Yeni yüzyılın tehdidi nükleer savaşlar
Heybet AKDOĞANKapitalist-emperyalist toplumda devletlerin sermayenin hareketine uygun koşulları sağlamak için bütün olanaklarını seferber etmeleri, küreselleşen dünyada tahmin edilebilen bütün kaosların yaşanmasına fırsatlar sunuyor.
Sermayenin sınırlarını genişletmek, sömürü ve talan düzenine yeni alanlar açmak için çabalayan kapitalist-emperyalist devletler, gerekirse savaşları yeniden diriltmeyi gerekli buluyorlar.
Rusya'nın, Ukrayna'yı işgaliyle birlikte, halkların hayatında zor koşulları doğuracak olan saldırı, nükleer savaş yöntemlerinin geliştiği çağımızda, yeni dünya düzeninin nasıl bir kıyamet senaryosu yazdığını, şimdiden ezilen dünya halkarına izah eden gelişmelerle birlikte dünya gündemini meşgul etmekte.
Yakın tarihimize geri dönüp hatırlarsak; 1962 Küba Füze Krizi, dünyanın nükleer bir savaşın eşiğine geldiği noktaydı. İnsanlar dünyada nükleer silahların kullanıılmasıyla nasıl bir felaketle karşı karşıya geldiğinin korkusunu yaşamıştı.
Şimdi ise Rusya'nın, Ukranya'ya saldırısıyla Putin'in, Rusya'nın nükleer caydırıcı kuvvetlerine "özel bir görev rejimi" emri vermesiyle nükleer gerginlik tekrar alevlendi.
Rusya'nın, Ukrayna'ya saldırısını yeni temel dinamiklerin ortaya çıkması ile yorumlayan uzmanlar, bölgesel ve küresel düzeyde yeni silahlanmaların yapıldığına vurgu yapıyorlar.
Putin'in söylemlerine baktığımızda ise, konvansiyonel caydırıcılıkla ortaya çıkan zaafiyetin, nükleer seçenekle kapatılma isteğinin olduğunu duymaktayız. Krizin yeni bir üst aşamaya çıkartılması anlamına gelen, nükleer caydırıcı güçlerin gündeme getirilmesi, Rusya'nın sınırlarını genişletme hedefini açığa çıkarmaktadır.
Fakat Rusya'nın, Ukranya'yı işgali, askeri konvansiyonel olarak güç yetersizliğinide beraberinde doğurdu. Bu yetersizlik Rusya'nın caydırılığını olumsuz yönde etkiledi. Bununla birlikte Rusya, Ukranya'nın Batı ile bağlantılarını azaltmaya çalışarak, Ukrayna'yı yalnızlaştırmaya çalışıyor.
Batı ülkelerinin doğrudan Ukrayna'ya askeri açıdan yardıma gelemeyişi, Rusya'nın sahadaki bu durumun devamını sağlaması için, krizi nükleer tırmanmanın eşiğine getirmesine yol açtı. Böylece Rusya'nın uluslararası normlara ve nükleer silah rejimine ciddi bir darbe indirmesi, Rusya'nın uluslararası konumunu kötü etkiledi.
NATO-ABD ve Çin'in nükleer silahları ilk kullanan taraf olmayacaklarını ifade etmeleri, bu güçlerin nükleer silahların sadece savunma amaçlı kullanılması gerektiğini Rusya'ya hatırlatmak istemelerinden dolayıdır. Bu hatırlatma her ne kadar gerekli görülmüşsede, Rusya'nın diğer ülkerin nükleer silah iştahlarını kabartmasını, nükleer silahları önleme rejiminin askıya alınmasını ve yeni bir dünya savaşının ihtimalini geliştirmeye katkı sağladığını söyleyebiliriz.
Rusya'nın nükleer söylemiyle Batı'da bölünme yaratmayı hedeflemesi, Avrupa Birliği ve dünya ülkeleri açısından gergin dönemlere kapı aralayan gelişmelere yol açıyor.
Rusya'nın stratejik düzeydeki koreografisini Ukrayna'nın kısa sürede işgali üzerine kurgulaması ve orta vadeli hesaplarını uluslararası siyasette, konumunu güçlendirmeye yönelik planlaması, Rusya'nın bu işgalle birlikte Batı ile masaya oturma hedefini somut bir şekilde göstermektedir.
Rusya'nın işgali altındaki Ukrayna'nın, tez zamanda teslim alınaması, şimdiden Putin'i, Batı cephesinde neler yaşayacağı konusunda endişelendirtiyor.
Rusya ekonomisinin savaş nedeniyle sarsılmasının muhakkak olacağı ve Batı'nın, Rusya'ya yaptırımlarının, Rusya'yı ülke olarak her yönden zora sokacağı çok açık. Bununla birlikte Rusya'nın küresel ekonomik kazancında gerilemelerin olacağı ise büyük bir ihtimal.
Önceden Rusya'nın küresel kazançlarına göz yuman Batı kanadının, bu saatten sonra Rusya'nın kazançlı çıkmasını sineye çekmesi artık zor görünüyor. Görünen o ki; yeni bir dünya düzeninin kurulacağı evrendeyiz. Bu evrenin daha çatışmalı bir evre olacağı, emperyalist devletler arasında yaşanılmakta olan gerginliklerden görülebiliniyor. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemlerde küresel ölçüde ortaya çıkabilecek istikrarsızlıklar söz konusu.
Rusya'nın, Ukrayna'yı işgal hamlesiyle küresel bazda, devletlerin silahlanmaya ağırlık vermesi, yaşam refahına katkı sağlayan sosyo-ekonomik yatırımlarda kısıtlamaların oluşmasına neden olacaktır. Bunun örneğini şimdiden silah yatırımına büyük bir bütçe ayıran Alman devletinden anlayabiliyoruz.
Sosyo-ekonomik istikrarsızlıkların Almanya ve dünya genelinde derinleştireceği istikrarsızlık, dünya halklarına zor yılların yaklaştığını haber veren riskli detaylardır.
Savaşların egemen güçler arasında cereyan eden yansımaları, nihayetinde emekçi dünya halkları açısından yıkıcı neticeler doğurmaktadır.
Sınıfsal savaşların devamı olan Rusya-Ukrayna savaşı, kapitalist-emperyalist sistemin egemen güçleri bakımından olağan olarak görülse de, egemenlerin her savaşı, halkların ezilmesi ve egemen sınıfların kalkınmasıdır.
Egemen sınıfların sermayesini çoğaltan kapitalist-emperyalist savaşlar ancak; insanlara, doğaya zarar vererek devam edebilir.
Yaşadığımız çağın ise nükleer savaşlar çağı olması, insanlara ve doğaya yeni yüzyılın tehdidini göstermektedir.
HEYBET AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













