ALİ-Cİ OLMAK İLE ALEVİ OLUNMAZ...
Kemal ATALARAli'ci Olmak:
Galatasaraylı, Fenerli ya da Müslümcü, Orhancı, İbocu olmak arasında tek nüans farkı, Ali'nin tarihi kişiliği, yaptıkları, yapamadıkları, uğradığı hak kaybı ve gasp edilen hakları için mücadele ederek kazanan ya da kaybedendir. Ancak diğerlerinin buna benzer ve toplumun derinlerine kadar inmiş, uğrunda ölümler, kelle kesmeler yaşanmışlığı olmayan majosist bir tutkudur.
Ancak:
Ali, zamanının çağının bir kahramanı, bir din peygamberinin damadı, varisleri ve inancı uğruna gözünü kırpmadan ölüme duran, öldüren; bu ideal ve inancı için binlerce insanı katletmiş, mal varlıklarına ganimet olarak çökmüş, yetmemiş gibi karılarını kızlarını esir almış, bunlar içinden ikramlarda bulunmuş (cariye edinme). Fakat bu kadar çaba ve kahramanlıklar sonucu hak gasbına uğramış, veraseten veya vasiyet üzere kendisine tevdi edilen makam ya da göreve bile hilafet edilmiş olan, akraba ve hısım olan aynı ya da bağlı aşiret kabileden gelen kişiler nedeniyle, kendisinin hakkı için geri alınması uğruna ölümleri göze alacak derecede bağlılık duyanları, yani taraflarını belli ederek "Ben Ali'ciyim, Ali'den yanayım" diyen Mabeyn-i Ali olanlara verilen isimdir.
Yani, çok iyi dostunuzun hakkı olduğu halde alamaması, hak kaybına uğraması ve bu alınacak haktan sizinde bir nebze nemalanacağınız bir mal, mülk, makam kaybının önüne geçmek için, gerek hukuken, gerek fiziken gerekse ekonomik olarak destek verip yanında olup sonuçtan kârlı çıkma planları yapmak gibi. Çıkar amaçlı yılan gibi gömlek değiştirmek, günümüz siyaseti gibi partili olmakla eşdeğerdedir. Kazanılır ya da kaybedilir. Olunur ya da olunmaz. O farklı bir bakış açısıdır. Kazanmadığı için terk-i diyar edenlerdir. İşte bunlar tarafçı olan, çıkarı uğruna hareket edenlerdir.
Amma:
Alevi olmak, Ahmetçi, Mehmetçi, Ali'ci, Velici olmak ya da A partili, B-C-X partili olmak değildir. Tamamen yaşama kuralları, bilinç, anlayış, sosyo çevre, inançsal değerler ve evrendeki tüm insanlar için (72 millete bir nazarla bakmayan) tarafsız olarak doğru ve gerçek olan neyse onun uygulanmasıdır. Kendisinin hiçbir çıkara dayanmayan ve olmayan anlayış ile hareket eden edebilen, felsefeleri ilim, bilim, birlik, kan dökmemek, vicdan ve ihsan sahibi olarak kabul etmek ve savunmaktır.
6-7. yüzyılda yaşam kuralları, din savaşları, kadına verilen değer, savaşlar sonrasında elde edilen ne olursa olsun (savaş esiri de dahil) savaş ganimeti olması, paylaşım, idarecilik ve savunduğu fikir inanç ve felsefeyi savunmak ile günümüzdeki uygulamalarını bir tutmak mümkün değildir. Köle ticareti, miras dağılımı, kadın cariyeliği gibi hukuksal sorunların çözümü arasında dağlar kadar fark vardır.
Ali'ci, Ahmetçi olanlar 6-7. yüzyılda bu olayları uygularken hak, hukuk, nizam, vicdan sorgusuna ihtiyaç duymaz, direkt gücün yetiyorsa tepeler, öldürür, esir alır mallarına ve kadınlarına çöker ve sonra seninle birlikte hareket edenler arasında paylaştırılır, eşitlik aranmaz, kadınlar da esir pazarında satılır ya da cariye olarak alınırdı. Bu tür davranışlarda bir de dinsel ağırlıklı tavır ve davranış, etkin olan kişinin emirlerine aykırı hareket edilemez, ama zaman içinde kaybedilen güç ve destek, bir de lider yokluğu kendi liderini yaratma durumunu ortaya çıkartıp, sözüm ona haklı olanlarla (tabii ki çıkarı uğruna) destek olup yanında yürümek zorunda görüncede kuyruğunu kıstırıp kaçmak da dahil her türlü hinlik içindeki davranış hali, tuttuğu partinin kaybetmesi sonucu hemen çark edip karşı cephedeki rant kapısına el etek öperek girme faslı ile sürüp giden tarafgirliktir. Bunun ideal için mücadelesi ya da dobralığı yoktur. Menfaatin bittiği yerde o da biter. İşte bu Alevilik olabilir mi? Bence olmaz.
Alevilik ise çok farklı bir tarz, tutum, yaşam ve değerleri uğruna hiçbir çıkar menfaat gözetmeksizin, atmadan, satmadan, yakmadan, öldürmeden yaşam kuralları ile akıl süzgecinin kurallarını kendine yapılmasını uygun görmediğini başkasına yapmaya yaptırmaya rızalık göstermeyen Hak, Doğa, Yaşam ve evrensellik ilkeleri içinde hareket eden bir yaşam felsefesidir.
Tabii bu felsefenin ayrıntı ve detayları, uygulamaları, ekşi artıları, uygulayanlar ile uygulayıcıların farklı düşünce coğrafik koşulları nedeni ile homojen olmayan subjektif farklılıkları da elbette vardır.
Burada asıl olan, insan olmak, insan olabilmek, karşılıklı ilgi, bilgi, ilim ve bilimle karanlık çağdan çıkıp daha yaşanılır, barışın ve huzurun evrensel alana yayılması ve uygulanması idealidir. Bu ideal için kimsenin koltuğunu, malını, tahtını ya da kılıçtarlığını yapmaya ihtiyaç yoktur, olmaz da.
Çünkü:
Her yapılacak işlem, her atılacak adım rıza ile kabuller üzerine inşa edilir. Kimsenin diğerinin üzerinde hak gaspı olmaz. Kimse kimsenin ağası, patronu, kralı, başkanı değildir. Ama bu rızalık hukuku için Cem edilir (bir araya gelip sorgulanmak, darda durmak, savunma verip savunma almak yeri).
Bu yerde halk huzurunda, meydanda yani cem meydanında her şey konuşulur, çözümlenir.
Şimdi:
Ali'nin tarihsel misyonu içinde kaç savaşa girdiği, kaç kişiyi katlettiği, hangi amaca hizmet için katlettiği, kaç esir alıp cariye köle yaptığı, mallarına konduğunu ayrıntılı yazmak hem zaman kaybı hem de benden daha iyi dinlerin yayılış şeklini bilmeniz hesabı ile ayrıntılara girmiyorum. Ama en basit bir Hayber Kalesi olayında Beni Kureyze kabilesi ki bu kabile Yahudi kabiledir. Orada katlettiği binlerce insan ve köleleri, cariye edilmeleri muhakkak duymuş okumuşsunuzdur. Ali bu savaş sonrasında "La fetta illa Ali, La fetta illa Zülfikâr" ünvanını almıştır. Peki ne için? İslam dininin yayılması için.
Peki Ali, Alevilik adına hangi adımlar atmış? Bağlama mı çalmış, deyiş mi söylemiş, cem semah mı dönmüş, tek evlilikte mi kalmış, ilim ve bilim için hangi adımları atmış? Var mı böyle bir kayıt, belge, yazı veya hadis bile olsa? Yok. (Hurafe sen, 40'lar Cem'i, semahı vb. Bunlar tamamen ruhani ve Şia'nın yani Şiilerin kuruntulu uydurmalarıdır. Aynı olaylar ve daha fazlası Budizmde de, Maniheizmde de, Zerdüştlükte de ve İslamiyette peygambere ithaf edilenler var. Yani tek tanrılı inançlar öncesinden M.Ö. 6-7 bin yıllarından gelen hatta M.Ö. 12 bin yıl Göbeklitepe 12 sütun hikayesinin anlamlandırılmasını bile burada arayabilirsiniz. Ama Ali'yi buralarda göremezsiniz çünkü hakimiyet için taht için verdiği savaşları ve hak talepleri gasp edilen miras ve yerine getirilmeyen vasiyeti ile İslam içinde bulabilirsiniz. İşte bu anlayış Alevilik değil, Ali'ciliktir.
Alevi olmak için evrensel olmak, hak hukuk sahibi olmak, ben merkezci olmamak, insan haklarına sahip olmak, kan dökmemek, ilim ve bilim ışığında yürümek, hurafe ve safsatalar peşinden değil aklın, vicdanın ve ilmin ardından gitmek, savunmak tekçi değil çoğulcu, ben değil biz olmaktır.
Kendi kendimize düşündüğümüzde sizce Ali'cilik mi Alevilik'tir?
Yoksa, 72 millete tek nazarla bakan, ayrım yapmayan, hak hukuka saygı duyan, ilim ve bilimle giden, öldür
Yorumları sizlerin değerli dağarcıklarınıza ve akıl süzgecinize bırakıyorum. Aynayı yüzünüze tutun nasıl görmek islediği ( ni ) mizi görelim. Aşk ile...
Kemal Atalar . Şanlıurfa/Kısas
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













