Hüseyin Avni DEDEKARGINOĞLU

ARİSTOTELES VE SANAT FELSEFESİ -49-

Hüseyin Avni DEDEKARGINOĞLU
  05-03-2022 15:10:00

Değerli yoldaşlarım;

Aristoteles'te esas olarak Sanat Felsefesiyle ilgili olarak üç konuda hocası Platon'un görüşlerini paylaşır. Bunlar sanatın özü itibariyle hakikate ilişkin bir bilgi olduğu, ahlaki ve eğitimsel bir değere sahip olduğu ve üçüncü olarakta sanatın özü itibariyle bir taklit olduğu görüşleridir. Ancak Aristoteles, genel olarak Platon'un sanata karşı küçümseyici tutumuna katılmadığı gibi özel olarak da bu üç konuda onun görüşlerini düzeltme, geliştirme ve zenginleştirme gereği duyar.

Aristoteles genelikle güzel sanatlar, özel olarak epik, şiir, tragedya ve komedyanın incelenmesine ayırdığı Poetika adlı eserinde Platon'u izleyerek sanatı özü itibariyle bir tür bilgi olarak gördüğünü ve sanatın özünün taklit olduğunu söyler. Aristotele bu eserinin dördüncü bölümünde taklit yeteneğinin insanda doğuştan olduğunu ve insanı diğer daha aşağı dereceden hayvanlardan ayıran bir yeti olduğunu ve insanın ilk bilgilerini taklit sayesinde edindiğini belirtir. İnsanın bütün taklit türlerinden hoşlandığını söyleyen Aristoteles, bunun nedeninin ise insanın taklit sayesinde bilgi sahibi olması olduğunu belirtir.

Aristoteles ressamlık, heykeltraşlık gibi bazı sanatların doğal dünyada fiilen varolan kişilerin renkler ve figürler aracılığıyla doğrudan bir taklidi, diğer bazı sanatların örneğin lirik veya epik şiir, tragedya veya komedyanın fiilen varolan veya hayali kahramanların karakter, eylem ve duygularının taklidi olduğunu, buna karşılık enstrümental müzik gibi bir sanat dalında bu anlamda bir taklitten söz edilemeyeceğini belirtir. Ama bu son sanat dalında da bir başka anlamda hem de en yüksek ölçüde taklit kavramından söz edilebileceğini düşünür. Çünkü ona göre müzik, melodiler, insanların sahip oldukları "ruh hallerinin, duygularının bir taklidi" dir.

Aristoteles sanatın hakikat (bilgi), güzellik (estetik) değeri yanında ahlaki- eğitimsel değeri olduğunu da kabul etmekte ve bu konudaki görüşünü Politika adlı yapıtının yurttaşın eğitim konusuna ayırdığı bölümünde açıklıyor.

Aristoteles burada kendi döneminde çocuklara öğretilen şeyleri genel olarak okuma ve yazma, beden eğitimi, resim yapma ve müzik olarak

sıralar, sonra müziğin eğitimdeki yerini tartışmaya girişir. Aristoteles'e göre insanların çoğunluğu müzikle, verdiği haz için ilgilenmektedir. Oysa bu yanlış veya en azından eksik bir görüştür. Çünkü müzik "oyun" veya "eğlence" değildir.

Aristoteles'e göre bazı şeyler, örneğin okuma yazma, aritmetik faydalıdır. Bazı şeyler, örneğin oyun veya eğlenceler ise haz vericidir. Ama müzik bu iki gruba da girmez.Müziğin haz verici özelliği olduğu doğrudur, ama onun asıl değerini oluşturan şey bu değildir. Müziğin asıl özelliği "karakter ve zihin üzerinde etki yapması, karakteri geliştirme gücüne sahip olması" dır.

Nasıl ki uygun bir beden eğitimi insanın bedenini uygun bir şekilde geliştirirse aynı şekilde uygun bir müzik eğitimi 'de insan ruhunu uygun bir şekilde geliştirir. İnsan ruhunun uygun bir şekilde geliştirilmesinden, eğitilmesinden kastedilen nedir?

İnsanın doğru şeylerden zevk almasının, doğru şeyleri beğenmesinin sağlanmasıdır.

Aristoteles'e göre müziğin insanı etkilediği, ruhunda birtakım duygular, heyecanlar yarattığı bir gerçektir. Bazı müzik makamları ve melodileri insanı umutsuzluğa, kedere sürüklerken bazıları insanı umutlandırarak, mücadele etmesini ve direnme gücünü artırır.

Bunun sonucu olarak Aristoteles için müziğin ahlaki ve eğitimsel bir değere sahip olduğu, bazı insanların ruhunda dengesizlik yaratarak taşkın hareketlere, olumsuz davranışlara sürüklerken, bazılarının ruhunda olumlu bir etki yaparak onları soylu davranışlar yapmaya yatkın hale getirir.

Müziğin eğitim içindeki yeri onun bu ahlaki niteliği ve eğitimcinin ahlaki amaçları gözönüne alınarak tesbit edilmelidir.

Bu konuda eğitim veren kişinin yani eğitimcinin de doğru bir eğitimden geçmiş olması gerekir.

Örneğin, devrimci sosyalist komünist müzik yapan kişinin önce kendisinin devrimci sosyalist komünist olması, sosyalist bilinci alması gerekir. Bunun için de bedel ödemeyi yani protesto edilmeyi, faşist saldırılara uğramayı, zindanlarda yatmayı, sürgünlere gitmeyi göze alması gerekir.

1970'li yıllarda Ruhi Su, Aşık İhsani, Aşık Şah Turna, Aşık Sinem Bacı, Abuzer Karakoç, Mehmet Koç müziği sınıfsal yani devrimci bir şekilde yaparak işçi sınıfının, emekçilerin, yoksul köylülerin, ezilen ulusların ve halkların sınıf bilincinin oluşmasına büyük katkı yapmışlardır.

Ruhi Su, Aşık İhsani ve Abuzer Karakoç'u, saygıyla özlemle anıyorum.

Yıldızlar yoldaş olsun.

Müziği sosyalizm ve halkların özgürlük mücadelesine katkı sunmak için, hiçbir kişisel çıkar ve ikbal peşinde koşmadan yapan tüm devrimci sanatçıları saygıyla selamlıyorum.

Bu konuya devam edeceğim.

 

  Bu yazı 3191 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım