Zelenski'nin demokrasi demesi yeterli mi?
Heybet AKDOĞANNATO ve Rusya arasında yıllardır süren kavga, 24 Şubat 2022 tarihinde Rus askerlerinin Ukrayna'nın egemenlik alanına yaptıkları saldırıyla birlikte sıcak bir savaşın başlangıcı oldu.
Ve bu savaş Avrupa'nın tümünü etkiler derecede gerilimler yaratmaya devam ediyor.
Savaşın başlangıcından itibaren birçok Avrupa yetkilisi savaşa neden olarak; Ukrayna'nın özgürlüğünü çekemeyen Putin'in öfkesini ileri sürdü.
Savaşı sadece Putin'in imparatorluğunu ilan edişinin başlangıcı olarak anlayanlar da oldu.
Buna benzer farklı görüşler Rusya-Ukrayna savaşının küresel kapitalist bir savaş oluşunu ikinci plana bıraktı.
Bu ve benzeri görüşler her ne kadar sıcak savaşın içerisinde gözlemlenen gerçekler olsa da, savaşın asıl sebebinin kapitalist-emperyalist çelişkilerin bir gerçeği olduğu boyutunu ön plana koymadı.
Tıpkı Zelenski'nin her şeyden önce demokrasiyi dile getirişine benzer bir çıkmaz bu aslında.
Rusya karşısında can ve mal kaybı fazla olan Ukrayna adına Zelenski'nin, sıklıkla dünya kamuoyu karşısında demokrasiyi dillendirmesi bir yere kadar anlaşılır bir ifade.
Ancak Zelenski'nin yürütmüş olduğu savaş politikalarına baktığımızda, Putin'in kınanması kadar, Zelenski'nin ve umudunu bağladığı emperyalist ülkelerinde sorgulanması gerekmektedir.
Çünkü ne Putin'in savaşı ne de Zelenski'nin sırtını yasladığı emperyalist ülkelerle birlikte paylaştıkları; savaş adlı çatışmanın hiçbir koşulda meşru bir yönü olamaz.
Emperyalistler arası yaşanılan bütün savaşlar paylaşım savaşlarıdır.
Her halükârda ezilenler emekçi halklardır.
Biraz geriye dönüp hatırladığımızda; 2014 yılında batılı devletler, Rusya yanlısı Yanukoviç hükümetinin, Ukrayna toplumu tarafından iktidardan düşmesi gerektiğini dile getirmişlerdi.
Bunun yanında Ukrayna'da, Yaçenyuk hükümetiyle birlikte AB'ye ortaklık statüsü kabul edilmiş oldu.
Bu süreç 2016'da, AB-Ukrayna serbest ticaret bölgesinin ilan edilişine kadar ilerledi.
Yani bir yanda ABD diğer yanda AB, emperyalist paylaşımın hedefinde Ukrayna'yı görüyorlar.
ABD Başkanı Joe Biden Mart 2022'de bir konuşmasında: "Demokrasi ile otokrasi ve özgürlük ile zûlüm arasında kalarak" Rusya-Ukrayna savaşının içinde olduğunu belirtmişti.
Oysa Amerikan tarihinden de biliyoruz ki; Amerika'nın özgürlükten bahsettiği her yerde sömürü, kan ve gözyaşından başka bir şey yaşanmamıştır.
Tüm bu gelişmeler devam ederken Ukrayna Devlet Başkanı yapılan bütün açıklamalardan güç devşiriyordu.
Bunu nasıl anlıyoruz:
Zelenski arkasına aldığı ABD, NATO ve AB ile Ukrayna'yı yeni bir emperyalist ülke hâline getirmek için ülke içindeki; yurtsever, sosyalist ve diğer tüm muhalif grupları bastırma gayretindeydi.
Savaşa karşı çıkan ve asıl amacın Ukrayna'nın bağımsızlığı değil, emperyalist bağımlılığa Ukrayna'yı dahil etmek olduğu yönünde eylemlerde bulunan herkes, Zelenski tarafından devletin gücüyle susturuluyordu.
Bugün bile, savaşın durmasını, Rusya'nın savaştan çekilmesini ve Ukrayna'nın bağımsız kalmasını isteyen örgütler, Ukrayna rejimi tarafından Rusya yanlısı ilan edilerek, çıkarılan kararnamelerle yasaklanıyor.
Bu uygulama Zelenski tarafından devam ettirilen totaliter bir anlayıştır.
Çünkü Ukrayna, Avrupa'nın ikinci en büyük ülkesi olarak önemli yer altı kaynaklarına, verimli arazi topraklarına, iyi bir işçi sınıfına ve bir kısım tekellere sahip bir ülkedir.
Avrupa sınırları içerisinde böyle bir ülkenin paylaşım savaşının bir parçası olması elbette kaçınılmazdır.
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın asıl boyutu bu olmakla birlikte, batılı emperyalist güçlerin Zelenski'ye sağladıkları olanağın nedeni bu yüzdendir.
Zelenski'nin emperyalist odaklarca bir kahraman olarak dünyaya tanıtılması, Zelenski'nin emperyalist güçlerle aynı aklı taşımasından kaynaklanıyor.
Bununla birlikte Ukrayna'da, Nazi örgütlenmelerine Zelenski'nin destek vermesi ve savaş karşıtı tüm muhalif güçleri; Putin'in kendi halkından savaş karşıtı olanlara uyguladığı muamele gibi, hain ilan edip, cezalandırması, Zelenski'nin emperyalist yüzünü açığa çıkaran faşist bir uygulamalarından bir tanesidir.
Zelenski faşist parti ve örgütlerden destek alıyor.
Bunları bildiğim kadarıyla sıraladığımda:
Azak hareketi, Swoboda Partisi, Prawyj sektor, C14, gibi örgütsel yapılar olduğunu görüyoruz.
Bu örgütsel yapıların desteklemesiyle birlikte, Ukrayna'daki oligarkların Zelenski'ye olan iltifatlarını ve desteklerini göz önüne alırsak Zelenski'nin, faşist (emperyal) amaçlarını daha iyi fark edebiliriz.
Örneğin Ukrayna'nın en zengin adamı olan Rinat Ahmetov, daha önce Putin yanlısı bir zenginken şimdi ise, Zelenski yanlısı bir para baronu.
Hâliyle Ahmetov NATO ve AB'nide destekliyor.
Özetle de olsa; tüm bunlara bakarak Zelenski'nin demokrasiyi sürekli hatırlatması, savaş koşullarında toplumsal sağduyu etkileyebilir, fakat Zelenski'nin sağcı-şovenist karakterini gizleyemez.
Rusya-Ukrayna savaşı dünyadaki yeni değişimlere kapılar aralamaya devam edecek.
Emperyalist paylaşımın dengelerinde, dünya genelinde yeni küresel gelişmelerin belirleyicisi olacaktır.
Ama her koşulda sömürülen Ukrayna emekçi halkı ve dünya emekçi halkları, bütün emperyalist gelişmelere karşı örgütlenme bilincini canlı tutmalıdırlar.
Sadece demokrasi demenin yeterli olmadığına Ukrayna halkı başta olmak üzere, bütün halklar inanıyorlar.
Nitekim sorgulanan ve sorulan çok önemli bir soru var:
Evet, demokrasi... ama kimlerin demokrasisi?
Heybet AKDOĞAN
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Popülist siyasetin yeni gözdesi İmamoğlu
- Mali oligarşinin vazgeçilmezi Macron
- Söz Netanyahu'dan açılmışken
- Bosna Hersek'in AB süreci
- İran'ın uranyum zenginleştirme hamlesi
- Rusya ve ABD arasındaki hibrit savaşı
- Suriye'nin Arap Birliği'ne geri dönüşü
- Güney Kore ve ABD arasındaki nükleer ilişkileri
- Çin'e çip ambargosu
- Nükleer silahlar ve istenilen anlaşmalar
- Macroncu rejim ve toplumsal öfke
- O artık milletvekili













