BİZ KENDİMİZ OLABİLDİK Mİ...
Kemal ATALAREvet, maalesef çok güdük, bir o kadar da önem arz eden bir sav.
Biz kendimiz olabildik mi?
İlk başta okuyunca, objektif açıdan bakıldığında "elbette ki biz kendimiziz" deriz. Biz ülkemizle, insanımızla, halkımızla biriz, yani kendimiziz.
Yahut en azından aklımızdan öyle geçiririz. Fakat olayı biraz daha derinliğine, enine boyuna irdelemeye, sorgulamaya hatta içyüzünü çözmeye çalışırsak, yani geniş yelpazeden at gözlüğü kullanmadan bakarsak veya bakabilirsek, o zaman "biz kimiz, neyiz?" sorularının muhatabı oluruz ve bunlara cevap aramak için debelenir dururuz.
Sahi, biz kendimiz miyiz?
85 milyona yaklaşan nüfusumuzla içimizdeki Arap, Kürt, Türkmen, Laz, Çerkez, yahut Hristiyan, Yahudi, İslam, Alevi olarak biz kendimiz miyiz yoksa bizlere biçilen kaftanın içindekiler miyiz, kimiz?
Buradaki sorunun bilinç altında sakın ırkçılık, şovenizm, dincilik ya da ego aramayın. Çünkü bu sorunun asıl muhatapları hepimiziz, neden mi?
Hangimiz ne kadar sahibiz kendimize? Kimliğimize, dilimize, inancımıza, kişiliğimize...
Hangimiz boş hikayeler ve uydurulmuş dinler arkasına gitmekten, dayatılmış kimlik(ler)i kullanmaktan kurtulmuşuz?
Hangimiz kültürümüze, yolumuza, geleceğimize ne kadar ışık olabiliyoruz? Bu uğurda kaç araştırma makalesi okuduk, yazdık? Kaç sohbete katıldık, kaç bilimsel ve felsefi tezde bulunduk, ses olduk?
Kaçımız ülke zenginliğinin peşine düşenler karşısında dört maymunu oynamadık (görmedik, duymadık, konuşmadık ve korkmadık)?
Kaçımız kendi kişisel kibir ve egomuza yenik düşüp, yandaşımız, ırkdaşımız, fikirdaşımızın yanlışına yanlış dedik diye bildik?
Daha mı diyeyim, daha mı sorayım?
Bu kadar basit sorulara bile duyarsız, sessiz ve cevapsız kalmak bile yazan, konuşan (doğru yanlışları) kabul edip, içimize sindirip, yutkunarak, hatta iç çekerek sinemize çekmedik, cevap veremedik, yapamadık; yani biz kendimiz olamadık. Peki, biz kendimiz miyiz?
Hayır, asla, kendimiz değiliz, olmayız, olamayız. Bizlere biçilen ölçü ve ebatlarda standart oturan, kalkan yatan, konuşan, yiyen ve "Yarabbi şükür, bu günümüze" diyen, prototip çizilmiş (bilgisayar teknolojisindeki) yapay zeka gibi yapay gladyatör, yapay kukla, yapay dindar, yapay solcu, yapay milliyetçi, yapay insanız. O kadar...
Kurtuluş yolu yok mu, yani kendimiz olma yolu?
Elbetteki var.
Okumak, sorgulamak, konuşmak istemek... Aklını, fikrini, iradesini kullanan insan olmak...
Ne mutlu insan olabilene... Aşk ile,
Kemal Atalar/Şanlıurfa / Kısas
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Arınma Maskesiyle Korunma: Bu Sahtekarlık Değil mi?
- Asimilasyona Karşi
- Celladina Aşik Olmak ve Biat
- Madem Demokrasi...
- İlk Olmak mı, Gerçekçi Olmak mı?
- Aleviler ve Yas-ı Matem
- Zehirli Okun Hedefi...
- YA OLDUĞUNUZ GİBİ YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN...
- KENDİ GERÇEKLİĞİMİZLE YÜZLEŞMEK...
- Semah Folklor Oyunu Değildir
- SAVAŞ, YAŞAMIN HER ALANINDA...
- HALLAC-I MANSUR'U ANLAMAK...













