ın daha sonra Natocular içinden eleyip kendi grubunu oluşturduğu milliyetçi takım, Bahçeli'nin ve Soylu'nun yalnızlaşması olmuştur. Özellikle Erdoğan'ın, Hakan Fidan'la ve Hulusi Akar'la birleşmesi bu yalnızlaşmayı şiddetlendiren asıl ölçüdür. Bu süreçle birlikte Bahçeli ve Soylu'nun, Erdoğan'a yanaşmalarıda bugünkü Cumhur İttifakı'nın tarihsel başlangıç evresidir. İslamcı siyasetin yakın geçmişine baktığımızda, Milliyetçi ve islamcı cephenin paradigma olarak, Türk-İslam ideolojisinden beslendiğini görsekte; bu iki cephenin özünde birbirlerini sevmediklerinide fark etmekteyiz. İktidar rekabetinden kaynaklanan bu tezatlığın, şu an AKP iktidarı içinde bir mutabakat oluşturması; milliyetçi ve islamcı grubun yaşadıkları yalnızlaşma karşısında, birbirlerine karşılıklı olarak sağladıkları geçici yardımlaşmadan kaynaklanmaktadır.

Türkiye'yi kimin yönettiği konusunda AKP dönemiyle başlayan, "devlet mi yoksa siyaset mi"

Türkiye'yi yönetiyor konusunun kısa bir tarihsel hatırlamasını hafızamızda canlandırdıktan sonra, ülke yönetiminin yani halk yönetiminin nasıl bir karmaşıklığa ve bürokratik çıkarlara sahip olduğunu görmekteyiz. Devlet, iktidar ve demokrasi çelişkisinin egemen güçlerce yönlendirilmesi, Türkiye'nin içinde bulunduğu yönetim hakikatini bizlere çarpıcı biçimde özetlemektedir. Aynı zamanda bu durumun "AKP'nin devleti mi ya da devletin AKP'si mi" sorusunu bizlere hatırlatması, devlet, iktidar ve sermaye ilişkilerinin kamu yönetiminde esas rolü üstlendiğinide kanıtlamaktadır. Bunun için, geldiğimiz nokta, devletin esasında bir siyasi aygıt olduğunuda açıklamaktadır. Oysa devletin temsil ettiği halkın kendi kendisini yönetmesi olması gerekirken; kapitalist sistemde devletin halkı sömürmek için egemenler ve yönetenler arası rekabetin bir aygıtı olması; yönetenler ve demokrasi konusunda var olan uçurumun ne kadar derin olduğunu bizlere belirtmektedir. Bu gerçekliğin Türkiye'nin son yirmi yıldır AKP yönetimiyle daha çok netleşmesi, Erdoğan rejiminin daha iyi analiz edilmesi konusunda

somut argümanlar sunmaktadır. Ki,  Erdoğan öncesi ve sonrası devlet ve yönetim modelinin bu şekilde gelenekselleşmeye doğru olgunlaşmasına toplum tarafından müsade verilmesi, her zaman için Türkiye'yi kimin yönettiği sorusunu canlı kıldırtacaktır.

(HEYBET AKDOĞAN)

  Bu yazı 3354 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım