Hüseyin Avni DEDEKARGINOĞLU

İLKÇAĞDAN GÜNÜMÜZE FELSEFE VE FİLOZOFLAR -2-

Hüseyin Avni DEDEKARGINOĞLU
  25-09-2023 14:43:00

FELSEFE NEREDE DOĞMUŞTUR?

Değerli yoldaşlarım;

Ünlü Fransız filozofu ve Felsefe tarihçisi Emile Brehier(1876-1952), felsefenin başlangıcı konusunda şunları söylüyor: "Felsefe tarihçisi, felsefeyi, Aristoteles'in de ilk defa ortaya koyduğu gibi ilk kez M.Ö 6.yüzyılda İyonya bölgesinde Milet şehrinde ortaya çıkan su filozoflarının ilki olan Thales'in mi başlattığı yoksa onun da kaynağının daha eskiye yani Mısır veya Mezopotamya (Babil) kültürlerine mi dayandığı konusunda bir görüşe sahip olmak zorundadır."

Bu soru ilk çağdan günümüze hep gündemde olmuş ve değişik filozoflar ve felsefe tarihçileri bu soruya değişik yanıtlar vermişlerdir. Günümüzde İzmir ve Aydın illeri ile karşılarındaki adaları içine alan İyonya bölgesi felsefenin başlangıcı bakımından özel bir önem taşımakta olup, genel olarak felsefenin, ilk büyük felsefe tarihçisi olan Aristoteles'in de kabul ettiği gibi günümüzde Balat adını taşıyan Milet şehrinde Thales tarafından başlatılmış olduğudur.

Ancak Antikçağ'da, İskenderiye'de aralarında Yahudi filozofu Philon'un da bulunduğu bazı Mısırlı rahipler bu görüşe karşı çıkarak felsefenin kaynağını daha geriye Mısır'a, Babil'e ve Yahudi kavimine kadar götürmüşlerdir.

Hatta Suriyeli filozof Numenius, Platon'un "Yunanca konuşan Musa olup olmadığını" sormuştur.

İlk Hristiyan filozofları olan İskenderiyeli Clement ile Origenes de bu görüşe destek vermişlerdir.

M.S 3.yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Antik Yunan felsefe tarihçisi ve biyografi yazarı Diogenes Laertios ise bu konuda Aristoteles'in aksine felsefenin ilk defa Doğu'da ortaya çıktığını savunarak "Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri" adlı kitabında şunları yazar:

"Bazıları Felsefe araştırmalarının Barbarlarda başladığını söylerler. İlk felsefeciler Perslerde Maglar, Babillilerde Khaldaialılar, Hintlilerde

Çıplak bilgeler, Keltlerde ve Galatlarda da Dryidlerle Semnotheolar olmuştur.

Mısırlılar da felsefeyi başlatanın Nil'in oğlu Hephaistos olduğunu söylerler, onlarda felsefenin başında rahiplerle biliciler varmış.

Felsefenin barbarlarda başladığını söyleyenler bunlardan her birinin felsefe yapma biçimini de şöyle açıklarlar:

Çıplak bilgelerle Dryidler bilmece gibi konuşarak felsefe yaparlarmış, tanrılara saygı gösterirler, hiç kötülük yapmazlar ve yiğitliğe önem verirlermiş.

Çıplak bilgeler ayrıca ölümü küçümserlermiş.

Khaldaialılar, gökbilim ve falcılıkla ilgilenirlermiş.

Maglar, sanki tanrılar bir tek onlara kulak veriyormuş gibi, tanrı sunakları, kurban ve dualarla uğraşırlarmış.

Tanrıların özü ve yaratışlarıyla ilgili açıklamalar yapar, ateşi, toprağı ve suyu da tanrı sayarlarmış.

Tanrıların erkek ve kadın olduğunu söyleyenleri kınarlarmış.

Adalet üzerine tartışır ve ölüleri yakarak gömmeyi dine aykırı bulurlarmış.

Mısırlıların tanrılarla ve adaletle ilgili olan felsefeleri şöyleymiş:

Onlara göre evrenin başlangıcında madde varmış, sonra bundan dört öğe ayrılmış ve kimi canlılar oluşmuş.

Güneş ve ay birer tanrıymış. Birinin adı Osiris, öbürünün adı İsis'miş. Tanrılara heykeller ve tapınaklar yaparlarmış.

Mısırlılara göre evren oluşmuş bir şeymiş ve bir gün yok olacakmış.

Yıldızlar ateşmiş ve yeryüzündeki herşey bunların ısısıyla oluşmuş, ay tutulması, ayın dünyanın gölgesi üzerine düşmesiyle oluşurmuş. Mısırlılara göre ruh ölümden sonra da yaşar ve başka bir bedene geçermiş.

Adalete dayalı yasalar çıkaran Mısırlılar, yararlı hayvanları tanrı sayıyorlarmış.

Geometriyi, astrolojiyi ve aritmetiği onların bulduğunu söylerler."

İslam coğrafyasının Türk asıllı filozofu Farabi ise bu konuda şunları söylüyecektir:

"Bu ilim(Felsefe) önceleri Irak'ta yaşamış olan Kaldelilerin elindeydi, sonra Mısıra, oradan da Yunanlılara, Yunanlılardan Süryanilere, onlardan da Araplara geçti."

Bu konuda Hegel ise

"Yunanlılar, dinlerinin, kültürlerinin ve toplumsal uzlaşmalarının ham maddelerini Asya, Mısır ve Suriye'den aldılar, fakat bunları öylesine silip, değiştirip, geliştirip ve dönüştürdüler ki, kendilerine ait olan felsefe haline getirdiler" diyor.

Bu konuda son olarak ünlü Alman filozofu, felsefe tarihçisi olan Friedrich Albert Lange de şunları yazıyor:

"Yunan entelektüel yaşamının parlak döneminden hemen önce gelen yüzyıllarda,İyonya halklarının çok sayıda ve önemli kentlerinde çok sayıda deha, sanatçı görgü ve bilgilerini artırmak arzusuyla Miletos ve Efes'te oturanları uzak bölgelere yolculuk yapmaya itiyordu. Felsefe işte bu zengin, saygıdeğer, yaşam konusunda bilgili, yaptıkları sayısız yolculuklardan ötürü görgü ve deneyi artmış insanların dünyasında doğmuştur.

İyonyalılarda akılcılığın gelişmesi, matematik ve doğa bilimlerinin gelişmesine paralel gitmiştir. Bilimsel hareket,Yunan dünyasının doğu kısmında yani Mısır, Fenike ve İran'la ilişkilerin en sık olduğu bölgede doğmuştur. Doğunun astronomi ve zamanbiliminde Yunandan önce başarı gösterdiği kesindir.Yunan'da her şeyden önce sözkonusu olan olağanüstünün bulutlarını dağıtmak, dinsel ve şiirsel görüşlerin efsanevi kaosundan doğa incelemelerini açığa çıkarmak, aklın ve acımasız gözlemin alanına ayak basmaktı."

Sonuç olarak, Yunanlı filozofların doğudan öğrendiklerini aklın, bilimin ışığında deney ve gözlemlere tabii tutarak modern anlamda felsefeyi kurmuş olduklarını söyleyebiliriz.

Bu konuya devam edeceğim.

İyi akşamlar değerli yoldaşlarım.

  Bu yazı 4273 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım